kürtleri türkler geri bırakmıştır mavalı

kürtleri türkler geri bırakmıştır mavalı

Tümünü Göster [8]

56183 #6  #56183
devletin- yani apocuların devlet kelimesi ile asıl kastettiği "apocu olmayan türkiye insanlarının"- uludere halkına hayatta kalabilmek için kaçakçılıktan başka bir yol bırakmadığına dair ya da en azından o bölgeye hiç yardımcı olmadığına dair bir iddia var mesela.

bu noktada arkadaşların "devlet" adı altında kastettiği pkk karşıtı olan her şeydir. içinde sen de varsın ben de varım, denizli'nin kale ilçesi de var mesela. ya da erzurum'un oltu ilçesi sakinleri. mevsiminde fazla yağan yağmur ve kar ile normalinden sert esen rüzgar da var. populasyonu haddini aşan sivrisinek ile bu sivrisineklerin çoğalmasına neden olan börtü böcük'ün cinsel yetersizliği ve az sevişmesi de var. çünkü bu arkadaşlar yazılarında her ne kadar "devlet" ifadesini kullanıyor olsalar da son tahlilde küfrü bize ediyorlar. yani ilk argümanlarının neden olduğu eylemlerinin nesnesi isek ilk argümanlarının da nesnesi olduğumuz gerçeği yanlış bir çıkarım olmaz. bu noktada da bizim bu iddiamızı değersizleştirmek için "ulaaaaannn farkındddaaaa deeeğiiiilsiiiinn halaaaa dahaha devleeeetiii saaavunuyoooosun" yazıp altını dolduramıyorlar. oysa ben askerdeki yeğenimin canının derdindeyim.

gerçekten uludere'ye kaçakçılıktan başka bir yol bırakıp bırakmadığımızı anlayabilmek için denizli'nin kale ilçesi ile sırnak ili'nin uludere ilçesi arasında bir takım karşılaştırmalar yapalım.

şırnak ili'nin uludere ilçesi:

bugünkü nüfusu 40.000. belediyesi 1958 yılında kurulmuş, 1928 öncesinde kılaban isminde bir köy. bir 150 yıl geriye gidersek de muhtemelen mezra. şu haritada isminin geçmediğinden yola çıkarak oranın kayda değer bir osmanlı yerleşim yeri olmadığı çıkarımını yapabiliriz. içinde mimari açıdan kayda değer tarihi bir yapı da yok zaten. sadece; 1981 yılında bir mağarada barnabas incilinin bulunduğu iddia ediliyor. bu ilçenin roboski ismi nereden çıktı o da meçhul.

avrupa'nın rönesans, reform, sanayi inkılabı, fransız ihtilali geçirdiği son bin yıl içinde anadolulu bunlardan kısmen etkilenmiştir ya mesela 17. ve 18. yüzyılda tüfek üretimi yapmıştır, 19. yüzyılda kumaş fabrikası filan açmıştır, yerel bölgesinde tarımını güçlendirmiştir, trakya'da hayvancılığı moderneleştirmiştir, batıcı olmaya gelişmeye çabalamıştır, batı ve kuzey taraflardaki uludere gibi tarım alanı olmayan dağ ilçeleri bile ekonomik sorunlarını çözmek için bir yaratıcılık içine girişmiştir. halı dokumuştur ne bileyim ticaret, arıcılık olsun yapmıştır. oysa uludere son 1000 yıl hiç yaşanmamış gibi, 1000 yıl önceki abbasi devletinden bir takım insanlar zaman makinesi ile 1000 yıl sonraya ışınlanmış gibi bir hal içindedir.

şimdi tarafsız bir gözle pkk'cı olmayan türkiye halkının o bölgeye yaptığı yatırımlara bakalım:

1- 40 tane okul (ilköğretim ve lise)

2- 7 poliklinikli bir devlet hastanesi

3- elektrik, yol, su, telefon ve internet hizmetleri

4- 7 adet aile sağlığı merkezi

5- 11 adet koruma karakolu - (ışid ve pkk saldırısından halkı korumak için mesela)

6- asayişi, tarfikte düzeni sağlamak, hırsızlığı ve yağmayı önlemek, suçluyu tespit ve yakalama için 1 adet ilçe emniyet müdürlüğü.

7- kaymakamlık, adliye, savcılık, müftülük, camiler ve din hizmetleri, nüfus müdürlüğü, kalkınma ajansı hizmetleri vs.

hani devlet "yani pkk'yı desteklemeyen tüm insanlar" uludere'ye hiç bir şey yapmadı, buraya kimse taş üstüne taş koymadı, bu ilçe terör yapmakta haklıdır diyor ya. bunların tümü yapıldı arkadaşım. ve tekirdağ'daki cennet gibi köyünü bırakıp bu ilçeye insanları eğitmeye giden öğretmenler var. evet mecburen gidiyor ama gidiyor sonuçta. siz bize hiçbir şey vermediniz deme hakkınız yok yani.

1000 yıllık yerinde sayma meselesine dönelim geri. yani şöyle birşey yapalım. 500 adet almanı ve 500 adet arapı alalım ve dış dünyadan izole sınırlar içinde "heterojen" bir coğrafi dağılımla yaşamaya mahkum edelim. almanın birikimi var değil mi. arapın yok. arapla almanı ayıran şey nedir? toplumsal gelişmişlik ve kültürdür bunu söylemek ayıp değil, gerçekleri söylemek ne zaman ayıp oldu ki? alman elinde hiçbir şey yoksa bile metal bulur ısıtır, eritir, suya doyurur vs. kendine bisiklet yapar ulaşımını sağlar, arap da sağda solda deve arar muhtemelen binmek için, bulamaz. bulamadığı zaman da almanı suçlamaya başlar. neden sen bisikletle hızlıca gidebiliyorsun da ben yayanım diye. alman sana da öğreteyim kardeşim der. o zaman da sen beni almanlaştımak istiyorsun senden ne öğreneceğim ulan der arap. alman, e öğrenme o zaman benim bisikletime neden salça oluyorsun diye sorduğu zaman da ama kaderimiz aynı sınırlar içinde çizildi bak şu bölgede almanlar az araplar çok o yüzden bu bölgeyi ayıralım sınırlarımızı bölelim ben hep senin yüzünden gelişemiyorum diyor. nasıl bir mantık bu?

yani ortada devlet olmasa bile -ki olması uluderelilerin gelişmesine çok büyük katkı sağlamaktadır- uludere ile kale ilçelerinin gelişmişliğinin aynı düzeyde olmasını bekleyemezsiniz. çünkü uludere halkı orta çağdan cumhuriyet ile birlikte çıkmıştır. mardin halkı öyle değildir misal. ya da urfa halkı. ama şırnak ve hakkari ekseriyetle böyledir. bu geri kalmışlık coğrafya ve iklim kaynaklıdır. neden denizli'nin kale ilçesi gibi olamadığını bir uludereli öncelikle "devlet" adı altında batıda yaşayan bana değil benim orada askerliğini yapan komşuma, akrabama da değil, uludereye ufak bir tekstil konfeksiyonu bile açamayan kendi aşiretine, akrabalarına sormalı, kendi kültürünü sorgulamalıdır.

denizli'nin kale ilçesi :

otlakları var. tarım arazileri var. ılıman bir iklimi var. içinde 1800'lü yılların başında yapılmış tarihi camii var. tabae adında binlerce yıllık bir örenyeri var. nüfusu 21.000. ötesi de uludere ile aşağı yukarı aynı. yol, elektrik, telefon, hastane, okul vs.

uludere'nin 1990 nüfusu 24.000 ---------2014 nüfusu 41.000
kale'nin 1965 nüfusu 18.000----------2014 nüfusu 21.000

yani uludere'nin nüfusu 24 yılda %70 artmış.
yani kale'nin nüfusu 59 yılda %14 artmış.

bu rakamların içinde uludere'den dağa çıkan binler, batı şehirlerine göç eden onbinler yok. durumu siz düşünün.
kaleli en fazla 2 çocuk yapacak, uludereli 8 çocuk yapacak sonra kalelinin vergileri bana neden gelmiyor diyecek. hem de gelir bölü ödenen vergi oranında ülkenin en yüksek orana sahip bölgesi olarak. yani ödediği verginin katbekat karşılığı hizmet alan bir yer olarak. üzerine bir de dağa çıkacak. kalelinin vatanı koruyan oğlunu öldürecek. sizin savunduğunuz kurgu bu. sizin savunduğunuz mantık bu. uludere tarihsel olarak geri kalmışsa geri kalmıştır kimse uludereli insanları aşağılamıyor. sihirli değnekle dokunacak hali yok kimsenin. benim eşek gibi çalışarak vergilendirdiğim kazancımın yanında, uluderelinin kaçakçılık yapmasına bile göz yumuluyor ve ben ses etmiyorum. ama uludereli, bir overlok makinesi alıp da tekstille uğraşmak yerine katırlarla karşı köyden mazot getirme kolaylığını seçiyorsa ve üstüne 7 çocuk yapıp da hayatının tüm sefaletinden dolayı beni suçluyorsa benim uludereli'ye `hassiktir lan ordan` deme hakkım var. kaleli senden gelişmişlik olarak sadece bugün değil 1000 yıldır hep öndeydi, cumhuriyetin hedefi kaleli ile uludereliyi aynı yaşam standartlarına ulaştırabilmek, eşitlemek ancak bunun mümkünlüğü de muamma. yani ben uludereliyi kaçakçılığa mahkum etmedim. uludereli 10 çocuk yerine 2 çocuk yapıp da arıcılık yapsaydı kaçakçılık yapmasına gerek kalmayacaktı. ve biz on çocuk yapmasına rağmen uludereli'ye bir kötülük etmedik. uludere'nin bir kısmı 1979 yılında çocuğunu türklerin gönderdiği öğretmenlerin türkçe ders veren okuluna göndermeyip apocu hareketin ayrılıkçı ve terörcü yapısını desteklemeyi, nüfusunun homojen dağılmadığı bir coğrafyada hak iddia ederek, katliam yapma pahasına bölünmek için `paralel uluslaşma` yapmayı tercih etti. eline silah alıp çocuğuna türkçe eğitim verdirmemek için apocu olmayanlara savaş ilan etti. bize mermi sıktı. biz de düşman olduk onlara. bu durum uludere'nin apocu olmayan kesmini de etikledi tabi. bugün de diyoruz hala silahını bıraksın, özrünü dilesin. tamam 10 çocuk yapıyor amk muhabbetleri gene yaparız -ki hakkımızdır çocuklar vergiden büyük bir pay alıyor- ama kalkıp yaptı diye muhabbetten öteye gidecek, çoluğuna çocuğuna zarar verecek halimiz de yok. bana silah sıkmasın bin yaşasın bana ne.

devletle ben de mücadele içindeyim. coşkun bir geziciyim. kafamın 5 cm üstünden gaz kapsülü geçmişliği var. ama devletle mücadelem; coğrafi ve iklim sebepli ve bunun sonucu olan kültür sebepli geri kalmışlığının faturasını benim vergilerime ödetmeye çalışanların özerklik ya da tam bağımsızlık hayallerini kapsamıyor. benim zaten devletle olan mücadelemde derdim vergimin gittiği yeri sorgulatmakken bir de üzerine benim vergimden daha fazla pay istediğini söyleyen, ve bunun için canlı bomba saldırıları düzenleyen, komşumun oğlunu öldüren aşağılık bir terörist harekete ölene kadar düşman olmamdan başka bir şey beklemeyin benden. ve ben devletin kasasını boşaltan siyasi ve bürokratlara nasıl küfrediyorsam, nasıl onlara karşı mücadele içinde isem, apoculara karşı çok daha muazzam bir mücadelenin içindeyim.
(0)



Tümünü Göster [8]

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

fethiye escort dikmen uydu elektronik
Son Yapılan Yorumlar: