hemoroid ameliyatı

hemoroid ameliyatı

Tümünü Göster [2]

30059 #1  #30059
çok değil 4 yıl önce geçirdiğim ameliyattır efendim. neredeyse kendimi bildim bileli muzdariptim hemoroid illetinden. gün geldi artık o bana ben ona katlanamaz olmuştuk. kendisinden kurtulmanın yollarını aramaya başlamıştım. internetten ilgili bilgileri tarıyordum. bu bilgi edinme sürecinde hayatımda o zamana kadar gördüğümden daha fazla kıç gördüğümü rahatlıkla söyleyebilirim.

bir süre sonra bir hastanede genel cerrahın kapısını çaldım. güleç yüzlü bu adam "buyrun şikayetiniz nedir" diye sorma gafletinde bulundu bendenize. "şikayetim, grade 4 external hemoroid" dediğimde önce şaşırdı sonra patlattı kahkahayı. az sonra göreceklerinden habersiz, "beyefendi teşhisi kendiniz koyabiliyorsanız tedavinizi de yapabilirsiz. bana niye geldiniz ki?" dedi, ukalâlığıma gönderme yaparcasına. kalktı, perdeyi açıp sedyeyi gösterdi ve "siz hazırlanın, ben de eldiveni takıp geliyorum" dedi. tıpta utanma yoktur tabi. dediğini yapıp muayene pozisyonunda beklemeye başladım. perdenin açıldığını halkaların şıngırtısından anlamıştım ama doktor yanıma gelmemişti ve konuşmuyordu. neden sonra gülerek başladı konuşmaya. "kapat, kapat. dediğin kadar varmış. nasıl bu hale getirdin yahu? acil ameliyat yazıyorum sana."

e artık doktor bey oramı buramı gördüğüne göre samimi olmuş sayılırdık *. " ben sana demedim mi doktor, fazlası var eksiği yok di mi?" dememe aldırmadan kağıtlara gömüldü. oracıkta alelacele bir hafta sonrasına ameliyat günü aldım. "yarın aç gel, kan ver, anestezi uzmanı görsün bakalım" dedi.

hızlı ileri saralım. hastaneye yatma günü geldi çattı. evrak imzalamalar, odaya yerleşmeler, yemek içmekle ilgili tembihlerden sonra anal fissürden yatan ve benim gibi sabaha ameliyata girecek olan oda arkadaşımla sohbete daldım. akşam 9 gibi elinde lavman takımı ile hemşire hanım kapıda belirdi. gülümseyerek " isterseniz ben yapabilirim, her zaman yaptığımız şey zaten, sıkılmayın" dedi. o kadar da değildi artık. sırf hemşire hanımın meslek hayatında "bunu da gördüm" dememesi için " ben yaparım, zahmet etmeyin" dedim. oda arkadaşım da aynı şeyleri söyleyince hemşire malzemeleri bırakıp çıktı. önce arkadaş girdi banyoya ve akabinde ahh'lar off'lar. ben gülüyordum kahkahalarla. o da içeriden sesleniyordu "gülme komşuna gelir başına". evet, az sonra benim de başıma geldi. plastik lavman şişesindeki sıvı içimdeydi. şükür ki beni beğenmedi ve 10 dakika sonra şiddetli karın ağrısı ile çıktı vücudumdan dışarı. banyodan çıkmadan önce ameliyat edilecek bölgeye iki karış aşağısı ve yukarısı dahil olacak şekilde tüy dökücü sürüp duş aldım. bir tuhaf oluyor insan kendini öyle görünce sözlük. çıplaklığı tam anlamıyla hissetmek gibi bir şey işte. neyse, görev tamamlanmıştı. güzel bir uyku çektim sabaha kadar.

sabah erkenden kalktık. az sonra bir hasta bakıcı elinde ameliyat giysileri ile girdi odamıza. "günaydın beyler, giyelim lütfen" dedi ve girdiği hızla dışarı çıktı. oda arkadaşım ve ben, giysiler masanın üstünde olmasa, toplu halüsinasyon gördüğümüzü sanacaktık neredeyse. arkası açık önü kapalı bu deli giysilerini giyip beklemeye başladık. derken ikinci bir lavman vakası. bu seferki hasta bakıcı eliyle ve makineyle pompalayarak. 1.5 litre sıvıyı bastı hain makine içime. aslan bağırsaklarım bu saldırıyı da 10 dakika sonra defetmişti ama, helâl olsun.

bir hızlı sarım daha yapalım. yoğun bakım odasında kolumuzda serum bekliyoruz sıramızı. ya serumdaki bir şeyden ya da korkunun verdiği sarhoşluktan olsa gerek sürekli gülümsüyorum o ara. içeride makineler dıt dıt ediyor. girenler, çıkanlar, tatlı bir telâş hakim yüzlerde. oda arkadaşımı aldılar evvela. el salladı. zaman mevhumunu yitirdiğim için ne ara ameliyat ettiler, ne ara geri yanıma getirdiler bilmiyorum. ayıktı geldiğinde ama söylediğine göre belden aşağısını hissetmiyordu.

içerideyim, ameliyathanede. ekip hazır. makineler hazır. cerrah, yine aynı güleç yüzlü şakacı cerrah. kalktım sedyeye oturdum. ekipten bir hemşire arkama geçti. omurlarımı saydı ve sapladı iğneyi. "15 dakika bekleyeceğiz" dedi çakma cem yılmaz. " hangi takımı tutuyordun sen" diye de ekledi . "futbolla işim olmaz ama, sarı lacivert yan yana yakışıyor" dedim doktora. yüzü asıldı, ekibe seslenirken. "arkadaşlar, toplayın tezgahı, gidiyoruz" dedi. şak şak..ışıklar söndü. herkes kapıya yöneldi. "bi dakika, nereye ya, beni de alın, ne oluyoruz" dedim. " ben beşiktaşlıyım, fenerliyi ameliyat etmem, hoşçakal" dedi kapıdan bana. o dakika anladım şakayı ve bozmadan devam ettim. "o zaman en büyük beşiktaş" diye bağırdım. kahkahalar, "yaa ben demedim mi"ler, "hadi yine iyisin"ler...

bir tık daha ileri. yüzüstü yatıyorum. belden aşağım yok. var ama yok. mr. spock ışın tabancası gibi bir şey çıkardı ve açıkladı. "bununla senin patlak egsozu tamir edicem. ekipte kahkahalar, gülüşmeler yine. iyiden iyiye maymun ediyordu doktor civanım beni. battı balık yan gider hesabı, ben de katıldım bu makaraya. "yahu doktor, tamir edicem derken benim kıçı mars'a ışınlama sakın, lazım bana o". hop, karşı atak gecikmedi tabi. "koçum bu karadelik yerinde kalsın bence, evreni yutar mâzallah ışınlanırsa." gülücem de, gülemiyorum ki anasını satayım.

neyse..."başlıyoruz" dedi ve şak deklanşör sesi duydum. latince konuşmalar falan. ikinci bir deklanşör sesi ile "bitti" deyip yanıma geldi steve jobs, elinde iphone'la. "bak" dedi "öncesi ve sonrası". ulan??? kıç benim kıç. hakikatende almış çapakları egsozdan usta. "nasıl olmuş beğendin mi" dedi sırıtarak. " on numara olmuş doktor, eline sağlık" dedim. ne diyem, meselâ mahmut mu diyem o ara. tabii ki on numara olmuş diyeceğim.

fast forward. yine yoğun bakım. külçe gibi attılar beni yatağa. oda arkadaşım yan yatakta. "abi benim bacaklar geldi ama ayaklar yok" dedi endişeyle. kötürüm olmuştuk yani geçici süreyle. tırsmadım değil hani ama " geçer lan, geçer" dedim. nitekim 2-3 saat sonra geçti. yoğun bakımdan odaya çıkardılar ikimizi de. ilerleyen saatlerde hayat bize yeni sürprizler hazırlıyordu ama biz farkında değildik henüz.

öğleden sonra iki ördekle çıkageldi hasta bakıcı. ne yapıcaz, nasıl yapıcaz derken işeyemediğimizi farkettim ben. allem ediyorduk, kullem ediyorduk ama işeyemiyorduk. lanet olası federallerin yaptığı iğne mesane kaslarımızı da etkilemişti anlaşılan.bir kaç saat sonra mesai bitmiş, hastanede sesler kesilmiş ve sadece nöbetçiler kalmıştı. ikimize de sonda lazımdı acil. bildiğin şişiyordu ellerimiz ve ayaklarımız. kısık sesle kapıya doğru bağırdım "hemşireee". ı ıh, bekledik ama gelen yoktu. bizim servisin nöbetçi hemşiresi odasına kapanmış, diziye dalmıştı anlaşılan. derken, oda arkadaşım bir prof. zihni sinir procesi attı ortaya. hastanenin santralini aradık cepten ve servis nöbetçi hemşiresinin odasını bağlattık. "alo, genel cerrahi" diyen ses uykuluydu. "iyi akşamlar hemşire hanım" dedim ben. " biz 4 numaralı odada yatıyoruz, acil gelir misiniz?" çat...telefon kapandı.

koridorda yankılanan ve yaklaşan şıpıdık terlik sesleri...kıpkırmızı bir surat. giren, hemşireydi."siz mi aradınız", "evet", "sakın kimseye söylemeyin böyle yaptığınızı", "tamam". diyalog bundan ibaretti. sondalar genç bir hasta bakıcının elinde geldi. yüzü ekşimişti, söyleniyordu. "akşam akşam beni mi buldunuz abi" dedi. kızdım bu tavıra tabii. tansaş reklamında müşteriye maydanoz sallayıp "müdür bu, buna konuş" diyen kasiyer gibi salladım ve "sebebi bu, buna konuş" dedim mikrofon gibi tutarak elimdekini *. oda arkadaşım yalvardı gülerken " abi, güldürme, her yerim acıyor". iki dakika sonra, sondalar yerindeydi. peşpeşe iki poşet doldu ve biz şişmiş bir balondan sönmüş bir balona terfi ettik sözlük.

ertesi gün, ameliyattan sonra tıktıkları gazlı bezleri çıkardılar. çek çek bitmedi. hasta bakıcı şapkadan tavşan çıkaran sermet erkin edasıyla kıçımızdan gazlı bez çıkarıyordu. çöpe giden bezlere bakıp söylendik " hey mâşallah, ne .öt varmış bizde de be".

bir başka entryde buluşmak üzere, esen kalın.
(0)



81747 #2  #81747
ameliyattan sonrası çok daha zor ve acı vericidir. kısa dönem askerlikten yırtmak için bu ameliyatı yapan dönem arkadaşımın yürürken bile çektiği acıları gördükten sonra asla yaptırmak istemediğimi bir kenara yazdığımı hatırlıyorum. ameliyat dışında yeni yöntemler iyi araştırılmalıdır. thd yöntemi mesela bu konuda op. dr. erkam tülübaş araştırılabilir.
(0)



Tümünü Göster [2]

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

fethiye escort dikmen uydu elektronik
Son Yapılan Yorumlar: