sokrates

sokrates

Tümünü Göster [5]

46671 #2  #46671
m.ö. 399 baharında sokrates kendisine meletus, anytos ve lycon tarafından yöneltilen suçlamalarla, 500 atinalı, yargıçlar ve jüriler önünde yargılandı. mahkeme sokrates’e yöneltilen resmi suçların okunmasıyla başladı: "sokrates gençleri yoldan çıkaran, devletin tanrılarına inanmayan, kendi uydurduğu yeni tanrılara inanan bir kötülük failidir.” bu yargılamanın sonunda baldıran zehiriyle idama mahkum olmuştu. her ne kadar sokrates diye biri ve böyle bir mahkeme gerçekten var mı bilinmese de, insanların çağlar boyunca üzerinde düşündüğü, fikirler yürüttüğü ve bu olayın düşünsel niteliğiyle kendini idealize etmeye çalıştığı bir hikayedir bu.

mayıs 2012’de, yaklaşık 2500 yıl sonra sokrates yeniden yargılandı. bu kez sokrates, tarihi bir mahkemenin yeniden canlandırılması şeklinde değil, içine eski yunan ve teatral komedi katılmış modern yasal çerçeveye göre yargılanarak beraat etti. the alexander s. onassis vakfı bu girişim için amerika ve avrupa’nın en üst düzey yargıç ve avukatlarını bir araya getirdi. yargılama malzemesi olarak şu eserler kullanıldı:

plato: apology, crito, euthyphro, phaedo

xenophon: memorabilia

aristophanes: the clouds

o zamanın atina kanunları

kendisinin yokluğunda görülen bu mahkemede sokrates kılpayı beraat etti. on yargıçın beşi suçsuz oyu verirken beşi suçlu oyu kullandı. böyle bir eşitlik durumunda eski yunan kanunları idam cezasını uygulamıyordu. suçlu olduğu yönünde oy kullanan savcı ve yargıçlar aslında ölüm cezası taraftarı olmadıklarını söylediler.

önceki yıl newyork’ta da yapılan yeniden yargılamada sokrates yine beraat etmişti.
öyle görünüyor ki sokrates bundan sonra sonsuza kadar yargılanacak ve hep beraat edecek. belki de bu hikayenin en başta yaratılma sebebi de buydu.
(0)



46708 #3  #46708
sokrates bedenden önce var olan ruhun bedene girmeden önce bütün bilgiye sahip olduğunu savunur. sokrates'e göre ruh maddi dünyaya girince bilgisini yitirir; fakat duyusal nesneler üzerine yapılan tartışmalar onun tekrar uyanıp ilk bilgisini yeniden kazanmasını sağlar. (bkz: felsefenin önemi)
(0)



47596 #4  #47596
felsefe dersinde ismi sürekli geçen kişidir kendileri.
(0)



70250 #5  #70250
hegel bu kafir atsineği soyunun zehirlenmesinin gayet yerinde olduğunu söyler. mutlu mesut kendi halinde yaşayıp giden antik yunan'a ve onun ölçülü, bilge ve soylu fikir dünyasına çomak sokarak tarihin kendine has akışını bozmuş bu şerefsiz oğlu şerefsiz. ha sokrates bozmasaydı başkası bozardı o ayrı mesele.

ortamlarda tarih felsefesi vıdıvıdısıyla kafa siken hegel'e göre dünya tarihi öyle her yerde her zaman sürekli akmaz. ancak kendi döneminde tarihin süregeldiği yer olarak bellediği cermen topraklarının ilminin, irfanının, kültürünün tohumlarını aldığı uygarlıkları tarih akışına yerleştirir. bu yerleştirmede ise önceliği, tarihin bir amacı var mıdır? yahut medeniyetin gittiği bir yön var mıdır? sorularına cevap verebilmektir. bu soruları cevaplayınca eline ne geçmiştir bilmiyorum ama sanırım hegel'in cevabı özgürlük idi. bana kalsa insan zihnindeki tanrı fikri falan derdim. zaten ikisi de aynı şey. şaka bir yana hegel fikirlerin tarihinin izini sürerek zihni gelişimlerin yaşandığını düşündüğü uygarlıkları dahil ediyor kendi tarihine.

neyse, hegel tarih akışının başlangıcını antik yunan'da görür. bugün avrupa da kendisini antik yunan'ın ve roma'nın mirasçısı görür mesela. işte tarihin başladığı (ya da medeniyet tarihi mi demeli) antik yunan'da, her şeyin, kendiliğinden antik yunan'ın medeniyet değerlerini ortaya çıkaracak şekilde geliştiğini söylüyor hegel efendi. antik vatandaşların medeniyet tasavvuru, fikir dünyaları ve en önemlisi düşünme biçimleri ve yöntemleri ortak ve bireysel zihinlerinde net. örneğin ölçülü olmak bunlardan biridir. rönesans sonrası avrupa'da antik yunan'ı konu alan birçok eserde antikiteye ait bu "ölçülü olmak" durumunun dönemin zihin dünyasında nasıl hakim olduğundan bahsedilir, keşke biz de öyle olabilsek diye ağıtlar yakılır. konu bana anlatamayacağım kadar soyut geldiği için yalan yanlış şeyler yazmamak adına detaya girmeyeceğim ama var işte böyle bir şey adamlar ölçülü, nerede duracaklarını biliyorlar.

sonra sokrates, kaderin basık burunlu, geniş alınlı cilvesi, beliriyor ve büyük ihtimal çirkinliğini örtbas etmek için sorduğu liseli ergen sorularıyla güzelim ortamın içine ediyor. almışsın kahveni starbucks'ta paşalar gibi içiyorsun. bir adam geliyor yanına "allah nedir?" diyor. anlatıyorsun, haliyle dinliyor. sonra verdiğin cevabın eksikliklerini, tutarsız yanlarını falan söylemeye başlıyor. ne gerek var? ama dur hata sokrates'te değil, ona cevap verip troll'ü besleyen salaklarda. biri durduk yere "allah nedir?" diye sorsa onunla maytap geçmeyen mahalle imamının ben nokta nokta.

all in all, tarihe sorgulayan, sorgulanmamış konu, fikir vs. vs. bırakmamayı şiar edinen filozofluk zanaatini sokuyor sokrates. tabii ondan önce de herkes sorular soruyordu fakat anladığım kadarıyla kimse sokrates gibi soramamış.
(0)



Tümünü Göster [5]

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

fethiye escort dikmen uydu elektronik
Son Yapılan Yorumlar: