caner taslaman

caner taslaman

Tümünü Göster [4]

73837 #1  #73837
caner-taslaman 575e4a1e2d3fa.jpg
sosyolog ve din felsefecisi vatandaş. bu "çok yönlülüğü" sebebiyle konu ister evrim ister fizik olsun televizyonlar sürekli bu abiyi çıkartıyor
panpalari için
(bkz: emre dorman)
(bkz: enis doko)

aslında kendisini bir açıdan takdir ediyorum. dünya'yı güneş'in aydınlattığı aldatmacası ya da bardakla ateizmi çökertmek seviyesinin yaşandığı ülkemizde seviyeyi yükseltiyor.

olumsuz taraflarına gelirsek.
birincisi tanrı'nin varlığına dair argümanlar'da william lane craig'den fazla alıntı yapıyor. bu benzer kaynakları kullanmanın ötesinde bir durum, verilen örnekler bile aynı. mesela objektif ahlaktan bahsedecekse "hepimiz küçük bebeklere işkence etmenin kötü olduğunu düşünürüz" der. kendi geliştirdiği argümanlar ise bana fazla çığ geldi açıkçası. insanlarda zeka veya ahlaki bilinç olmasının sebebi tanrıdan ziyade kompleks bir sınır sistemimizin olması. ki bu tarz kavramlarda sınırlı olsa da diğer canlılarda da var.

ikinci olarak bazı konularda kendisini guncellemiyor. mesela en son çıkan kitabında big bang'dan bahsederken hala stephen hawking ile roger penrose'un 1970'lerde ortaya attığı tekillik modellerinden bahsediyor ki sonradan gerek penrose gerek hawking iddialarını geri çektiler çünkü genel görelilik bir yere kadar geçerli.

üçüncü olarak kitaplarında potensiyel karşı argümanlardan çok fazla bahsetmiyor ya da çok üstün koru geçiştiriyor. mesela kozmolojik argüman ile ilgili 100 sayfa kitap yaziyorsan b tipi zaman'dan bahsetmiyorsan art niyet ya da kifayetsizlik ararım.

son olarak evrim konusunda zaman zaman eski adnan oktarci günlerine dönüş yapıyor. proteinin kendine kendine oluşma olasığı hede hodede bir kadardır muhabbeti.
(1)



74295 #3  #74295
caner-taslaman 577781b477c38.jpg
modern türk müslümanların yeni yaşar nuri öztürk'ü.

modern müslümanların önünde bir çuval bir de mızrak var
mızrak seküler modernitenin hem maddi hem manevi anlamda tartışmasız üstünlüğü. maddi anlamda bilim ve teknolojik üstünlük. manevi anlamdaysa her ne kadar arada bir eleştirsek de değerler bakımdan üstünlük. yani bugün aklı başında hiç kimse kölelik geri gelsin, kadınlara ikinci sınıf insan muamelesi yapalım, bir grup insani sırf başka bir inanca mensup diye asagilayalim ya da öldürelim vs demiyor. ancak baktığımızda bütün bu değerlerin geçmişi taş çatlasın 200-300 sene.

çuval ise güzel olan herşeyin islam'da olması (bunun bir adım ötesi de islam'da olmayan herşeyin çirkin olmasıdır ki bunu diyen adamlar sağda solda kafa kesiyor)

modern müslümanın ikilemi şu..ne yardan vazgeçerim ne serden demesi.
gerçekten tanrı insani kendi suretinde mi yarattı bilmiyoruz ama insanların tanrıyı kendi suretlerinde hayal ettikleri bir gerçek!

yani isteniyor ki bir tanrı olsun ama bu mümkün mertebe deistik takılsın. ancak dualarımızı da kabul etsin. öldükten sonra kötü insanlara ceza versin, iyi insanları odullendirsin. şevki yılmaz'in tabiriyle "yağmur yağmıyor yağdır allah'ım! başıma bir bela geldi, kurtar allah'ım! ama dünya işine gelince sen dur allah'ım ona roma hukuku yetişsin!". mesela anneme kalsa çamaşır makinasını icat eden adam kesin cennetlik. mantığı da gayet basit. annem (yani benim anneannem) koydeyken çamaşırları derede yikarmis. "bugün benim gibi 1 milyar kadın olsa, her biri bu makineyi kullanırken bu adama hayır duası etse o kadar duası olur" diyor. çünkü annem için esas olay insanlığa ne kadar faydası olmuş, isterse o adam krem peynire tapmis olsun. ya da anneme kalsa kuran'da bazı ayetler update edilmeli (miras vs). saçma geliyor çünkü.

peki modern müslümanlar mızrağı çuvala nasıl sigdiriyorlar ya da sığdırmaya çalışıyor?
1) maddi anlamda var olan bilginin islamileştirilmesi
2) manevi anlamda da seküler modernitenin değerlerinin aslında islam'da olduğu
(dikkatli baktiysaniz aslında bir ile iki hemen hemen aynı)

temel varsayımlar ya da ilkeler şunlar.
1) tüm bilimlerin çıkış noktasının tanrı olduğu bilinmelidir ve bilgi tanrı ile başlatılmalıdır
2) bilim vahyi onaylamali ve onu en temel bilgi kaynağı olarak görmelidir
3) mevzu ne olursa olsun bilgi allah'in niteliklerine göre (yeniden) düzenlenmelidir
4) her türlü bilim allah'in var olduğunu ilkesel olarak belirlemeli ve amaç olarak kendisine tanrının yarattığı düzeni keşfetme ve onu anlama amacı gutmelidir.

aslında caner taslaman'in bize kuantum ile big bang ile satmaya çalıştığı hede ortaçağ'in itin bir tarafina sokulan skolastik düşüncenin (ki bu devrin islami versiyonu islam'ın altın çağıdir) 21.yy versiyonu. yani avrupa'da thomas aquinas'ların ya da bizde ibn-i sinalarin, farabilerin neo-platoncu ya da aristocu görüşlerle yaptığını bugün einstein ile hawking ile yapmak. bu ne geleneksel ne de modern olan kültürel sizofreniden başka birşey değil.

türkçesi meşhur batı'nin tekniğini alalım ama ahlakını kültürünü almayalım zirvasinin özel bir versiyonu. batı'nin bilimsel ve sosyolojik sonuçlarını alalım ama onun üretim süreçlerini almayalım bir de üzerine arkasına islami bir metafizik giydirelim. bu mantığa göre biz thomas müller'i türk vatandaşı yaparsak türk futbolu inanılmaz derecede gelişir. ama almanlar nasıl takır takır futbolcu yetiştiriyor çok da zikimizde değil.

bunu yapmanın yöntemi de birincil muhattabi sahabeler ve o dönemin arapları olan kuran'i, 21.yy'a uygun bir şekilde yeniden yazmak. tabi bunu yaparken de ayetleri bağlamından koparmak, bayağı bir hadisi reddetmek ve arapçanın esnekliğini sonuna kadar zorlamak gerekiyor. yani caner taslaman gibi insanların yaptığı kuran'i yorumlamak değil "kuran'i bugün ben yazmış olsam böyle yazardım"in yorumu.

hal böyle olunca durum şu oluyor
sunucu kız: kuran'da insan topraktan yaratılmıştır diyor?
caner taslaman: sembolik o. insanın içinde karbon var, azot var. toprakta da karbon var azot var
sunucu kız: adem'den havva'dan bahsediyor kuran
caner taslaman: sembolik o
sunucu kız: kuran'in modern bir cevrisinde evrenin genişlemesinden bahsediyor
caner taslaman: işte o ayeti olduğu gibi almalıyız. islam medeniyeti kozmik enflasyon teorisini 1400 yıldır biliyor!

"data insan gibidir, yeterince işkence ederseniz istediğinizi soyletirsiniz" kavliye her kutsal metinden istediğiniz bilimsel doğruyu çıkartabilirsiniz. ancak bu kafayla yeni bilgi bulamazsınız.

bunun sosyal versiyonu da cihad, kadın hakları, kölelik gibi mevzularda ortaya çıkıyor. islam'da cihad sadece manevi amaçlıdır ya da savunma amaçlıdır demek mesela. o zaman allah'a caner taslaman'i gönderdiği için bir kez daha şükredelim. çünkü hz. muhammed'in sahabeleri (hz. ömer'ler vs) kuran'i yanlış yorumlayan, "indirilen değil uydurulan din"e inanan insanlarmis ki o kadar fetih yapmışlar, o kadar insani köle almışlar!

bu kısa vadede ve pratik anlamda faydalı bir durum. evet ben kişisel olarak memlekette islam otoritesi olarak cübbeli ahmet hoca yerine caner taslaman tanınsın isterim. sonuçta ben siyasi görüş bakımından liberal, teolojik olarak da ateist bir insanım. demokrasi şirktir, dinden çıkan öldürülsün diye cübbeli'dense öldürülmesin diyen taslaman tabi. ancak orta ve uzun vadede bu mantığın bir faydası yok. nasıl ibni sinalarin farabilerin antik yunan felsefesini islam'a yedirmesi 200-300 senelik bir bilimsel ilerleme sağlayıp sonrasında tikandiysa ve bu tıkanıklık 1000 yıldır geçmediyse bugün taslamanizm'de benzer sonucu doğuracak.

kaynaklar
Hasan Aydın - Postmodern bir proje: Bilginin, değerlerin ve eğitimin İslamileştirilmesi
Hasan Aydın - İslam Modernizmi: Türkiye'deki Yansımaları Ve İşlevleri
Mustafa Öztürk: Ekranda Te’vilin Belini Kırmak ve Sil Baştan Yepyeni Bir Kur’an Yazmak
Bilimin din ile imtihanı: “Hoca’nın İlmi”
(1)



80670 #4  #80670
kuran’da anlatılan eski peygamberlere ait hikayelerin tarihsel olarak yaşandığını iddia eden zat

peki sıkıntı ne?
bugün bize arkeoloji ve tarih bilimi söylüyor ki tevrat babil sürgünü sonrasında yani milattan önce 7.yy civarında kaleme alınıyor.

hep geyiği döner ya..”niye adı geçen peygamberler hep ortadoğu’dan çıktı?”. bu seküler açıdan oldukça mantıklı. niye? zaten hristiyanlığa kadar evrensel bir din anlayışı yok. dolayısıyla yahudilere “gelen” ve birbiriyle akraba olan peygamberler avustralya’dan çıkacak değil. biz türklerin kuruluş mitolojileri nasıl orta asya’da geçiyorsa, yahudilerin de ortadoğu’da geçiyor.

ikincisi bizim bugünkü tarih anlayışımız çok daha sonradan ve yunanlarla başlayan bir anlayış. eskiden tarih daha çok eserin yazıldığı dönemde yaşayan insanlara mesaj vermek için kullanılan bir arkaplandan ibaret.

problem şu..
eski peygamberlerin varlıklarına dair elimizde tevrat’tan başka bir kaynak yok. mesela hepimiz hz. musa’nın kıssasını biliriz hatta amerikan filmlerinde piramitleri yahudi köleler falan yapar da bırak exodus hikayesini yahudilerin mısır’da yaşadığına dair hiç bir delil yok. keza davut ve süleyman kudretli krallar olarak tasvir edilir de kazılarda o dönemin kudüs’ü birkaç yüz nüfuslu köyden hallice bir yer.

yani oğuz kağan destani ne kadar tarihi gerçeği yansıtıyorsa peygamberlerin kıssaları da o kadar yansıtıyor.

karşıt argümanlar ne olabilir?
taslaman’ın kitaplarını arakladığı amerikalı ilahiyatçılar (william lane craig vs) konuyla ilgili ne demiş ona biraz baktım. birkaç savunma var
1. hristiyan olmak için kitabın hatasızlığına iman etmek şart değil (bu islam için geçerli bir savunma değil)
2. bu hikayeler gerçekten alegori olabilir. mantık da şu. hristiyan inancında tanrı’nın hulul ettiği isa da hikayeler anlatarak vaaz verir. erken dönem hristiyan azizleri arasında da özellikle yaratılış’a dair hikayelerin sembolik alınması gerektiğini savunanlar var.
3. bu hikayeler kelimesi kelimesine olmasa da doğrudur çünkü isa tevrat’ı tasdik etmiştir. isa çarmıha gerildikten üç gün sonra dirildiğine göre isa tanrı’dır. ee koskoca tanrı yalan söyleyecek değil ya?

her ne kadar islamiyet resurrection hikayesini reddetse de muhtemelen taslaman üçüncü savunmayı kullanacak. yani kuran’ın doğru olduğunu biliyoruz o zaman kuran’da anlatılan hikayeler de doğrudur. buyurun dostlar çembersel mantığa.
(0)



Tümünü Göster [4]

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar

fethiye escort dikmen uydu elektronik
Son Yapılan Yorumlar: