kuran-ı kerim'deki bilimsel mucizeler

kuran-ı kerim'deki bilimsel mucizeler

Tümünü Göster [4]

73179 #1  #73179
allah'in varlığını ve islam'in doğruluğunu ispatlama yolunda kullanılan mucize iddialaridir.
(bkz: allah'ın varlığına dair argümanlar)

her ne kadar mucize iddiaları çeşitlilik gösterse de temel argüman kuran'daki bazı ayetlerin çok sonradan bulunacak bilimsel gerçeklere işaret ettiği ve bunun sadece yüce bir yaratıcı vasıtasıyla mümkün olduğudur

temel olarak burada metodolojik bir sıkıntı var. ben bu datadan bu sonucu çıkartacağım diye başlanarak araştırma yapılmaz.

genel olarak bu tarz metinlerde mucize iddialarının tartışmaya değer olması için bazı kriterleri sağlaması gerekiyor.
1) iddia edilen bilimsel bilginin doğru olması.
en güzel örnek big crunch muhabbeti. big crunch modeline göre evrenin genişlemesi kütle çekimi sebebiyle zaman içinde duracak ve evren zaman içinde tekrar küçülecektir. buna kanıt olarak da su süreler sunulur
yalnız ufak bir sorun var...bundan birkaç sene önce evrenin genişleme hızının giderek hızlandığı ispatlandı hatta bunu bulan elemanlar nobel fizik ödülü aldı. işte burada klasik "bunlar hep kuran'da yazıyor" kafasından kaynaklanıyor. yani bilim dediğimiz şey kendisini yeni delillerle sürekli geliştirdiği için aha kuran bunu söylüyor dediğinde sonradan "ikimiz de saskiniz, gote geldi aşkımız" durumları yaşanma ihtimali var.

2) ayetin bağlamıyla birlikte incelenmesi
buna da en guzel ornek neml suresi 88.ayettir. "dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. hâlbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan allah yapmıştır. şüphesiz o, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır."

burada kıtaların kayması, teknotik hareketlerden vs bahsedildiği anlatılır. ancak bir önceki ayete yani 87'ye baktigimizdaysa ayetin kıyametten bahsettiği açıktır.

3) o bilimsel bilginin yakın medeniyetler tarafından keşfedilmemiş olması
buna da en güzel örnek alak suresi ve insanın neden yaratıldığı sorunsalidir. eski tercumelerde alak kan pıhtısı olarak çevrilmiştir. (ki sonradan döllenmiş yumurta diye çevrilmeye başlanmıştır). ya da kuran'da keza insanın önce kemiklerinin yaratıldığı sonra üzerine et giydirildiği anlatılır.
aslında bu tasfir eski yunan'daki görüşlere oldukça yakındır. aristo insanın adet kanı ile spermden bir araya geldiğini ve anne karnında önce kemiklerin sonra da etlerin oluştuğunu iddia etmiştir. sonuçta o dönemlerde ultrason falan yok, düz mantıkla bakınca kulağa mantıklı geliyor. ancak bugün biliyoruz ki kemik ve etlerin oluşumu paralel gidiyor. yani anne karnında çocuk önce iskeletor gibi olup üzerinde etler oluşmuyor.

4) zorlama anlamlar ya da tercümeler yapılıyor mu?
geyik bir örnek vermek gerekirse..bu aralar başta stephen hawking olmak üzere pek çok fizikçi kuantum teorisi'nin bazı yorumlarını baz alarak içinde yaşadığımız evrenin aslında 10^500 civarındaki evrenden biri olabileceğini iddia ediyor. bu durumda fatiha süresi'ndeki "alemlerin rabbi allah'a hamd olsun" ifadesiyle bunu bağlarsak biraz absürd olur.
(0)



73495 #2  #73495
"evet inanıyorum da sanki bir şeyler eksik" diyen, müminlik-münafıklık arasında gidip gelen kardeşlerimiz için sıralı tam liste:
adresinde mevcuttur.
(1)



74093 #3  #74093
arkasında daha büyük sıkıntıların olduğu mucize iddiaları.
bu konuyla ilgili aziz nesin'in meşhur videosu vardır. bu konuyla ilgili "madem herşey kuran'da yazıyor neden müslümanlar son 1000 yıldır zikirmatik dışında birşey icat etmiyor" sorusuna caner taslaman'in bir yerde şöyle yanıt verdiğini okudum. bilimsel kesiflerin keşfedilmesi için gerekli altyapı o dönemde yoktu. yani kuran'da big bang yazıyor da o dönem teleskop yok doppler etkisi bilinmiyor o yüzden müslümanlar bulamadı.

aslında burada sıkıntı teleskopun icat edilmemiş olması değil. bakarsan democritus atom konseptini sadece akıl yürütmeyle bulmuştur. hatta doğa dediğimiz şey atomlardan ve bu atomlarinda yer aldığı hiçlik olmayan bir boşluktan oluşur der. biraz zolarsak democritus'u kuantum teorisi'ni bundan 2400 sene önce düşündüğü için peygamber ilan edebiliriz.

temel sıkıntı su. islam bilimi teşvik eder önermesine herkes o kadar kaptirdik ki aksini düşünmek bile istemiyoruz. çözüm olarak da islam'ın altın çağı'nin tekrarı yapılıyor. normalde bilimsel araştırma ilk entry'de bahsettiğim gibi "bu veriden bu sonucu çıkartacağım" diye yapılmaz. bilgi üretmek yerine var olan bilgiyi islamileştirmeye kasılıyor.

artı bu kafa din ile bilimin aslında aynı şey olduğunu söylüyor. istatistik ile ilgili meşhur bir laf vardır, "data insan gibidir, yeterince işkence ederseniz söylemeyeceği şey yoktur". yani biz ayetleri bağlamından koparır, arapçanın esnekliğini sonuna kadar zorlarsak bulamayacagimiz şey yok. o zaman ömer celakil'laşma başlıyor. kuran'in 19'üncü sürenin 57'inci ayetinde "biz onu yüce bir yere yükselttik" deniyor. lan tamam da orada sputnik'ten bahsedilmiyor ki hz. idris'ten bahsediliyor.

Modern Türkiye'de Eğitimbilimsel Bir Sorun: İslam-Bilim İlişkisi
(0)



74354 #4  #74354
kuran-i-kerim-deki-bilimsel-mucizeler 5779ac9e02700.jpg
son yüzyılda hakim olan islami modernistlerin hedesidir ki dünya'da yaygınlaşmasının geçmişi de 50 sene falandır
(bkz: #74295)

ki burada şöyle ironik bir durumda var. yukarıda verdiğim caps tevrat kozmolojisi. biz her ne kadar tüm tanah'a tevrat desek de tevrat aslında ilk beş kitaptır. tevrat'taki kozmoloji ile ilgili ayetleri olduğu gibi alırsanız böyle bir dünya ve evren çıkıyor. dünya yuvarlak ama düz. dağlar dünya için adeta birer kazık. atmosfer ve uzay ayrımı pek yok ve gökyüzü bir kubbe gibi dünyanın üzerinde. gök cisimleri bugün olduğu gibi dünya dışı ve daha büyük olması gerekirken gökyüzünün içinde. gökyüzünün bir tavanı var, bu tavanın üzerinde bir su var. o suyun üstünde de tanrı var.

aslında o dönemin insanlarına göre hiç de fena olmayan bir tasvir. bugünkü anlamda evren fikrine herhalde en çok yaklaşan milattan önce 200'lu yıllarda yaşayan sisamlı aristarkus'tur. herif sadece çıplak gözle gözlem yaparak evrenin o gün düşünülenden çok daha büyük olduğunu, ay'in dünya etrafında, dünya'nin da güneş'in etrafında döndüğü ve gökyüzünde gördüğümüz yıldızların tanrıların gökyüzüne koyduğu desenlerden ziyade çok uzaklarda bulunan güneşler olduğunu düşünmüş. ki o dönemde bunu söylemek iyi cesarette istiyor. çünkü ustası diyebileceğimiz anaxagoras (onun eserlerini okumuş anlamında yoksa aralarında 200 sene var) "güneş basit bir gok cismidir" dediğinde başı belaya giriyor. o zamanlarda yunanlar güneş'e helios diyip ibadet ediyorlardı . adama "sen kimsin de bizim tanrimiza basit bir gökcismi diyorsun ulan zındık" diye saldırıyorlar.

bize geri dönersek kuran'daki ayetlere hiç modern yorum kastirmadan dümdüz okuyalım.

mesela (mealler diyanet meali)
rad suresi 2. ayet allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra arş’a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. o, her işi düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız

enbiya suresi 32. ayet gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. onlar ise oradaki, delillerden yüz çevirmektedirler

hud suresi 7. ayet o, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz arş'ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. böyle iken “ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler.

nebe suresi 6. ve 7. ayetler biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?

rahman suresi 18-19-20 ayetler: iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar. aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar. o halde, rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

mulk suresi 5. ayet and olsun ki, yakın göğü kandillerle donattık, onları şeytanlar için taşlamalar yaptık ve şeytanlara çılgın alev azabını hazırladık.

modern yorum kastirmazsak (korunmuş tavandan kasıt ozon tabakasidir, dünyanın manyetik alanıdır vs) yukarıdaki capsten çok farklı birşey çıkmadı dikkat edersiniz.

peki sıkıntı nereden çıktı? çembersel mantıkla önerme doğrulamaktan çıktı. kuran'i evrenin yaratıcısı göndermiştir, eğer bu doğruysa bilim ile ayetler arasında çatışma olmaması lazım. bu sebepten biz ayetleri bilime uygun bir şekilde tevil etmeliyiz. tevil edince de bilimle uygun çıkıyor. yani oradaki korunmuş tavandan kastın ozon tabakası, elektromanyetik alan olduğunu zaten bugünkü bilgilere dayanarak söyledikten sonra dönüp aa burada 1400 sene önce ozon tabakasından bahşedilmiş demek çembersel mantık
(3)



Tümünü Göster [4]

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

fethiye escort dikmen uydu elektronik
Son Yapılan Yorumlar: