kur'an-ı kerim

kur'an-ı kerim

Tümünü Göster [18]

81451 #14  #81451
insan yapımı olduğunu düşünmek için iyi sebepler olan

türkiye'de maalesef pek çok mevzu gibi bu ateizm vs teizm tartışmaları da normatif düzlemde (olması gereken nedir) yürür. sözlükteki din tartışmalarının %90'ı "islam'in modern değerlere uymaması" iddiası üzerinedir (kölelik niye var, kadına yarım miras verilmesi ne kadar adil vs)

ben bu entry'de daha pozitivist bir argüman sunacağım, yani olması gereken üzerinden değil olan üzerinden gidecegim. hatta bir güzellik daha yapıp kendi argümanlarıma verilmiş gerçek ve potansiyel yanıtlardan da bahsedecegim.

4 tane argüman sunacağım
1) isa öncesi peygamberlerin yaşadığına dair delil olmaması
2) isa'nin bakire doğumunun yaşanmaması
3) kuran'daki hristiyanlık tasvirlerinin yanlış olması
4) kuran'daki yahudilik tasvirlerinin yanlış olması

1) isa öncesi peygamberlerin yasadigina dair delil olmamasi

yanlış anlaşılmaları bastan önlemek için burada kastedilen klasik "neden adı bilinen bütün peygamberler ortadoğu'ya gelmiş" yahut "kuran neden jamaika'ya gönderilen peygamberden bahsetmiyor" değil.
burada kastedilen kuran'da adı geçen 25 peygamberin neredeyse tamamının yaşadığına dair en ufak bir delil olmaması.

tarihsel olarak baktığımızda bu insanlarin yaşadığına dair tek kaynak milattan önce 6'inci yüzyılda yazıldığını bildiğimiz tevrat.

burada dikkate alınması gereken bir başka husus da bizim bugünkü tarih anlayışımızın çok sonradan antik yunan'da başlayan bir geleneğe dayandığı. diğer milletlerde tarih daha çok eserin yazıldığı dönemde yaşayan insanlara mesaj vermek için kullanilan bir arkaplandan ibaret. kendi tarihimizden popüler bir örnek vermek gerekirse osman gazi'nin şeyh edabali'ye yorumlattığı kendi soyundan bir ucu balkanlarda bir ucu kafkaslarda dev bir devlet kurulacağını gördügü rüyasina dair ilk yazılı kaynak devletin bir ucunun balkanlarda bir ucunun kafkaslarda oldugu fatih sultan mehmet dönemidir (fatih'in yaşarken sürekli savaşması sebebiyle çok sevilmediği gerçegini de ekleyelim).
daha da geriye gidersek...biz türklerin kendi kuruluş destanları (ergenekon'dur, türeyiş’tir vs) nasil bir vaka bildirmekten ziyade bir mesaj verme amacıyla yazılmışsa benzer hikaye yahudilerde de var. yani biz kendi destanlarımızda türklerin bir insan ve kurtun cinsel birleşmesinden türedigini okuyunca bunu nasil literal almiyorsak yahudi metinlerine de o gözle bakmak lazim.

tabi burada tek tek isimler üzerinden de gidebiliriz..
**adem (ve havva) evrim teorisi sebebiyle baştan gidiyor. çünkü evrim teorisine göre ilk insan diye birşey yok, ilk insanlar var. her ne kadar bazı uzlaştırıcı yorumlar olsa da (adem ilk insan değildi de ilk zekâsi olan insandı gibi) bunlarda bilimsel olarak patlıyor.
**bir başka vaka nuh. nuh tufanı’nı yerel varsaysak bile yine ortada bir delil yok. bu lokal tufan nerede yaşandı? nuh'a şöyle bilimsel bir kilif uydurulur. bundan yaklaşık 7500 sene önce karadeniz çok daha küçüktü ve göldü. buzulların erimesiyle akdeniz'in seviyesi kisa sürede 50-60 metre yükseldi, taşan sular istanbul boğazı’nı aşarak “karagöl”ü karadeniz yaptı. ancak sonradan yapılan çalısmalarda akdeniz'in seviyesinin 5-10 metre arasında yükseldigi ortaya çikti. işin bir başka enteresan tarafı da eğer karadeniz bir tufan sonucu ortaya çıkmış olsaydı en genç tatli su fosilleriyle en yaşlı tatlı su fosillerini yanyana görmemiz gerekirdi. ancak fosiller arasinda 800 sene var.
**bir başka vaka ibrahim. keza yine tevrat haricinde kaynak yok. burada ibahim'in nemrut'la olan hikayesi de enteresan. ibranice'de ismi isyankar anlamina gelen nemrut yahudi tefsirlerinde de bolca hikayesi anlatılan bir kral. ancak ibrahim'le çağdaş değiller. aralarında yaklaşık 5 jenerasyon var. kuran'da anlatılan kapışma hikayesinin ilk geçtigi yerse iskenderiyeli yahudi alim philo'ya atfedilen ancak ona ait olmayan milattan sonra 2.yy'ın ortalarında yazılmış bir tefsirde geçiyor.
**davut ve süleyman da kudretli krallar olarak tasvir edilir, kazilarda o dönemin kudüs'u birkaç yüz nüfuslu köyden hallice yerler çikiyor.
**en bombası tartışmasız bir şekilde musa...her ne kadar amerikan sinemasi ramses ile musa dosttu, piramitleri yahudi köleler yapti diye gösterse de yahudilerin mısır’da yaşadığına dair bile en ufak bir delil yok. musa’nın mısır’a getirdigi kriz (ekonomi nanay, firavun ve ordusu yok edilmiş) ve sonrasında binlerce yahudi'nin vaat edilmiş topraklara hiç iz birakmadan yerleşmesi enteresan değil mi? kazilarda yahudilerin mısır’dan göçme degil, kenan bölgesinden gelme oldugu ortaya çıkıyor (yani adamlar zaten oturdukleri yeri kendi kendilerine vaat etmişler). ki bu kazılar 1800'lerin ortalarindan itibaren başlayan ve uğruna bayağı para ve emek harcanmış şeyler. ilk başta anlattığım tarih anlatısı modeline geri dönersek aslında yahudilerin mısır’daki sözde tutsaklıkları babil sürgünü öncesinde ve sonrasında yaşananlar için bir alegoriden ibaret.

burada "kızıldeniz'i değil de sazlıklar denizi'ni yardı, orada da gel git oldu" muhabbeti de kurtarmıyor. hadi işin mekaniğini bir şekilde uydurduk..dedik ki öyle kuvvetli bir rüzgar esti ki denizi yardı. hatta bu rüzgar uzun süre estiği için denizin tabanı da kurudu. ama yahudiler bu kadar kuvvetli bir rüzgârda yürüyebildiler, bu dini açidan sakat. madem musa’nın yardığı deniz diz boyundaydı o da rüzgârdan gel gitten yarıldı. ee o zaman işin mucizesi nerede kaldı?

peki bu argümana yönelik sunulan counter-argümanlar ne?

1) açıkçası genel olarak bu tarihsellik mevzusuna yönelik ciddi bir reddiye görmedim. yalnız musa meselesinde ipüwer papirüsü gibi bazı ithal ve çürük argümanlar var. mesela caner taslaman 1870'lerden kalma çalışmalara atıf yaparak 2. thutmose diyor. ondan sonra gelen adamın 3. thutmose mısır'i en geniş sınırlarına ulaştıran adam, herif halep'e kadar fethediyor. artı bu kadar büyük bir vaka gerçekten yaşanmışsa sadece mısır kaynaklarında değil civar ülkelerde de bahsedilmeliydi. yine kendi tarihimizden örnek verelim..biz orta asya'daki türk devletleri ile ilgili bilgileri nereden biliyoruz, çinli kaynaklardan. adamlar bu eserleri "bundan yüzlerce yıl sonra türk tarih kitaplarında anlatılsın" diye yazmıyor, savaştıkları herifleri (hunları) daha iyi anlamaya çalışıyorlar.

2) bunun aslında basit bir karşı argümanı var, o da peygamber kıssalarını yukarıda değindiğim gibi tarihsel bir vaka yerine bazı ahlaki ve dini mesajlar vermek için kullanılmış alegoriler olarak görmek. en kolay örnek olmasi bakımından sabrıyla meşhur eyüp peygamberin hikayesinde amaç tarihsel bir vakayı anlatmaktan ziyade "başınıza felaketler gelse de allah'tan ümidi kesmeyin, ona isyan etmeyin" demek.
ama cübbelisini sakallısını geçtim, modernist müslümanlar da bunu kabul etmiyor.

2) isa'nin bakire doğumunun yaşanmaması
aslında bu argümandan bahsetsem mi bahsetmesem mi biraz kararsız kaldım, çünkü daha çok yeni ahit metinleri ile alakalı bir durum. şu uyarıyı da yapayım, burada yeni ahit metinlerinin kullanma sebebim bu metinlerin dini bir metin oldugunu düşünmem değil. sorunlu olsa da tarihsel bir metin olarak bakiyorum.

temel soru şu..isa gerçekten babasız doğduysa bundan niye en yakınındakilerin haberi yoktu?
tarihsel olarak en erken yazılmış ve en sade isa portresinin çizildigi mark incili'nde bakire doğumdan bahsedilmez
keza isa'nin ölümünden kısa süre sonra yazılmış olan pavlus'un mektuplarinda da bakire doğum yok. havariler bu "ufak detayi" paul'a söylememişler
bakire doğumun anlatıldığı matthew ve luke incillerine göreyse halk da bakire doğumun farkinda değil. mesela isa vaazlar veriyor, ahali "yahu bu adam bizim marangoz yusuf'un oglu değil mi ya" diyor (matthew 13:55, luke 4:22, john 1:45)

peki bu bakire doğum hikayesi nereden çikti?
eski yunan'dan ya da mısır’dan degil, eski ahit'ten çikti..bunun iki sebebi var. birincisi incilleri yazanlar sıradan insanlardi, karşılaştırmalı ortadoğu mitolojisi uzmanları değil. ikincisi de adamların derdi kafir oldugu suçlamasiyla isa'yi idam eden yahudilere, isa'nin gerçekten mesih olduğunu anlatmak. dolayısıyla pagan inançlardan tema araklamak bir işlerine yaramazdı.
eski ahit'teki kehanete göre mesih davut'un soyundan gelecek, davut'un kentinden yani beytüllahim'den çikacak ve kendisini bir "almah" dünyaya getirecek. almah kelimesi ibranicede genç kiz anlamina geliyor. türkçe'de oldugu gibi ibranice'de de kız kelimesi zaman zaman bakirelik imply etse de her zaman bu anlamda kullanilmiyor. yani ben size "abi karşıdan müthiş bir kız geliyor" dediğimde gelen kızın cinsel geçmişi hakkında bir iddiada bulunmuyorum.
ikinci enteresan nokta isa beytullahimli değil, hepimizin bildigi gibi nasıralı. isa'yi nasıra’dan beytüllahim'e getirmek için matthew ve luke çesitli hikayeler uyduruyor. tarihsel açidan sorunlu bir nüfus sayimi sebebiyle marangoz yusuf karnı burnunda nişanlısı meryem’i alıp beytüllahim'e geliyor. sebep..çünkü yusuf davut'un soyundan geliyor (meryem değil), kütük orada oldugu için yolculuk yapıyorlar (oysa roma'da böyle bir uygulama yok)
dolayısıyla bakire doğumun gerçek bir vakadan ziyade ibranice'den yunanca'ya çeviri sirasinda yapılan bir tercüme hatasının sonucu olduğunu düşünmek için iyi sebepler var

peki bu argümana yönelik sunulan counter-argümanlar ne?
açıkçası pek görmedim. en belki uç örnek olarak mehmet okuyan, meryem'in hermafrodit oldugunu ve kendi kendini döllediğini söylüyordu. hristiyanlar için bakire dogum imanın şartı degil (katoliksen inanmak zorundasın o ayrı), esas hikaye isa’nın çarmıha gerildikten 3 gün sonra dirildiği iddiasi

3) kuran'daki hristiyanlık tasvirlerinin yanlış olması
yine yanlış anlaşılmaları önlemek için burada tartışılan mesele "kur'an-ı kerim'e göre hristiyanların neye inanması gerektiği" değil, "kur'an-ı kerim'e göre hristiyanların neye inandığı. dolaysıyla "incil bozuldu mu bozulmadı mi" sorusu burada manasız

nisa suresi 171
ey kitab ehli! dininizde sınırları aşmayın ve allah hakkında ancak hakkı söyleyin. meryemoğlu isa mesih, ancak allah'ın peygamberi, meryem'e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. öyleyse allah'a ve peygamberlerine iman edin, "(allah) üçtür" demeyin. kendi iyiliğiniz için buna son verin. allah ancak bir tek ilahtır. o çocuk sahibi olmaktan uzaktır. göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. vekil olarak allah yeter.

maide suresi 17
andolsun, "allah, meryemoğlu mesih'dir", diyenler kesinlikle kâfir oldular. de ki: "şâyet allah, meryemoğlu mesih'i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, allah'a karşı kim ne yapabilir? göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı allah'ındır. dilediğini yaratır. allah her şeye hakkıyla gücü yetendir."

maide suresi 71-75
andolsun, "allah, meryem oğlu mesih'tir" diyenler kesinlikle kafir oldu. oysa mesih şöyle demişti: "ey israiloğulları! yalnız, benim de rabbim, sizin de rabbiniz olan allah'a kulluk edin. kim allah'a ortak koşarsa artık allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. onun barınağı da ateştir. zalimler için hiçbir yardımcı yoktur." andolsun, "allah üçün üçüncüsüdür" diyenler kafir oldu. halbuki bir tek ilahtan başka hiçbir ilah yoktur. eğer dediklerinden vazgeçmezlerse andolsun onlardan inkar edenlere elbette elem dolu bir azap dokunacaktır. hâlâ mı allah'a tövbe etmezler ve ondan bağışlanma istemezler? allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. meryem oğlu mesih sadece bir peygamberdir. ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (nasıl ilah olabilirler?) ikisi de yemek yerlerdi. bak, onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. sonra bak ki, nasıl da (haktan) çevriliyorlar

maide suresi 116
allah kıyamet günü şöyle diyecek: "ey meryem oğlu isa! sen mi insanlara allah'ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin dedin?" isa da şöyle diyecek: "seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. hakkım olmayan bir şeyi söylemem benim için söz konusu olamaz. eğer ben onu söylemiş olsaydım elbette sen bunu bilirdin. sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin."

peki bu ayetlerdeki sorun ne?
normalde hristiyanların böyle bir inancı yok..hristiyanlar üç ayrı tanrıya tapmiyorlar. keza meryem teslis'in parçası değil. hristiyanların isa'ya "%100 insan ve %100 tanrı" demesinin sebebi de isa'nin yemek yememesi değil.

peki bu ayetler niye var?
seküler açıklaması su...salamisli yani kıbrıslı ortodoks rahip epifanios 375'te yazdığı panarion isimli eserde heretik (sapkın?) hristiyan mezheplerinden bahsederken kuran'da anlatılan tariflere cuk oturan arabistan merkezli bir mezhepten bahsediyor (collyridianism). muhtemeldir ki o grubun inanışları artık ne hikmetse bütün hristiyanları itikati sanılmış, herkese mal edilmiş

peki bu argümana yönelik sunulan counter-argümanlar ne?
buna yönelik karşı argümanlar aslında hristiyanların meryem'e taptıkları ancak bunun farkında olmadıkları üzerine

4) kuran'daki yahudilik tasvirlerinin yanlış olması
tevbe suresi 30. ayet
yahudiler, "üzeyr allah'ın oğludur" dediler. hırıstiyanlar ise, "isa mesih allah'ın oğludur" dediler. bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. allah onları kahretsin. nasıl da haktan çevriliyorlar!

allah niye "allah onları kahretsin" diyor kısmı da enteresan da yahudilikte üzeyir'e yani ezra'ya allah’ın oğlu denmiyor. ezra babil sürgünü'nden sonra tevrat’ı toparlayan adam olması sebebiyle büyük saygı duyulan bir alim

peki bunun seküler açıklaması ne..islam'in altın çağı'nda müslüman alimler hahamlarla ve papazlarla münazara yaparak bu durumu farkediyorlar. etraflarında bir ton yahudi var ancak kimse ezra'ya allah'in oğlu demiyor. bunun üzerine cahiz ve taberi şöyle bir açıklama getiriyorlar. kuran hatalı olamaz, öyleyse günümüzde (yani 9.yy'da) böyle inanca sahip yahudiler yok ama hz. muhammed'in döneminde böyle bir itikata sahip yahudiler vardı, kuran'da o yüzden bahsediyor. 10.yy'da yaşamış endülüslü alım ibn hazm bu yahudilerin yemen taraflarında yaşamış olabileceğini söylüyor. ama bunlar hep ad hoc açıklamalar
(0)



Tümünü Göster [18]

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

fethiye escort dikmen uydu elektronik
Son Yapılan Yorumlar: