türkiye'de laik kesimin batı karşıtlığı

türkiye'de laik kesimin batı karşıtlığı

Tümünü Göster [2]

80344 #1  #80344
islamcıların hadi neyse de laiklerin neden bu kadar sardığı merak edilen düşünce.

1) soner yalçın, nedim şener gibi isimlerin son dönemlerde akp övücüsü yapacak kadar batı’dan nefret etmelerinin
2) bir taraftan “akp batı ile ilişkileri bozdu” diye hayıflanan o sırada da “delikanlıysan incirlik’i kapatırsın” diye gezinen garip bir kitle ortaya çıkma sebeplerini inceleyecegiz.

bunda genel olarak dört sebebi sunacağım
1. milli demokratik devrim mirası
2. türk kültürünün kollektivist olması ve devlet tapıcılığı
3. türk eğitim sisteminin kofluğu
4. rus istihbaratının türkiye’deki faaliyetleri

birinci maddeden başlayalım
milli demokratik devrim başlığında mdd uzun uzun anlatılmış, o yüzden aynı şeyleri tekrar yazmaya gerek yok. ancak türkiye'de bir dönem sol genel olarak emperyalizmi spesifik olarak batı'yi bütün kötülüklerin anası olarak gördü. türkiye'de pek çok popüler sol figür bu ideolojiden geçmiştir (deniz gezmiş'ten uğur mumcu'ya kadar).

her ne kadar bu insanlar artık "baas tarzı yarı sosyalist bir askeri diktatörlük kuralım" demeseler de gerek siyasetteki tecrübeleri gerek de popüler kültür sayesinde bir miras bıraktılar, bir etkileri oldu. en basitinden deniz gezmiş'ler başarılı olsa damacanalardan yaptığı tekneyle yunanistan'a kaçmaya çalışacak olan tipler twitter'da her 6 mayıs'ta "üç fidan:((" modunda geziyor. ya da kübalı "florida'ya ayak basam, greencard alam" modunda gezerken, burada küba-castro övülüyor

ikinci maddeye gelelim
kollektif mental programlama olarak tanımlayabileceğimiz ulusal kültürün bir boyutu da bireyselcilik vs toplumculuk. türkiye gibi toplumcu toplumlarda grubun harmonisi, amaçları ve ritüellerin bireylerin beklentilerinden ve arzularından yüksek tutulur.

bizde buna ekstra olarak islam'dan daha popüler bir din olan devlet tapiciligi var. türkiye'de devlet "en kötü gudulerimizi kontrol etsin ve temel ihtiyaçlarımızı karşılasın diye insanlar tarafından kurulmuş bir organizasyon" değil. kendimizden bile daha çok sevmemiz gereken, sürekli korumamız kollamamiz gereken bir tanrısal obje
(bkz: devletin ekmeğini yemek)

normalde biz millete ya da topluma atfedilen bazı özellikleri de devlete atfediyoruz. daha doğrusu devlet ile toplum arasındaki fark bizde yok. o yüzden mesela devleti temsil eden birisi bir vatandaşa (hele bir azinliksa) yanlış yapmışsa sanki kendimiz bizzat suçlanmış gibi savunma psikolojisine geçiyoruz.

üçüncü maddeye gelelim türk eğitim sisteminin koflugu

her milli eğitim sistemi gibi türk milli eğitim sisteminin amacı da vatandaşlarına temel bilimsel bilgileri vermek ve belirli bir ideolojik altyapı sağlamaktır. iki maddede biraz anlattığım gibi türk eğitim sistemi devlet tapiciligi dışında çok da birşey anlatmıyor. ajanda daha çok birşeyleri savunmaktan ziyade birşeylere karşı çıkmak üzerine kurulu. o karşı çıkmamız gereken şeylere de niye karşı çıkmamız gerektiği de pek anlatılmıyor. yani şeriat karşıtı olmalıyız da niye olmalıyız kısmı muğlak. keza laiklik iyidir de neden iyidir? adeta ahlak felsefesindeki ilahi buyruk teorisi gibi “çünkü atatürk öyle münasip bulmustur”un ötesinde çocuklara çok da birşey anlatılmadı.

“devlete itaat” ve birşeyler karşıtı olmak bu kadar yaygın olunca insanlar pozitif ajanda gelistirmiyorlar. herkes kendisini neye karşı olduğu üzerinden tanımlıyor. chp "ben akp değilim" diye oy istiyor, mhp "ben hdp değilim" diye oy istiyor vs. son vaka üzerinden gidersek “akp batı ile ilişkileri bozdu" diye hayıflanıp beri yandan akp'ye “delikanliysan incirlik’i kapatirsin” diye bağıran kitlenin bipolarliginin kaynağı da bu. herkes bu ülkede neye karşı olduğunu anlatmakla meşgul, kimse neyi savunduğunu söylemek istemiyor.

ikinci olarak da sürekli “milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan günlerde" yaşıyoruz. hal böyle olunca üçüncü dünyaci popülist liderler bunu hayvan gibi sömürebiliyor. birincisi kendi muhaliflerini direkt batı ajanı ilan edip kriminalize edebiliyor, ikincisi muhalif kesimin içinde de “abi şimdi muhalif olacağız diye amerika’nin yanında mi olalim” geyiği yapanlar çıkıyor.
(bkz: aynı gemideyiz diyerek adolf hitler'i destekleyen alman/@madonnanin yagli zencisi 2)

dördüncü madde rus istihbaratının faaliyetleri
soğuk savaş döneminde rusların iki propaganda argümanı vardı. birincisi “sovyetler candir” diyebileceğimiz kendi rejimlerini övme temalı propagandalardi. ikincisi de “bati bloku göttür” temaliydi.

ancak soğuk savas’in bitmesiyle pek çok eskinin sosyalisti ülke gibi rusya da milliyetçiliğe sardı. modern rusya artık “slav-ortodoks sentezi” ile yönetiliyor. yalnız bu ideoloji marksizmin aksine evrensel bir duruş değil. nasıl bir şintoist bir japon türk-islam sentezi’ne gönül veremezse, slav ya da ortodoks değilseniz modern rusya’nin kızları hariç size hitap edecek birşeyi yok.
mesela “türkiye’den gitmek istemek” temalı başlıklarda kaç kişi rusya’ya gitmek istiyor? kaçınız yüksek lisans ya da doktoranızı rusya’da yapmak istiyor?

hal böyle olunca rusya tamamen whataboutism temalı bir karşı propagandaya sarmak zorunda kaldı. bu whataboutism bizde de vardır. yarın avustralya yerlileriyle diplomatik sorun yaşayacak olsak dışişleri bakanlığı sözcümüz “kanguru siken adamlar bize demokrasi ve insan hakları dersi veremez” diye açıklama yapar. rusya da çevre ülkelerdeki avrupa birliği ve nato karşıtı hareketlere ideolojiden bağımsız olarak destek oluyor. bu kah kaya gazi karşıtı çevreci gruplar kah gelenekselci aşırı sağcılar oluyor. türkiye’de doğu perinçek fenomeni biraz da bununla alakalı
(0)



Tümünü Göster [2]

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

fethiye escort dikmen uydu elektronik
Son Yapılan Yorumlar: