kadir mısıroğlu

kadir mısıroğlu

Tümünü Göster [20]

40085 #1  #40085
24 ocak 1933 akçaabat, trabzon doğumlu tarih araştırmacısı.aynı zamanda sebil yayınevinin de kurucusu ve sahibidir dolayısıyla da kitapları sebil yayınevinden çıkmaktadır.1954 senesinde istanbul üniversitesi hukuk fakültesine girmiştir.lozan; zafer mi, hezimet mi?! en çok bilinen kitabıdır.1976 dan 1980 yılına kadar sayısız suçlamalardan kendisine dava açılmıştır.1980 yılında yurt dışına kaçmıştır,1991 yılında ise tekrar türkiye'ye geri dönmüştür.

kendisinde aşırı derece de kemalizm karşıtlığı vardır ve bunu açıkca da söylemektedir.akp hükümetinin destekçisi olduğu için son yıllarda onu tv ekranlarında görmemiz normaldir özellikle de a haberde bu amcayı çokca görebilirsiniz.

üsküdar doğancılar'da her cumartesi sohbet etmektedir.görüşlerimiz uyuşmasa da bir kere sohbetine gitmiştim bunlar ne ayak ne yapıyorlar diye daha önce de yazdığım gibi akp hükümeti döneminde epeyi sempatizanı olmuştur .benim gittiğim günde yaklaşık 100-150 kişi ufacık yerde sohbet dinliyorlardı.eğer üsküdar'a yakın bir yerde oturuyorsanız bir kere(ama sadece bi kere dahası gereksiz çünkü) gitmenizi tavsiye ederim.çünkü çok farklı insanlar var.

gittiğim günden aklımda kalan bazı şeyler de şunlar;biz akp,rte yanlısı değiliz biz islam davası güderiz bizim için akp gelip geçicidir felan diyordu bir de müslüman siyaset yapmaz müslüman parti tutmaz diyordu ama akp yanlısıdır kendisi.

bir de şöyle bir ironi de vardı.her üç cümlesinden ikisi islam olan birinin sohbetinde kadınlar ile erkekler sıkışık durumda ayakta sohbeti dinliyorlardı ve bu kadınlar ses çıkarmıyorlardı.

ha birde bu adam çok pis sigara içer ve bu yüzden de çok fazla öksürür.(aynı zamanda sigara kokar.)
(0)



45978 #2  #45978
akp'nin çıkarabildiği tek tarihçi
(0)



59608 #3  #59608
yaklaşık 10 sene önce diyarbakır'da bir sahafçıdan (bkz: osmanoğulları'nın dramı) adlı kitabını görüp aldığım ve bu sayede ismini duyduğum şahıs. o zamanki çocuk aklımla kitaptan çok etkilenmiştim ama daha sonra yazarı hakkında araştırma yaptıktan sonra acı gerçeklerle bir bir yüzleştim.
(0)



59617 #4  #59617
kafasından fesi düşürmeyen şaklaban.ip üstünde ki cambazlara benzemiyor da değil hani.
(0)



59658 #6  #59658
tuhaf veya karanlık bir kişi.bakırköy akıl ve ruh sağlığı hastanesinde ve cerrahpaşa psikiyatri kliniğinde yatmış o yüzden akıl sağlığı yerinde değil. geçmişinde ingiltere ve almanya ile karanlık ilişkileri olmuş.sırf dinci kişiliği yüzünden bunun takipçileri bu herifin türklere,türk tarihine,türk büyüklerine alttan alta küfretmesine ses edemiyorlar.mesela mehmet akif ersoy'a bile istiklal marşından dolayı p...venk demişliği vardır.bu herifi gördükçe ''vurun kahpeye'' filmindeki hain imam gelir aklıma.
(9)



67314 #8  #67314
tarihçi filan değil bildiğin masalcı-hikayeci biridir. anlattıklarına ciddi her tarihçi poposuyla güler, hiç bir hikayesini doğal olarak belge ile destekleyemez. anlatış tarzında bile olayı bizzat gözleriyle görmüş kulaklarıyla işitmiş tarzda dedikoduvari şekilde naltır. bu ülkede bu kadar müşterisi olması normal olan biridir. kendine tarihçi denmese misal senarist dense itirazım olmaz, lakin kendine tarihçi denilince olmuyor.
(0)



73424 #13  #73424
bu bir konuşmasında edip yüksel'in keçinin ayet yemesi hakkındaki hadisi savunduğunu söyleyip edip yükseli tekfir ediyordu. öyle bir adam
(0)



79469 #18  #79469
meczup diye küçümsenmemesi gereken insan.

kadir mısıroğlu tek başına takılan bir insan değil. uzun yıllardır süre gelen bir geleneğin ürünü. islamcıların “üstat” dediği ve laiklerin de maalesef alkolikliğinden başka geyiğini yapmadığı ırkçı ve faşist (öyle dravdan faşist demiyorum..eserlerinde alenen soykırım çağrısı yapar vs) necip fazıl kısakürek de aynı geyikleri yapıyordu. bugün de zaten necip fazıl hayranı bir kitle tarafından yönetiliyoruz.

osmanlı devleti gerilemeye başladığında bu soruya iki yanıt verildi. modernist-milliyetçiler bu soruyu "batı'nın kurumlarının üstünlüğü" diye yanıtladılar. osmanlı yüzyıllar boyunca roma'nın devlet yapısının biraz modifiyesi versiyonu ile yönetiliyordu. askeri alanda başlayan modernleşme askeri alanda kalmadı ve kalamazdı da. çünkü batılı modern ordular aynı zamanda o orduyu besleyecek modern bir devlet yapısı da gerektiriyordu. özetle ilber ortaylı'nın deyimiyle "voltaire çok şeker adam, mozart'ı dinlemek de ayrı bir keyif diye batılılaşmadı bu memleket"

islamcı-muhafazakarlar ise bu soruya "islami değerlerden uzaklaştığımız için" diye yanıt verdiler. onların mantığı oldukça basitti. evreni yaratığı (ya da yarattığı iddia edilen) güç aynı zamanda siyasi bir düzen vaaz ediyordu. allah'ın ideolojisi kul yapımı hele "gavur" yapımı ideolojilerden özsel açılardan üstün olduğu için islam'ın özüne (artık her neyse bu) dönersek bütün meseleler çözülürdü.

iki grup birbirine karşı görüşler geliştirdi. modernist milliyetçiler islamcıları daha çok "aydınlatılması gereken cahil ama aslında iyi insanlar" olarak gördü. bir dönem edebiyatımızda yaygın olan köy ve köylüyü övme kafası biraz da bundandır. sokratik bir ahlak anlayışı vardır. insanlar cahil oldukları için kötülük işler der sokrates.

islamcılarsa modernist milliyetçileri "gavura benzeyen gavur olur" kafasıyla direkt kafir ve ajan olarak gördüler. dikkat edin televizyona çıkan islamcılar "28 şubat'ta muhafazakarlar ezildi" demezler "müslümanlar ezildi" derler. çünkü islamcı değilsen "patates dini"ndensindir.

işlerin sarma sardığı yer şurası. modernist milliyetçiler rüştlerini kurtuluş savaşı'nda ispatladılar. atatürk cumhuriyet devrimlerini yapabildi çünkü kurtuluş savaşı'nın lideri olması sebebiyle sonsuz kredisi vardı.

islamcılar bunun üzerine anlatılarına uygun alternatif bir tarih yarattılar. bu alternatif tarihe göre üçüncü selim’den başlayan modernleşme hareketi tamamen bir ingiliz-yahudi komplosuydu. kurtuluş savaşı aslında önemsiz bir savaştır hatta danışıklı dövüştü. ingilizler türkiye’nin deislamizasyonu için dravdan savaşmışlardı.

bütün bu "zübeyde hanım aslında hayat kadınıymış", "atatürk aslında yahudiymiş", "ikinci abdülhamit büyük adamdır”, lozan antlaşması'nda çok gizli maddeler varmış", "15 temmuz kurtuluş savaşı'ndan büyüktür", “keşke yunan galip gelseydi” vs geyiklerinin altında hep bu muhabbet vardır.

peki mısıroğlu nasıl mainstream oldu?

birincisi ilk başta anlattığım sebepten ötürü. bugün aynı gelenekten gelen insanlar tarafından yönetiliyoruz
ikincisi gerek havuz medyası gerek de internetin yükselişi sebebiyle anaakım medya eski gatekeeperlığını kaybetti.
üçüncüsü de islamcıların, kürt milliyetçillerinin ve müttefiklerinin “resmi tarih çok kötü, alternatif tarih candır” hareketi. kemalizm (bu da artık her neyse) sökülmesi gereken bir meta-anlatı pozisyonuna sokulunca bu tarz adamlar “gerçeklerini konuşan adamlar” oldu.

son olarak şunu da ekleyeyim. ideal bir ülkede kamuya mal olmuş kişilere (atatürk, hz. muhammed, buda vs) sövmek serbest olmalıdır. çünkü kime sövebiliriz kime sövemeyiz, eleştiri nerede biter hakaret nerede başlara girersek işin içinden çıkamayız. sövülen kişinin sevenlerinin de söven kişiyi şiddete başvurmadan protesto etme hakkı da vardır.

ancak ideal bir ülkede miyiz? değiliz.
artı islamcılar demokrat olmadığı için islamcılara karşı demokrat olmak zorunda da değiliz.
(1)



Tümünü Göster [20]

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

bursa escort fethiye escort kuşadası escort sinema izle dikmen uydu elektronik
Son Yapılan Yorumlar: