tüm başlıklar

0
21970 başlık / 46646 entry
türkiye dizi sektörü

türkiye dizi sektörü

13543 #22601  #13543
bu memleketimin dizilerine ayıracak vaktim yok. hem bir akşam televizyon karşısına geçip izleyeceğim desem, gerçekten filmin devamını getiremiyorum sıkılıp bırakıyorum. bana kalırsa hem senaryolar çok sığ, belirli klişeler üzerinden gidiyor. bu diziler akla ne hikmetse hem senaryo sıkıntısı var, buna rağmen bu adamlar bu saçmalıkları televizyon izleyicisine 90 dakika yutturmaya çalışıyor. mantıklı bir tv izleyicisi bu işkenceye 90 dk dayanamaz mümkün değil. yeni diziler diyorlar, bir bakıyorsun, yıllardır aynı olay örgüsü, aynı karakterler; zenginler, fakirler, yatlar, katlar, arabalar, entrikalar da entrikalar... bu esas kızlar, oğlanlar türlü kepazeliklerine rağmen yine dizideki hayatlarında gayet şanslıdırlar, dört ayak üstüne düşerler. gerçek hayattan bi haber dizilerimiz. biraz toplumcu gerçekçi çizgide olsalar. sıradan insanların, kendi emeğiyle, alnının teriyle hayat mücadelesi veren o kadar çok insan var ki bu memlekette. bir dışarı çıksınlar bir sürü hikaye çıkar şu memleketten. ama adamlar ısrarla temcit pilavı gibi aynı saçmalıkları izletmeye çalışıyorlar. bir de gözümden kaçmadı şu klasikleşmiş romanları güya diziye uyarlıyorlar. bu ne utanmazlıktır ! ne cüretle insanların severek okuduğu bu hayat hikayelerini saçmalıklarla dolduruyorlar. bu kibir, ne utanmazlıktır, ne cesaretle yazarın vermek istediği özü nasıl yok ederler, yazarın ölmüş bir yazarın anısına emeğine bir hakarettir. başka bir şey değil.
(0)



13567 #22602  #13567
yasak aşklardan,3. sınıf entrikalardan,bol bol ağalardan ve törelerden beslenen vasat ötesi sektör
(0)



17030 #22603  #17030
dizinin ilk bölümünde ileride birbirine aşık olacak, ancak ilk bölümlüğüne birbiriyle kavga eden bir kadın bir de erkek oyuncu kullanmak en temel farzlarıdır. bu olmazsa dizi önerileri kabul görmüyor çünkü.
(0)



17036 #22604  #17036
süper baba, kara melek gibi popüler ve güzel istisnalar da çıkarmıştır. behzat ç., kaygısızlar ve leyla ile mecnun gibi, hedefi reyting birinciliği olmayan fakat kemikleşmiş bir kitleye sahip, nispeten düşük bütçeli güzel örnekleri de mevcuttur.

bunların dışındaki örnekler ise maalesef "kapı dinleme", "telefon dinleme" gibi mistik öğelere sahiptir ve bütün hikaye bunun üzerine kurgulanır. 10 bölüm süren, uzatıldıkça uzatılan sırlar kapı dinleme ile öğrenilir.
(0)



17037 #22605  #17037
leş bir sektördür. aynı oyuncular, ilk bölümden sonraki 10 bölümü tahmin edeceğiniz kadar klişe senaryolar, yabancı dizilerin çakma uyarlamaları, araya sokulan bitmek bilmeyen reklamlar derken izlenesi bir yanı yoktur bu sektörden çıkan dizilerin. heleki dizinin son sahnesini verip araya 5dk reklam sokup son sahneyi tekrar verip bitiş jeneriğini giriyorlar ya televizyona kafa atasım geliyor.
(0)



17039 #22606  #17039
yeditepe istanbul, 7 numara gibi güzel örnekleri de mevcuttu ancak güzel örnekleri dahi birçok klişe barındırıyor. açıkçası yapım ne kadar kaliteli olursa olsun duygusal hikayeler izlemek ciddi bir şekilde insanları bayıyor. behzat ç. bile bu aşk muhabbetleri içine girdi, liseliler mi çekiyor bu diziyi anlamıyorum, sokakta bile bu kadar bayık aşk hikayeleri yok artık. tamam çocuğunun cesedi başında sevişen iki kardeş gösterin demiyoruz da, birazcık konsept ve fikir değiştirin, bir sektör bu kadar mı determinist bir çizgide olur anlamıyorum
(0)



17044 #22607  #17044
- tam bir çıkmazın içindeyim. sanırım bu sefer yenildik cavit, elimden hiçbir şey gelmiyor...
+ boş ver be cevat abi, atı alan üsküdarı geçti zaten, artık bu konuyu kapatalım.
- evet hakl- dur bir saniye ! cavit oğlum sen bir dahisin ?
+ öyle miyim ? öyleyim tabi ıhıhıhı. peki neden cevat abi ?
- koçum benim tüm sırrı çözdün, daha yeni ne dedin sen ?
+ ııı kapatalım bu konuyu dedim.
- hayır oğlum hayır ondan önce ne dedin ?
+ geçti zaten ?
- hayır hayır ! ondan önce
+ üsküdar dedim abi.
- ondan önce ne dedin olum cavit ?
+ at dedim cevat abi.
- evet be oğlum yaşşa be ! at tabi ! nasıl göremedik gözümüzün önündeki şeyi, aferim len cavit !

gibi muhabbetlere gebedir. tabi arada hollywood'da da rastlıyoruz bunlara.
(0)



34159 #22608  #34159
seyirciye yansıyan ve çok yakınılan kalitesizlik durumunun yanında, 'sektör'ün kendisi ve arka plan olaylar da çirkinlikten ve kalitesizlikten adeta yıkılmaktadır.

bir süre önce 'yerli dizi yersiz uzun' sloganıyla yola çıkan set emekçileri dertlerini anlatmaya çalıştı, lakin mimarazzi ya da sinirli mimarlar oluşumu gibi pek de sonuç vermedi.

dizi setlerinde yapılan işin sanatsal kalitesizliği, estetik yoksulluğu, senaryoların orijinallikten uzak olması gibi tatsızlıkların temelinde ; arz-talep dengesinin yanında bir de gereksiz uzunluk mevzusu var.

normalde 2 saatlik bir sinema filmi en az 6 ay gibi bir sürede çekilir. bağımsız yapımlarda bütçe denkleşmesi, oyuncu iknası, mekan bulunması derken bu süre çok daha fazla uzar.
oysa yönetmenden ve senaristten çok yapımcıların kelamının geçtiği dizi sektöründe fon akışı sıkıntısı olmamasına rağmen kalite sıkıntısı yaşanır. haftada bir 90 dakika ve üstü bir yapım çıkarmak, dile kolay.
bu yüzden dizi içeriğinde 5-6 dk süren bakışma sahneleri -arkada fon müziği- , gereksiz diyaloglar, evden arabaya yürüme sahneleri gibi goygoylar görülmektedir.

set çalışanlarının haliyse ortaya çıkan ürün kalitesinden daha önemli bir vehamette. işin yaratıcılık boyutu perdelendiği için sinema-tv okullarından mezun olan kişiler, teknik hamallıklarla yoğrulmuş işleri yapmak zorunda bırakılıyor. kuleshov'dan eisenstein'den bergman'dan bahseden bir eğitim alıp, yetenek sizsiniz'i var eden ekipte olmak için haftada 6 gününün 20şer saatini veren bünyelerin gerek bedensel gerek zihinsel tükenmişlik sendromları yaşaması doğal değil midir?

bütçe konusu ayrı bir mevzu, diziler kendisini finanse edebilmek ve bir kanalda gösterilebilmek için reklam gelirinden başka bir şey vaadetmiyor. dolayısıyla dizi uzatılarak araya daha fazla reklam girmesi sağlanıyor böylece finansman parkuru tamamlanmış oluyor.

mimarlığı domine eden köylü kurnazı müteahhitlerse, tv sektörünü de domine eden aynı zihniyetteki insanlar.

işin komik yanıysa yönetmeninden senaristinden tutun da ışık ve sanat departmanı asistanlarına kadar herkes, gidip yapımcılarla birlikte eylem yapıyor. patronunu yanına alarak grev yapan tekel işçisi gibi.

sonuç olarak 3 gün sette gecelemek, üşümemek için soyunma kabininde bulduğu avşar kızının atkısını ayaklarına sarmak, set bitince eve kendisini zor atmak hatta giderken aşırı yorgunluk ve uykusuzluktan ötürü yolda kazalar geçirmek, 'bir arkadaş' vasıtasıyla bulunan spontane işlerle hayatını sürdürmek, çalıştığı bir setten parayı 1 yıl sonra zar zor almak , sigortayı bırak yapım tutulmayıp yayından kaldırılırsa işsiz kalacak olmak gibi şeylerin normalleştiği; herkesin cepten yiyip borca battığı; en büyük sevdalılarının idealistlerinin bile eğer alt kademelerden set hayatına başlamışlarsa en fazla 10 yıl içinde pes edip başka bir iş koluna atladığı bir sektör.

kalite mi? bu insanlardan kaliteli iş beklemek; dayak yeme korkusundan herkesin tus'ta cildiye gibi daha az sorun çıkabilecek alanları seçtiği, hevesli genç mimarların 'corbusier, aalto' diye sayıklaya sayıklaya autocad başında uzman teknikerlik yapmakta olduğu, makine mühendislerinin doğalgaz tesisatçılığı ile uğraştığı bir ülkede biraz fazla beklentiye giriyor.

oluru bu kadar ablam yoksa valla seni mi kırıcaz?
(0)



Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

fethiye escort kuşadası escort
Son Yapılan Yorumlar: