allah

allah

18815 #2  #18815
kelimenin çıkış noktası her daim tartışmalı olmuştur. gün geçmiyor ki "allah" sözcüğünün kökeni hakkında bilim dışı bilgiler paylaşılmasın. bilim dışı bilgi ile hiçbir sorunum yok, ancak bu tip konularda "bilim" sözcüğü çok kullanılır ya. onda sıkıntılıyım.

materyalist argümanlarda allah sözcüğünün ortaya çıkışı ile ile ilgili 2 adet argüman var. ikisi de birbirinden yanlış. "bilim" dışı.

ilki en sevdiğim:
"allah, el-ilah, al-ilah sözcüğünden türemiştir."

inceleyelim.

yazıya geçen sami dillerinin en eskisi akkadça. eğer bir kelimenin kökenine inmek istiyorsak önce bulunduğu dilin kökenine inmek gerek. akkadça'da "ilah" diye bir sözcük yok. daha güzeli var, "allalu". http://i.imgur.com/Rk9mQH5.png
öyle "al-ilah" falan değil. allalu sözcüğü birincisi "çoğul" değil. çünkü akkadların çoğul bir tanrı anlayışı yok. daha da ilginci bir "tanrı" anlayışı yok. çünkü samilerin "tanrı" için yüzyıllar sonra kullanacakları kelime "ilah" ve o dönemde bu yok. yani akkadlar "tanrı"ya değil, allalu'ya inanıyorlar. konu ilginçleşecek, ama önce "ilah" sözcüğünün kökenine inelim. yani "tanrı" sözcüğünün.

"ilah" sami dillerinde "elohim" sözcüğünün tekili. yani "elohim" sözcüğü ise "tanrılar" manasına geliyor. peki ne zamandan beri? akkadça'da "elohim" diye bir sözcük yok. yani sözcüğün kökeni daha yeni. bakıyoruz ve aramca olduğunu görüyoruz. aramca da bir sami dili ve hz. isa'nın konuştuğu dil olarak ün salmıştır. köküne inip bu sözcük nasıl türemiş bulmamız gerekir bakalım. sözcük akkadça'daki "el" sözcüğünden türemiş. akkadça "el" sözcüğü "bir" demek. sayı olan bir. elohim bu durumda akkadça'dan aramca'ya "birler" olarak geçmiş. soru şu, aramlılar bu sözcüğü akkadça'daki "allallu" yerine mi kullanmış? hayır, hz. isa'nın golü geliyor sakinler. akkadça'daki "allallu" aramca'ya geçerken başka ve çok tanıdık bir sözcük oluyor. http://i.imgur.com/FIjfbxB.png

aalah.

kendisinin sami dillerindeki "tanrı" sözcüğü ile alakası yok. "el-ilah" veya "al-ilah" tahmini çok manalı gelse de yanlış. samilerin günümüzdeki "tanrı" konsepti "rab" konseptinden sonra ortaya çıkıyor. tanrı konseptinin "elohim" adı verilen "birler meclisi"nin tekili olan "ilah"tan türemesi, bu türemenin aramca döneminde olması manidar. çünkü avrupa'nın helenistik "tanrı" tanımı ve içeriğindeki "tanrılar meclisi" burada samilerin "ilah" dediği şeye karşılık geliyor. ancak "ilah" ne mutlu ki samiler için "rab" değil.

ikinci argümana geliyoruz. yukarıda anlattıklarım ile basitçe sonuçlandırabileceğimiz bir tartışmayı açıyor:

"allah, aslında ay tanrısıydı"

değildi çünkü akkadça allallu ne "ay" ne de "tanrı" sözcükleri ile alakalı değil. akkadça "ay" neymiş peki: http://i.imgur.com/bEK5qWQ.png

yani "bilim" deyince etimolojiyi de bilimden sayıyorsak, bu tip tartışmalarda incelikli davranmak lazım. kişi canlıların türleşmelerinde nöron sayılarına kadar ince argümanlar ortaya koyuyorsa, aynı özeni sözcük türleşmelerinde de göstermeli. yoksa elimizde "ay tanrısı olm işte, zaten babasının ismi abdullah'mış." diyen bol bol adam kalıyor ve bu "bilim"in itibarını zedeliyor.

tartışmanın çok ilginç bir iki noktası daha var dostlarım bu yüzden biraz daha kafanızı şişireceğim. günümüzde bahsi geçen tartışmadaki taraflardan materyalist olanların bilim dışılığına eleştiri getirdim, peki diğer taraf ak kaşık mı? "teizm" denilen olgu "ilah" kavramını kabul etmekle başlar ama gördük ki "allah" sözcüğü "ilah" ile ilgili değil. peki neler oluyor o zaman? "bir saniye allah ilah değilse ne? ayrıca allah kendine ilah demiyor mu? adamın gol demiyor mu?"

oh adamım...

burada bilim içi inceliklere değil, tartışmanın diğer tarafındaki inceliklere eğilmemiz gerekiyor. bakalım allah kendine ne diyor.

ilah sözcüğü samilerin son kutsal kitabı kur'an içinde geçiyor. çünkü sözcük arapça ve kökeni de aramca. arapça da sami dili yani. kur'an içinde ayrıca "rab" sözcüğü de geçiyor. peki bu rab sözcüğü nereden geliyor? akkadça'da var mıdır? vardır. neymiş bakalım. resimde de göreceğiniz gibi sözcük tek başına kullanılamıyor. çünkü bir sıfat. önüne geldiği kelimeye rütbe veriyor: http://i.imgur.com/DWKNNoc.png

ancak gerek kur'an'da gerekse talmud'da "rab" sözcüğü sıfat değil zamir olarak kullanılıyor. bu durumda hemen aramca'ya çıkıyoruz çünkü tevrat aramca yazılmıştır ve rab sözcüğü orada açıkça var. rab aramca döneminde "yw"'ye işaret eden bir sıfat. yani rab yw diyorlar. bu yw nereden çıktı şimdi? çok güzel bir yere geldik. samiler rab'bın benzersiz olduğunu ve "asıl" isminin gizli olduğuna inanırlardı. onun ancak sıfatları bilinirdi, aslı gizliydi. asıl ismi veya "milyonuncu isim" bilinmezdi, bilinseydi kıyamet kopar evren yok olurdu. ancak o ismin 4 harfli olduğuna inanırlardı. yw is o dört harfli isme işaret ederdi.
buna yüzyıllar sonra müslümanlar "ism-i azam" diyecek ve işaret eden isim olarak "hû" diyeceklerdi.

gördüğünüz gibi burada "ilah" veya "tanrı" konseptlerinden iz yok.
peki başa dönelim. kur'anda allah kendine ilah diyor mu?

ne gaflettir ki, dediği sanılır. hem de kur'an'ın temeli olan kelime'i tevhid'de dediği sanılır. ne gaflettir. incelemeye devam.

"la ilahe illallah, muhammedûn resulûllah" diye telaffuz ediliyor kelime-i tevhid. peki nasıl çevriliyor? türkçe kaynakların "çoğunda" şöyle çevirirler;
"allah'tan başka ilah yoktur, muhammed onun resulüdür."

gelin bunu arapça'ya çevirelim. "illallahu la ilahe, muhammedûn resulûllah" fark ettiyseniz virgülden önceki kısım aynı değil. neden böyle oluyor? ilkinde kafiye için mi devrik cümle kurulmuş? sanmıyorum. sanmayın. "la ilahe" buradaki tüm sırrı bize açık ediyor. "la" arapça "yok" demek ama inkar manasında ve hiçe sayma manasında "yok". "ilahlar yok" diye başlıyor bu cümle. "illallah" diye devam ediyor. illallah, "allah'tan ayrı" veya "allah'tan gayrı" manasına geliyor. yani cümle "ilahlar yok allah'tan ayrı olan" diye başlıyor. allah kendine ilah demiyor, aksine onları kendinden ayrı tutuyor. allah kelime-i tevhid'de kendi mevcudiyetinden ayrı, sıfatı "ilah" olan şeyleri inkar ediyor. gelelim kur'an'daki diğer ilah sözcüklerine.

burası çok eğlenceli.

allah putperestlerin kendilerine ilah olarak aldıklarından bahsederken bu sözcüğü kullanıyor. hz. muhammed ve peşinden gelenlere ise hep "rab" sözcüğünü kullanıyor. hatta ilk sorudan örnekleyeyim, "rabbın kim?"

"tanrın kim?" veya "ilahın kim?" diye bir soru yok. kafam burada çok karışmıştı. "rab" türkçeye neden ilah diye çevriliyor? eşanlamlı mı? türkçe'de "ismi gizli olan hû" gibi bir kavram yok. ona direkt ilah demişler. gaflet işte. öyle bir gaflet ki, kur'an'a göre şirk. rab karşılığı olan bir kelime değil. rab olarak çevrilebilir.

gelelim ilk tartışmaya, hani iki tarafın olduğu şu tartışma. bu tartışmada "allah" sözcüğünün çıkışı tartışılıyor, ama daha allah'ın ne manaya geldiğini bilen bir taraf yok. peki bu çeviri hatası gözden mi kaçmış? bu kadar naif bir sonuca mı geliyoruz? elbette hayır. emeviler dönemi incelendiğinde, allah sözcüğünün manasının nasıl değiştiğini görüyoruz. romalıların hristiyanlığın kitabını sıfırdan yazmasına benzer bir olay bu. kur'an değiştirilmiyor ancak çarpıtılıyor. ilahlık geri geliyor.

hz. muhammed'in devrimi sadece putlara karşı bir devrim gibi anlatılır. halbuki o "ilahlık" kavramına karşı bir devrimdi.

emevilerin yönetimi ve fethettikleri ülkelere "rahat anlaşılır paket islam" politikaları sayesinde kur'an okunmadan bir islam yayılıyor. bu küçültülmüş-islam yayıldıkları ülkelerdeki putların sayısını bire indirmekten başka bir işe yaramıyordu. allah'a ilah diyen, tanrı diyen. günümüzde bu algı devam ediyor. ancak bu zaten beklenen bir sonuç olurdu. hırsın pençesindeki yönetimlerin alçaldığını iyi biliyoruz.

peki samilerin en başından beri isim vermeye bile kendilerini hazır hissetmedikleri rab, allah? o ne oldu?

dostlarım o nefsani sıfatların ulaşamayacağı yerde, tasavvufun satırları arasında insanın ihlasa erdiğinde okuyabileceği şekilde duruyor. onu keşfedenin bu dünyada aradığı bir şey de kalmamış tarihten anladığımız bu.
(0)



18845 #3  #18845
süregelen evrende (bkz: nötron yıldızı) diye bir şey varken onun varlığını sorgulamak kelimenin tam anlamı ile abesle iştigaldir. adem'le havva'dan bu yana çeşitli kültürlerde sayısız isimle anılması bile varlığına delildir. her ne kadar kutsal kitaplarda anlatılan hz.ibrahim'in allah'ı arayışı ve buluşu, bugünün insanlarına komik bir çocuk hikayesi gibi geliyorsa da unutulmamalıdır ki bugün yaparken büyük emek, zaman ve para sarf ettiğimiz pek çok şey de yüzyıllar sonrasının insanlarına "komik" gelecektir. bazı şeyleri anlamlandırmak için o "şey" in yaşandığı zamanı bilmek ve anlamak kafidir. sorun şu ki allah "şey" değildir. onu bilmek ve anlamak için zaman, teknoloji, fikir, akıl, yazı, ses vb. yetersiz kalır.
(0)



76491 #6  #76491
bildiğiniz gibi semitik dillerde tanrı anlamına gelen ilah, eloh, aloho gibi sözcüklerin bidayette ken’an ilindeki kavimlerin müşterek baş tanrısının isminden türetildiği kabul edilir. bu tanrının adı ise il veya el’dir !

ken'an dilleri birinci milenyumda yavaş yavaş unutulurken, ibranice aynı zamanda bir din dili olması hasebiyle varlığını korumuş ve tanrı anlamındaki el sözcüğünü de kendi bünyesinde canlı tutmuştur. örnekse tekvin 46/3'te: “tanrı dedi ki, ben tanrıyım; babanın tanrısı (ויאמר אנכי האל אלהי אביך)” şeklinde geçer. bu metinde tanrı manasında iki sözcük görmektesiniz: birincisi el (אל), ikincisi ise bu sözcüğe bir ziyade (prazitik) harfin katılımıyla elo:h (אל:ה) şeklindedir...

arapçada ise, tanrı anlamında lah (لاه) ve ilah (الاه) kelimelerinin mevcut olduğunu biliyoruz fakat dilbilimciler bunların ikisinin de esasen kadim arapçada mevcut olduğu düşünülen fakat yazılı örnekleri mahzuf olan il (ال) sözcüğünden türetildiğini söylerler. yani ken’an diyarının baş tanrısı olan il, arapçada da aynen mevcuttur fakat zaman içinde bir ziyade (parazitik) harfin katılımıyla ila:h olmuş ve bazen de ilk harfini kaybederek lah şeklinde kendini göstermiştir !

bu nazariyeden çıkan sonuca göre, eloh ve ilah kelimesi esasen el veya il sözcüğünün muharref (tahrif olmuş) halidir. elbette bu tahrifatın her iki lisanda birbirinden bağımsız şekilde geliştiği düşünülemez. şahsi kanaatim bunun ibranicede gerçekleştiği yönündedir. bu süreç belki şu şekilde gelişmiştir:
bildiğiniz gibi eski arapçada isimleri müennes/dişil yapmak için kelimenin sonuna bir t (ت) harfi getirilirdi. örneğin, tanrı anlamındaki il kelimesini dişil yapmak gerekirse “ilat” şeklinde yazılır ! ibranicede ise dişilik eki olarak h (ה) harfi getirilmektedir. o halde el sözcüğünü dişil yapmak gerektiğinde elah (אֵלָה) olur ve ibranice irabta ela şeklinde seslendirilir. yani sona gelen h (ה) harfi okunmaz fakat bu harfin sona gelmesi sebebiyle l (ל) harfinin harekesi (okunuşu) değişir. bu hareke, ibranicede kamatz godol denilen ve altına geldiği harfe uzun bir a sesi veren harekedir. mezkur sözcükte de, lamed harfinin altına gelerek ona la (לָ) sesini vermiştir. şayet bu harekeyi “l” foneminin altından silip, harfi başka bir hareke ile seslendirirseniz sözcük dişilik özelliğini kaybeder. mesela segol harekesiyle eleh, holam male ya da holam haser harekesiyle ise eloh veya eloah şeklinde okunacaktır ve böylece eril forma girecektir !

sonuç olarak kelimenin el şeklindeki orjinali ibranicede tahrif edilip, bozularak eloh olur ve muharref biçimiyle arapçaya girer. bu nedenle araplar kelimenin etimolojisini bir türlü çözememişlerdir. zannederler ki ilah kelimesi arapçada tapmak/tapınmak anlamına gelen elihe (e-l-h) veya elehe fiilinden geliyor...

oysa bu sözcüğün sonundaki h harfi ibrani dilinde peydah olmuş parazitik bir harftir ve dolayısıyla ilah sözcüğünün köken itibariyle elihe (e-l-h) ile bir ilgisi, münasebeti yoktur ! kelimenin esası il şeklindedir, yani “elif-vav-lam (e-v-l)” kökünden gelmektedir. bunun manası da “önce olmak, ilk olmak”tır ! zaten tanrı tüm varlıklardan (şeylerden/eşyadan) önce var olan değil midir ? özellikle yahudi kabalasında ve islam tasavvufunda şuna inanılır ki; eğer eşya(şeyler) tevil edilirse, yani eşyanın esası incelenip geçmişine/aslına dönülürse, varılacak noktada bizi bekleyen kişi tanrıdır. o nedenle ona el (evvel) deniliyor. daha sonra bu sözcük ibranicede bozularak eloh oluyor ve bozulmuş haliyle yeniden arapçaya intikal ettiğinde asıl anlamı unutuluyor !

belki de arapçada tapmak/tapınmak anlamında kullanılan elihe (اَلِهَ) fiili ilah kelimesinden türetilmiş olabilir. zira çok istisna olsa bile bazen fiillerin isimlerden türetilmişliği vakidir. mesela rasala (رَسَلَ) fiilini araplar “göndermek” anlamında kullanırlar fakat bu fiil resul (elçi) isminden türetilmiştir. daha doğrusu resul isminin gönderilmek vasfından istiare yoluyla fiil haline getirilmiştir. aynı şekilde elihe fiili de ilah isminden türetilmiş olabilir. çünkü tanrıya ibadet edilir, tapınılır !
üstelik arapçada tapmak/tapınmak anlamında abede (عَبَدَ) fiili vardır zaten ve kur’an’da bir çok defa bu anlamda kullanılır. fakat elihe fiili bir kez dahi kullanılmamıştır ! neden ?
(0)



Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

bursa escort fethiye escort kuşadası escort sinema izle dikmen uydu elektronik
Son Yapılan Yorumlar: