Atatürk'ü koruma kanunu

atatürk'ü koruma kanunu

Tümünü Göster [5]

28154 #1  #28154
düşünce özgürlüğüne aykırı bir kanun değildir.

kanun aslında çok net, uygulamada sıkıntılar var. kanun, atatürk 'ü eleştirmek suç demiyor ki, atatürk 'e hakaret etmek ve sövmek suçtur, bunun da cezası şudur diyor. ancak, zaman zaman kanun uygulayıcılar, eleştirileri hakaret olarak anlayabiliyor ve yorumlayabiliyor, sorun burada ortaya çıkıyor..
(0)



28175 #2  #28175
sadece ülkemize özgü olmayan, lese-majeste adı ile bir çok ülkede de benzeri var olan kanun. danimarka, hollanda, norveç ve ispanya bu ülkelerden birkaçıdır.

cehalet öyle büyük bir hastalıktır ki, kimse "ben cahilim" diye anırmaz, anıramaz.
(0)



57055 #3  #57055
terbiyesiz ve ikiyüzlü kürtçüler ile dinciler yüzünden var olan ve olması gereken kanun. kuran'da adı geçtiğini iddia eden sapık bir yobazı nasıl ki eleştiremiyoruz, hırsızları ima yolu ile bile eleştiremiyoruz, (bak çoğul kullanmak zorunda kaldım burada bile, farkında mısın?) o zaman atatürk'ü de eleştiremezsin. çünkü atatürk sadece bir insan değil, milyonlarca insanın manevi değerlerini temsil eden mukaddes bir isim. öyle yoğunlaştırma kampında özgürleştirilen kaşarların ve pezevenklerin pis ağızlarına dolanamaz. dersimmiş, zolanmış, sen önce git uludere'de kaçakçıları hamamböceği gibi öldüren dincilere hesap sor. ah pardon onlarla kürt açılımı yapıyordunuz ama değil mi? şimdi ağzınızın tadı bozulmasın. gerçi işid de bir tarafınıza çok güzel girdi, ama ne güzel girdi.
(0)



57069 #4  #57069
şu "nereden baksan ahmakça" kalıbı ciddi tiksinti yaratmaya başladı bende. kendi cümlelerinizi kurabilirsiniz artık arkadaşlar. başkalarının kalıpları ve fikirleri üzerinden siyasi polemik açma yarışına girdiğiniz takdirde o düşünceler ve kalıplar tükenince sap gibi ortada kalırsınız. beyniniz var, kendiniz bir şeyler düşünmeye başlayın artık.

bu kanun gereklidir zira libya'da en temel insan haklarını uygulamak istiyorsanız düpedüz otokrat bir rejim kurmanız gerekmektedir. suudi arabistan'a en basit insan haklarını götürebilmek için on yılar sürecek ve toplum mühendisliğine dayalı bir diktatörya kurmaya mecbursunuz. bu durumda iki seçeneğiniz var:

1-ya ille de demokrasi diyeceksiniz ve insan haklarının uygulanabilmesine neden olacak medeni gelişmişliği olağan sürecine bırakacaksınız ve 300 yıl sonra ancak temel insan hakları uygulanabilecek. (mesela kadının toplumda eşit bir birey olması)

2- ya da sizi bu medeni gelişmişliğe birilerinin kafalarına vura vura götüren kişileri sahiplenecek, lider göreceksiniz.

başka yolunuz yok. atatürk gibi biri olmadığı için iran, suudi arabistan, libya vs. bu haldeler. (eşcinseller asılıyor üçünde de)
(en büyük arap ülkesi mısır ve mısır'da halkın %64'ü islamdan çıkanın aslımasını istiyor=http://www.pewforum.org/fil..., siz bu islam denen şeyi çocuk oyuncağı sanıyorsunuz heralde, cumhuriyetin mutaasıp islama karşı verdiği mücadeleyi iki tane kürt ayaklanamsındaki bir takım hatalarla önemsizleştiremezsiniz)
bu noktada liderin kim olacağı, liderin meşruluğu sorgulanması gereken meseleler oluyor. başka bir yazımdan alıntılayayım:

"liderlik mefhumunu reddetmek bu dünyanın tüm gerçekliğini reddetmektir. "lider dayatmayın" derken aslında "politik anlamda ve ideolojik olarak doğru gördüğünüz tarihe iz bırakmış bir kişiliği rol model almayın, kutsal saymayın, size olan etkisini kabullenmeyin" demek isteyenler genelde "medeniyete, insanlığa ya da bir halka faydası olan liderleri değil ideolojileri yüceltin ve kutsal sayın"dan ziyade benim sahip olduğum ideolojiyi savunan liderleri yüceltebilirsiniz demek istemektedirler. elbette liderleri boş verin sadece ideolojiye ve medeniyete odaklanın, fikirleri yüceltin diyen insan da bulmak mümkündür ancak bu insanların toplumdaki oranı çok cüzidir. ideoloji ve medeniyet kendiliğinden bir topluma nüfuz etmez. tarihte hiç bir zaman da etmemiştir. ideolojiyi ve medeniyeti ancak liderler topluma kabul ettirebilmişlerdir ve bir toplumun ilerlemesinde, gelişmesinde liderden daha önemli bir gerçek yoktur. bu nedenle liderlik mefhumu vardır, halk kitleleri tarafından kutsal ilan edilebilir liderlikler vardır, bu gerçek kabullenilmelidir.

cengiz han olmasaydı moğol imparatorluğu dünya tarihinin en geniş sınırlara ulaşmış imparatorluğu olamazdı. `deli petro` olmasaydı rusya bugünkü gibi sınırları baltık denizinden japon denizine uzanan bir coğrafyanın sahibi ve dünya üzerinde ciddi güç sahibi görece üstün bir medeniyet ve bilimsellik sahibi bir devlet olamazdı. `14. louiz` olmasaydı fransa bugünkü fransa, dünya da bugünkü dünya olamazdı, jean-françois millet, édouard manet gibi fransız ressamların var oluşu 14. louiz'in varoluşu ile doğrudan doğruya alakalıdır. alexandre dumas, jules verne, stendhal gibi fransız yazarların; joseph fourier, pierre-simon laplace, lamarck ve louis pasteur gibi muazzam bilim insanlarının varoluşu 14. louiz'in 17. yüzyılda açtığı fransa bilimler akademisi ile direkt ilişiktir. fransız bilimler akademisinin açılışında çevre koşulları tetikleyicidir ancak açılabilmiş olması bir liderliğin sonucudur. dolayısıyla fransız halkının bugün 14. louiz'e ya da napolyon'a muhabbetle bakıyor olmaları, onları kutsuyor ve minnet duyuyor olmaları, onların açtığı yolda gösterdikleri hedefe, medeni bir dünya ülkesi olma hedefine, hiç durmadan yürüyor olmaları boşuna değildir.

kimi toplumlar medeni gelişmişlik için ihtiyaç duydukları liderleri 17. ve 18. yüzyıllarda kiliseye rağmen, dogmalara rağmen, işgallere ve ilkel toplum düzenine rağmen edinebilmişlerdir. o toplumlar bugünün müreffeh toplumlarıdır. kimi toplumlar hiç edinememiştir. kimi de bizim gibi 20. yüzyılda edinebilmiş ve hala daha bir dönüşüm sürecinin içindedir.

atatürk, anadolu coğrafyası'nda yaşamış bilimselliği sert bir dille ve otokrasi pahasına savunmuş tek liderdir. anadolu coğrafyası içinde fen bilimleri ile temel bilimler dersi verilen gerçek bir üniversiteye kısmi olarak 1900 yılında sahip olabilmiştir. gerçek anlamda bilimler akademilerinin kuruluşunun başlangıcı cumhuriyet dönemidir. ve bu bilimler akademilerini gerçek anlamda kuran, kurulabilmesine ön ayak olan, o ortamı yaratan lider mustafa kemal atatürk'tür.

bilimler akademilerinin kurulması ya da kurulacak bir çevrenin yaratılması basit bir şey değil dostlarım. orta doğu'da, hindistan'da, iran'da ve diğer islam ülkelerinde bilimler akademileri ancak ingiliz, fransız devletlerinin öncülüğünde ve kontrolüne çok sonra kurulabilmiştir, hala tam olarak kurulamamış yerler vardır. nasıl ki marie curie'nin tarihsel varoluşu ile 14. louiz'in varoluşu ile alakaladır; bilimselliğin ölçütü olan atıf almış makale sayısının ülkeler sıralamasında türkiye'nin makale sayısının tüm arap ülkelerinin toplamından fazla olması da atatürk'ün varoluşu ile [http://www.scimagojr.com/co... alakaladır.]

özetle, eğer medenileşme kaygınız varsa, eğer gelişmiş bir toplum olmak istiyorsanız, eğer bir ingiliz bir fransız bir alman gibi görece müreffeh hayatlar istiyorsanız, eğer toplum içindeki hukuksuzluk, bilim algısı ve adalet mefhumundaki bozukluklar sinirlerinizi bozuyorsa, eğer gelişmemişlik kaynaklı haksızlıklar içinde bir hayat idame ettirdiğinizi düşünüyorsanız, eğer "keşke daha bilimsel bakabilse insanlar olaylara böylece hem yaşam standardım yükselir hem de hukuk ve demokrasi uygulanabilir" gibi dertleriniz varsa, atalarınıza ve dedelerinizi tüm bunları gerçekleştirme yolunda önayak olmuş, bu uğurda mücadele vermiş, bu uğurda muazzam çaba göstermiş tarihsel kişilikleri yüceltmek, onları tarihsel lider bellemek onların açtığı yolda gösterdiği hedefe ve hatta onları ve hedeflerini de aşarak yürümek zorundasınız. eğer böyle dertleriniz yoksa tüm bunları yapmak zorunda değilsiniz. ancak bu durumda da neden böyle geri bir milletiz diye hayıflanmaya hakkınız yok. sanat ve müzik öğreten, çocuklara dünya klasiklerini okutturan, fıkıh ve akaid ile arap coğrafyası dersleri yerine daha fazla matematik ve fen bilimleri gösteren köy enstitülerini allahsızlığı yayma cemiyetinin kurumlarıymış gibi gösterip kapanmasını isteyen siyasi harekete dahil olup da neden anadolu geri bırakıldı deme hakkınız yok.

kimi liderler vardır köy enstitülerini açar ve halka tolstoy ve dostoyevski kitapları okutur, bağlama çalmayı öğrettirir, topraktan daha fazla verimin nasıl alınabileceğini, 20. yüzyıl medeniyetine ulaşmanın nasıl mümkün olabileceğini öğütler ve bu medeniyete ulaşabilme adına muazzam bir mücadele vermiştir. kimi liderler vardır ki zaten haftada 30 saat pozitif bilim dersi alan çocukların imam hatiplere gitmesini sağlayarak ve hatta bu sağlamayı 1 milyon gibi muazzam bir rakama ulaştırarak haftada 30 ders saatinin 14 saatinin arap dili, tarihi ve kültürü derslerine dönmesini sağlar.

ve evet sadece ideolojiler, fikirler değil bu ideolojilerin ve fikilerin dağıtıcısı, yaygınlaştırıcısı, uygulatıcısı ve kollayıcısı olan; bu sayede bir ülkenin medenileşmesine ya da geri kalmasına sebep olan liderlerin de kutsiyete göre, yüceliğine ya da alçaklığına göre konumları vardır zihinlerde. tercih size kalmış. elbette sonrasında neden geriyiz, neden rezil bir hayat yaşıyoruz diye hayıflanmamak şartıyla. sonuçta mağara adamı olmak da bir tercih bazı liderlerin ilkeleri ve bu toprakların gelişmesi medenileşmesi adına; islamcı şovenizm yaparak padişah rahatlığında yaşama kolaylığı yerine kelle koltukta bir hayat sürerek, suikastları göze alarak halka bahşettiği türk demokrasisinde."

yani aslında siz atatürk'ü koruma kanununun kalkması ile türkiye cumhuriyetinin resmi ideolojisinin iptalini de istiyorsunuz. bu durumda da ortaya muazzam bir muhafazakar/islamcı iktidar alanı çıkıyor. mesela geylerin hepsini idam edebilecek yasayı çıkaramaz mı muhafazakarlar? ya da antalya'da bikinili turizmi yasaklayamaz mı? ya da islamcı olmayanlara hayatı dar edemez mi?

işte bu ikisi arasında bir tercih yapmak zorundasın. bugün senin askeri erkanın, hukukçu erkanın seküler değerleri savunuyor, korumaya çalışıyor resmi idelojiden güç alarak. sekülerizm insan haklarının en önemli bileşenidir.

atatürk'ü koruma yasasıın kaldırılması bu saatten sonra karışıklıktan başka bir şeye sebep olmaz. ha size de karışıklık lazımsa, karışıklıktan istifade kurmançi ulus devleti kurma gayeniz varsa bunu açık açık söyleyin dürüst olun. evrensel demokrasi kılıfının ardına saklanmayın. işiniz gücünüz batılı değerlerin ardına saklanıp ne kadar gerici, yobaz, etnikçi mesele varsa millete hakikat diye yutturmaya çalışmak. biz bunları yemeyiz. size yediririz.
(4)



57084 #5  #57084
esasen " atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkında kanun "dur...

--- alıntı ---

1. atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut atatürk'ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.
yukarıdaki fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır.

2. birinci maddede yazılı suçlar; iki veya daha fazla kimseler tarafından toplu olarak veya umumî veya umuma açık mahallerde yahut basın vasıtasiyle işlenirse hükmolunulacak ceza yarı nispetinde artırılır. birinci maddenin ikinci fikrasında yazılı suçlar zor kullanılarak işlenir veya bu suretle işlenmesine teşebbüs olunursa verilecek ceza bir misli artırılır.

3. bu kanunda yazılı suçlardan dolayı cumhuriyet savcılıklarınca re'sen takibat yapılır.

4. bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

5. bu kanunu adalet bakanı yürütür.

--- alıntı ---

türkiye'ye " demokrasi " gelmesiyle birlikte din istismarıyla iktidara gelen demokrat parti döneminde, demokrat parti'den cesaret bulan ve biti kanlanan şeriatçıların, türkiye genelinde atatürk'ün büst ve heykellerine saldırmaları sonucu, adnan menderes yönetimindeki demokrat parti tarafından 1951 yılında çıkarılmıştır...

özetleyecek olursak, bu kanunun çıkarılmasının ne atatürk ile ne de chp ile bir alakası yoktur... demokrat parti tarafından, demokrat parti seçmenine karşı çıkarılmıştır.

bu kanun, atatürk'ün eleştirilmesine engel teşkil etmemektedir. hatta atatürk'e hakarete bile engel teşkil etmemektedir...

(bkz: iki ayyaş)

ama yine de aynı atanın soyu dinciler ile bölücüler ve hatta onların daimi ibrikçisi sosyalist ve komünistler bu kanundan büyük rahatsızlık duyarlar çünkü atatürk'e olan kinlerini korkusuzca dillendirmek, atatürk'ü ve eserlerini ilelebet silmek isterler. elbette ki buna asla izin vermeyeceğiz.

bir diğer yalan ise, bu tür bir kanunun dünyada sadece türkiye'de olduğudur.

(bkz: lèse-majesté) : https://en.wikipedia.org/wi...

bu kanun benzeri kanunlar dünyada pek çok ülkede de mevcuttur. hatta öyle çin gibi, kore gibi, iran gibi ülkelerde değil, kürtçülerimizin çok sevdiği ve sürekli siyasi iltica talep ettiği ülkelerde;

danimarka, ispanya, hollanda, norveç gibi ülkelerde.
(0)



Tümünü Göster [5]

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

fethiye escort dikmen uydu elektronik
Son Yapılan Yorumlar: