çocuk yapmanın anlamsızlığı

çocuk yapmanın anlamsızlığı

3375 #151  #3375
ufak bir elit azınlık ve birkaç ilkel kabile haricinde herkesin sistem kölesi olduğu şu yüzyılda çocuk yapmanın bir esprisi yoktur.
babadan zengin değilsin, dededen kalma malın mülkün yok, günde 3-4 saatini avlanmak için harcayıp bütün gün keyif çatma lüksüne sahip bir ilkel kabile insanı da değilsin, ne bok yemeye çocuk yapmaya heves ediyorsun?

sabah uykunu alamadan koştura koştura, metrobüslerde sürünerek işe gidiyor, haftada 6 gün, günde patron artık kaç saat kilitlerse it gibi çalışıp balık istifi otobüslerde, metrobüslerde sürünerek evine dönüyorsun, göt kadar bir beton kafese dünyanın parasını sayıyorsun, gırtlağına kadar borç içindesin, yapacağın çocuğun hayatı da bundan farklı mı olacak sanıyorsun?
o çocuğun eğitimi ne olacak? senden daha iyi şartlarda iş bulabilecek mi? adam gibi bir evi olacak mı? senden daha beter durumda bir sistem kölesi olmayacağının garantisi var mı?

babadan dededen zengin değilsen, kirada malın mülkün, tarlan tapanın yoksa, her gün sabahın köründe kalkıp işe gitmek zorundaysan, bu sistemden yaka silktiysen, o zaman bu sikik sisteme çomak sokmak için yapabileceğin en güzel eylem çocuk sahibi olmaktan imtina etmektir. sistemi değiştiremiyorsan bari o sistemi ayakta tutacak yeni köleler doğurma. yaşadığın sefil hayata gelecek nesilleri ortak etme.

senin emeğinle zenginliğine zenginlik katan sistem lordları (http://mlslistings.com/Prop...) şöyle yerlerde otururken sen (http://imgur.com/uAktR1J şöyle) bir ortamda hayatını geçiriyorsan çocuk mocuk yapmayacaksın usta.
(0)



3415 #152  #3415
evlatlık edinmek var iken oluşan gereksiz saptama.
(0)



4851 #153  #4851
matrix uykusunda uyuyan, üreme içgüdülerinin esiri olmuş sistem kölelerinin bir türlü anlamak istemediği bir gerçektir.

bir avuç medya baronu tarafından yaratılmış, kusmuk denizi misali rezil bir globalist kültür hakim dünyada. şu an justin bieber'a ve gençleri hedef alan yoz kültüre bakıp küfür ediyoruz ama, bundan 10-15 yıl sonra o saç baş yolduğumuz justin'in bile yanında jimi hendrix kalacağı çok daha beter, çok daha rezil tipler türeyecek. kitap diye ortaya the secret, fifty shades of grey çıkıyor ya. bundan yüz yıl önce piyasaya yeni çıkan kitapları hermann hesse, rudyard kipling, h.g. wells yazıyordu. şimdi bakıyorsun en kallavisi, en überi da vinci code. 50 shades of grey nedir ya, 300 kelimeyle yazılmış bir kusmuk deryası. ortada ne felsefe var, ne edebiyat, ne sanat. varsa da medya baronlarının yarattığı kubur bataklığının altında kalmış, bulmak imkansıza yakın.

dünya `idiocracy`-`brave new world` arası bir distopyaya dönüşüyor. şehirler çok daha kalabalık, şehir hayatı 20 sene öncesine nazaran çok daha boktan. sırf türkiye'de değil, dünyanın bütün büyük şehirlerinde bu böyle. finlandiya gibi nüfusu 5 milyon olan bir ülkede bile, helsinki'de aşırı kazık olmayan bir apartman dairesi bulmak için millet aylarca sırada bekliyor. bir kiralık daireyi görmek için onlarca kişi yığılıyor, en yüksek maaşı olan, tipi en düzgün olan evi kapıyor. isveç bundan da beter, orada bir puan sistemi var ki evlerden ırak, adam gibi bir yere taşınabilmek için yıllarca kasıyor insanlar. çok parası ya da puanı olmayanlar suça meyilli, 3. dünya ülkelerinden gelmiş itin kopuğun arasında gettolarda kelle koltukta yaşamak zorunda kalıyor. finlandiya'ya, isveç'e cebinde binlerce dolarla gelen 1. dünya vatandaşı expat bile öyle ha demeyle ev bulamıyor, yanında kalacak bir kankası falan yoksa otellere bir dünya para döküyor. bunlar bir de refahın en yüksek olduğu kuzey ülkeleri.

insan neslini sürdürmek deseniz, insan nüfusu 11 milyar olmuş, dünyanın ebesini tersten sikmişiz, şu ortamda hamamböceğinin nesli tükenir insanın nesli tükenmez. sabah 7'de yarı uyur halde balık istifi toplu taşıma araçlarında sürüne sürüne işe giden, pestil halde eve gelen, hayat boyu kirada sürünecek ya da yarrak gibi beton yığını bir şehirde sikindirik bir beton kafes almak için bir ömür maaşının yarısını dökecek olan adam, varoşlarda sürünen adam bence kendi sefaletine masum bir yavruyu ya da yavruları ortak etmemeli.

hem sen hem eşin çalışıyorsanız, çocuklarını sen ve eşin değil başkaları yetiştirecekse, sadece akşam 1-2 saat ve haftasonları görebilecekseniz ne anlamı var çocuk yapmanın? yedi kat yabancılar yetiştirecek o çocuğu, belki de senin evine sokmayacağın, yüzüne bile tükürmeyeceğin ne idüğü belirsiz tipler öğretmeni olacak onun. sistemin uygun gördüğü ideolojiyle beynini yıkayıp aynı senin gibi birer sistem kölesi olarak yetiştirecekler. üniversiteye gitmenin mecburiyet olduğunu, herkesin maaşlı birer köle olması gerektiğini kafalarına kazıyacaklar. insanın doğasına, evrimine taban tabana zıt, kapitalizmin dev çarklarını döndürmek için üç kuruşa ömür tüketmekten ibaret boş beleş beleş bir hayatın, pis, kalabalık şehirlerde, insanı kanser edecek kadar stres tetikleyicisi element bombardımanı altında, beton kafeslerde arı kovanı gibi alt alta üst üste milyonlarca sistem kölesiyle birlikte yaşamanın, senede sadece 2 hafta tamamen özgür olabilmenin normal birşey olduğunu öğretecekler. sonra bu bir yerden patlak verecek, depresyon manyağı olacak o çocuk.

sizi bilmem de, ben edebiyat diye 50 shades of grey ve mevlana'ya domates yediren elif şafak'ın zırvaları, sanat diye justin bieber ve serdar-demet pazarlanan sikimtronik bir dünyaya çocuk getirmeyi kesinlikle istemiyorum. bok gibi param olsa, çalışmak zorunda olmasam, homeschooling yapma lüksüm olsa, o çocuğu oturup shakespeare'le, nietzsche'yle, marcus aurelius'la, carl jung'la, sümer tabletleriyle, eski mısır gizemleriyle, klasik müzikle, rönesans sanatıyla yetiştirsem, bu sefer dışarı insan içine çıktığında yalnız kalacak, konuşacak kimseyi bulamayacak, konuşabildiği tek konu futbol (ya da yaşadığın memlekete göre hokey, beyzbol vs.), alışveriş, aptal saptal medya bokları olan beyinsiz böcek sürülerinin arasında kafayı yiyecek, zavallı plaza kölesinden çok daha beter bunalıma girecek. yok abi kalsın ben yapmayayım. sen bu hayatta gerçekten mutlu isen, gerçekten özgür isen, yapacağın çocuğun da mutlu olacağına inanıyorsan git yap, beline kuvvet.
(1)



16806 #154  #16806
şahsen karşı çıktığım anlamsızlık. çocuk güzeldir. eğer bakabilecek imkanları vesaire garantilemiş iseniz, duruşunuz falan sağlam temelli bir duruş ise yapılmasında sakınca, anlamsızlık görmediğim bir olay.
(0)



16862 #155  #16862
anlamsızlık gibi görseniz de görmeseniz de, özellikle de evli olduğunuz bir dönem içinde her an için başınıza bilinçsizce de gelebilecek hadisedir. üstelik korunduğunuzu "sandığınız" bir süreçte.
(0)



16885 #156  #16885
karakterler evli değillerse doğrudur.
(0)



16903 #157  #16903
kendi anlamsızlığından dem vurmaktır.
(0)



16905 #158  #16905
doğruluğu aileden aileye değişendir. bakacak olan doğursun, bakmayacak olan spermlerine ve yumurtalarına sahip çıksın arkadaş. tavşan gibi üremenin alemi yok, herkes çocuk sahibi olacak diye bir şey de yok. eğer çocuğumu adam gibi yetiştirip insanlığa faydalı bir birey haline getireceğim diyen varsa buyursun, destekliyorum, destekliyoruz. ama lütfen doğurup doğurup sokağa salmasın kimse çocuğunu, zaten yeterince kalabalığız. serseri ve boş beleş insanlara ihtiyaç duymuyor kimse.

ha ben çok mu mükemmel bir insanım? değilim tabi, kendimden başka kimseye faydam olduğu söylenemez. ama iş işten geçmiş artık, napalım. ayrıca, i don't want to see the back i wanna see the front.
(0)



16912 #159  #16912
sorumluluk alamayacak ya da kendinden ödün veremeyecek insan için doğru bir önermedir sanırım bende böyle düşünenlerdenim
(0)



16917 #160  #16917
son derece bireysel bir konudur. iki kişinin (iki olacak diye de birşey yok) sadece kendi sorumluluğunda olan bir konu olduğu için başka hiçbir kimseyi, kurumu yada toplumu ilgilendirmez.

kimse çocuk yapmaya bireyin topluma olan borcu/sorumluluğu gibi anlamlar yüklemesin, illaki evlat yetiştirmek isteyenler önce evlat edinmeyi düşünüyor mu acaba? bir aileye muhtaç o kadar çok çocuk var yetimhanelerde, biz sadece kendi genlerimizden bir evlat istiyoruz düşüncesi bencil ve biraz narsist değil mi?
(0)



18475 #161  #18475
anlamsız bulan kişilerin varlıklarını sorguladığım durumdur.
(0)



42008 #162  #42008
insanların dünya'nın düzeninde olduğu gibi çift yönlü olması en büyük problemdir bana göre. her zaman + ve - kutuplara sahibiz. bir tek kişi olmasa bile benim pozitif olduğum noktada başka biri negatif olabilir. bu da beraberinde her insanı birbirinden farklılaştırıp taraflaştırır. insanları farklı yönlere gitmeye ve ilerlemeye yöneltir. doyumsuzluk hissinin verdiği açlıkla nereye saldıracağını şaşıran insan başarabileceği herşeyin peşinden gidecektir artık.

binlerce yılda kurulmuş yıkılmaz kültürel ve duygusal yönelimlerden vazgeçmek imkansız. aslında insanın temel duygusal eğilimleri geçmişten gelen tecrübelerle edinilmiyor mu? insan kendinden sonrakilere hep birşeyler bırakmak hep hatırlanmak ister. bunun en kolay yollarından biri soyunu devam ettirme içgüdüsüyle üremek. o mutluluk duygusunu kendine amaç edinme duygusunu kaybetmeyip doyuma ulaşmadıkça insanlar çoğalmaktan vazgeçmeyecek. aile kurmanın ve birçok etkenin varlığını saymıyorum bile bu konuda.
(0)



42263 #163  #42263
kendini boş beleş bir boka yaramaz olarak gören zavallıların (ki gerçekten de bir boka yaramazlar, hayatlarını hahahaha hihihihih diye geçirme anlamlılığından başka bir amaçları da yoktur, olmaz da) çocuk yapmayı anlamsız olarak gördüğü muhteşem olaylar zinciri.

çocuk yapmak demek illa köle yetiştirmek demek değil. çocuk yapmak demek illaki sistmemin çarkına bir çark daha eklemek değil. ahh bbenim eşşek kafalı, beyni sulanmış zavallı kölecğim, ahh benim kafası basmayanım, eli osbir çekmekten nasır tutmuş zavallım. söyle bakalım; seni bu kadar bencil düşünmeye sevk eden şey nedir. hadi gel yamacıma otur da eteklerindeki pis taşları dök önüme.
gerizekalım benim, akılsızım. çocuk yetiştirmek demek anlamsız olan hayatına bir anlam katmak demektir. yoksa çocuk yapmak demek; şu sikindirik hayatta kendin bi bok olamadın, kendin bi bok beceremedin diye; hiç ortada olmayan o çocuğun da bir şey olmayacağının sanki garantisi elindeymiş gibi bol keseden atmak demek değil. salağım benim. salağa yatıp bi daha kalkamayanım benim.

madem dünyadan bu kadar ümitsizsin, insanlıktan bu kadar umudunu kesmişsin kendini öldür de oksijenimizi sömürme hayvan. madem insanlığın eksikliklerini bilmiş, farketmiş ve görmüş kadar zekisin o zaman şikayet etmeyi bırak da kalk bir şeyler yap, sana göre kötü olan bu gidişatı değiştir öküz!
ha "kolay mı değiştirmek" diyeceksiniz, evet kolay değil, zaten kolay olan bir şey de yok derim. kolay olsa herkes yapabilirdi.
(1)



42275 #164  #42275
endişeli modern kaygısı. bunu diyen insanların %99'u içten içe çocuk sahibi olmayı istiyor. çünkü biyolojik olarak bu doğrultuda bir eğilimimiz var. bu durumun dışında çocuk yapmak hiç de anlamsız değil. hayatın devamlılığına katkıda bulunma şansımız olduğu gibi bu şansımızı da çocuğumuza iyi bir eğitim vererek iyi bir katkı yapmak elimizde. hayattaki olumsuzluklar elbette moral bozucu olup çocuğumuzun geleceği hakkında bizleri endişeye sürükleyebilir. ancak dediğim gibi devamlılığa olumlu katkı yapmak gibi bir imkan varken bu katkıda bulunmayı reddetmek gelecekteki diğer çocuklara kötü bir dünya bırakmakla eş değer olur diye düşünüyorum.
(0)



45066 #165  #45066
benim de savunduğum düşüncedir.

insan bir anlamda kendisinden vazgeçmeden çocuk sahibi olmayı aklına bile getirmemelidir. başka birinin hayatını, isteklerini, ihtiyaçlarını, kaprislerini, hastalığını, mutluluğunu/mutsuzluğunu kendinizinkilerin önüne koyamıyorsanız yapmayın efendim çocuk falan. çocuğa da yazık size de yazık.

o bakış açısına sahip değilseniz çocuk özetle şudur; hayatınızdan çalan, zamanınızdan çalan, mutluluğunuzdan çalan, uykunuzdan çalan, hemen her anınızı kısıtlayan bir varlık. ötesi olamaz.
(0)



Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

fethiye escort kuşadası escort
Son Yapılan Yorumlar: