cumhuriyetten imparatorluğun bölünüşüne: roma

cumhuriyetten imparatorluğun bölünüşüne: roma

Tümünü Göster [1]

42032 #1  #42032
giriş makalesi için,

(bkz: roma tarihi)

bir önceki makale için,

(bkz: antik roma'da askeri ve sivil yapılanma)

m.ö. 145 yılındaki ayaklanmanın roma cumhuriyetini bir dizi karışıklığa götürdüğünü söylemiştik. bunun nedeni, roma cumhuriyetindeki senatörlerin bir kısmının, ülkenin genişleyen topraklarından ötürü emperyal bir yönetime geçmek istemeleri, diğer bir kısmınınsa cumhuriyet yönetimini korumak istemeleridir.

bu mücadele tam 100 yıl sürecektir. bu süre zarfında bir isim ön plana çıkmaktadır: jül sezar. yazar, konsül, devlet adamı ve yazar kimliğinin yanında marcus licinius crassus'a vefa ve maddi borcu olan sezar, pompey'e de bir öneride bulunarak on yıldır politik anlamda ayrı yollar izleyen ikisinin yolunu birleştirmiştir. spartaküs isyanını kilikyalı korsanlara verdiği rüşvet yordamıyla bastıran ve ardından jül sezar'a büyük maddi destekler sağlayan crassus ise bu öneriye sıcak bakmıştır. kamu meselelerini kontrol etmek açısından yeterli politik nüfuza ve paraya sahip olan bu üçü, sezar'ın kızını pompey ile evlendirerek birinci triumvirliği kurmuşlardır.

kamu topraklarının fakirler arasında tekrar dağılımı üzerine bir yasa tasarısıyla gelen sezar'ın bu düşüncesi, gerek silahlı kuvvetler bakımından crassus tarafından, gerekse politik anlamda pompey tarafından desteklenmiş, bu sayede triumvirlik kamu çizgisine indirgenmiştir. pompey, triumvirliğin olası karşıtlarına yönelik bir hareketle şehri askerlerle doldurmuştur. alametleri uğursuz saymaya ve yeni yasayı iptal etmeye yeltenen biblius ise sezar'ın destekçi kuvvetleri tarafından forumun dışına sürülmüştür. sezar'ın yönetmeliğini engellemeye yönelik tüm girişimler etkisiz kalmıştır.

sezar ilk kez konsül seçildiğinde aristokrat sınıfı, komutanlık görevinin son senesi olduğundan ötürü italya'nın çayır ve otlaklarını paylaştırarak gelecekteki gücünü sınırlamaya çalışmıştır. politik müttefiklerin yardımıyla sezar bu durumu tersine çevirmiş, bunun yerine cisalpine galya ve illyricum bölgelerine, transalpine galya sonradan dahil olup kendisine 4 lejyon verilmesi ile vali seçilmiştir. valilik süreci ve bundan ileri gelen kovuşturma dokunulmazlığı normal süreden daha fazla olarak 5 yıl olarak belirlenmiştir.

bu süreçte emri altındaki 4 lejyonu galya'yı fetih için komuta eden jül sezar, gergovia'da ilk yenilgisini almıştır. yılmayan sezar, lemonum bölgesini ele geçirdikten sonra galyalı vercingetorix önderliğinde bir isyan başlamıştır. m.ö. 52 yılında meydana gelen bu savaş, galyalı vercingetorix'i teslim olmaya zorlamış, bu olay galya'nın geri kalan kısmının fethedilmesinin önünü açmıştır. fethettiği galya'ya roma'nın askeri ve sivil yapılanmalarını adapte eden jül sezar, roma'ya dönüşünde galya fatihi ve kahraman olarak karşılanmıştır.

triumvirlik denilen bu üçlü sistemin birincisi, üçünün kıskançlıkları egoları ve hırsları nedeniyle devam etmeyecektir. crassus ve pompey birbirlerinden pek fazla haz etmezken, pompey, sezar'n galya savaşlarında kazandığı başarısını kıskanmıştır.

konsül kariyerinin yanı sıra en büyük arzusu askeri zaferler elde etmek olan crassus, ikinci konsüllük görevinde suriye'ye vali olarak atanmıştır. suriye'yi partya imparatorluğu üzerine yapacağı bir askeri sefer için üs olarak kullanmaya karar veren crassus'un doğu seferi tam bir çileye dönmüştür. kendisinin de hayatını kaybedeceği doğu seferi, başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

crassus'un ölümü, sezar ve pompey arasındaki anlaşmayı da ortadan kaldırmıştır. crassus'un ölümü ardından sezar, pompey'e ve gelenekselci çoğunluğa karşı ve geri dönülemez olan sivil savaşı başlatmıştır. bu sivil savaş, imparatorluk öncesinceki son askeri/politik anlaşmazlıklardandır.

roma'da iç savaş çıktığında taraflar çoktan belliydi, sezar'a karşı pompey. cumhuriyetin çeşitli coğrafyalarında mücadele veren sezar, kuzey italya'da birlikleriyle rubicon nehrini geçmiş, ispanya, afrika ve yunanistan'da toprak kazanımı açısından mücadele verdikten sonra gözünü mısır'a çevirmiştir. sezar'ın kovaladığı, kaçarken sığındığı mısır'da kral 13. ptolemy'nin bir memuru tarafından öldürülen pompey'in ordusu, iskenderiye'ye kadar kovalanmıştır. orada kamp yapan ve iskenderiye sivil savaşı içerisinde kendini bulan sezar, ptolemy ile hem kız kardeşi, hem karısı sayılan eş-egemen kraliçe 7. firavun kleopatra arasındaki savaşa tanıklık etmişlerdir. savaşa açık şekilde karıştırılan sezar ve lejyonları, belki ptolemy'nin pompey'in öldürülmesinde rolü olmasından dolayı sezar kleopatra'nın yanında yer almıştır. ptolemy'nin saray nazırı pothinus tarafından sezar'a hediye olarak sunulan pompey'in başının manzarası karşısında sezar'ın gözyaşı döktüğü kayıtlara geçmiştir.

ptolemy'nin ordusunu yenen sezar, kleopatra'yı mısır'da hükümdar olarak başa geçirmiştir ve ondan 15. ptolemy sezar (ya da sezaryon) adında bir çocuk dünyaya getirmesine vesile olmuştur, aynı zamanda baba. yalnız romalı olmayan bir vatandaşla evliliği yasaklayan roma yasalarından dolayı kendileri asla evlenememiştir.

m.ö. 47'nin ilk aylarını mısırda geçirdikten sonra suriye'ye giden sezar, oradan pontus'a doğru, kendini aşağı ermenistan'ın ve gürcistan'ın hükümdarı ilan etmiş olan ve sivil savaştan ötürü dikkatleri başka yöne çevrilen romalıların bu durumlarından yararlanıp roma dostu deiotarus'a karşı koyan, pompey'in bağımlı kralı 2. pharnaces'in üstesinden gelmek için yola çıkmıştır. bundan önce asya minör valisi gnaeus domitius calvinus'u yenen ve bir roma müttefiki olan amisus'u alan iğrenç herif 2. pharnaces, şehrin erkeklerini hadım ettirip hadımağa yapmış, topraksızları da köle tüccarına satmıştır. romalılara karşı olan bu güç gösterisinde bulunduktan sonra pharnaces, yeni fetihlerindeki ayaklanmaları bastırmak için geri dönmüştür.

yine de, sezarın ani yaklaşımı pharnaces'in yüzünü romalılara dönmesine sebep olur. ilk başta tehlikeyi sezen pharnaces, teslim olma teklifinde bulundu, böylece sezar'ın dikkati başka yöne kayacak, kendisi de zaman kazanacaktır. ama yine de daha önce değinildiği gibi sezar'ın hızı, savaşı da beraberinde getirmiştir, savaş tokat, zile yakınlarında gerçekleşti. roma galibiyeti sonrası pharnaces, küçük bir süvari müfrezesiyle kaçabilmiştir. sezar'ın zaferi o kadar çabuk ve tastamam olmuştur ki, roma'daki bir arkadaşına mektupla ünlü sözü "veni, vidi, vici (geldim, gördüm ve yendim)"i yazmıştır.

afrika'ya sefere çıkmasının ve cato'yu saf dışı bırakmasının ardından ispanya'da son savaşını kazanan ve portekiz'i fethedip gelen sezar, m.ö. 46 yılında roma'ya diktatör olarak döner. tabii ki iç savaş dönemimde edindiği düşmanları, kendisini rahat bırakmayacaktır. kendi aralarında anlaşıp sözleşen, içlerinde sezar'ın üvey evladı brutus'un da bulunduğu junia ailesi, cornelia ailesiyle iş birliği çevirip, sezar'ın gelenekselci çoğunluğa karşı koyduğu dönemlerdeki düşmanlarından da bir kaç adam toplayarak bir gün jül sezar'ı senato'da kıstırırlar. hepsi birden sezarı bıçakladıktan sonra sezar'ın evlatlığına yara bere ve kan içerisinde "et tu brute?(sende mi brütüs)" demelerine şahit olan çete, sezarı can veren bedeniyle senatoda bırakıp ayrılmışlardır.

sezar'ın ölümü üzerine mısır'da tekrar taht talep eden kleopatra, sezar'ın varisi ve yeğeni octavianus tarafından engellenmiştir. bunun üzerine marcus antonius'u en küçük balık olarak gören kleopatra, servetinden rüşvet vererek marcus antonius'u kendi tarafına çekmiştir. octavianus, marcus antonius ve marcus aemilius lepidus'tan oluşan 2. triumvirliğin dağılmasına sebep olan bu olay, roma'nın yüzünü mısır'a çevirmesine yol açmıştır (aynı zamanda kleopatra marcus antonius'un zevcesi olmuştur). mısır ve yunanistan arasında, akdeniz'de çarpışan roma ve mısır orduları, roma cumhuriyetinin imparatorluktan önceki son savaşını yapmasına vesile olmuştur. roma'nın zaferiyle sonuçlanan savaş sonrasında kleopatra engerek yılanıyla, mark antony ise kılıçla intihar etmiştir. octavian, kleopatra'nın sezar'dan olan oğlu sezaryon'u boğdururken (bir şekilde öldürmüş), mark antony'den olan çocuklarının canlarını bağışlamıştır. oğlu iullus antonius gibi antony'nin octavia'dan olan kızlarının da canları bağışlanmıştır. yalnız en büyük oğlu marcus antonius antyllus caesareum'da, octavian'ın adamları tarafından canı için yalvarırken öldürülmüştür.

mısır'ı silahsız bırakan ve fetheden octavianus, 16 ocak m.ö. 27'den itibaren öldüğü tarih 19 ağustos m.s. 14'e kadar "imparator sezar divi filius augustus" olarak anılmaya hak kazanacak olan, roma imparatorluğunun ilk imparatoru olmuştur.

bundan sonra roma imparatorluğu'nda yapılacak fetihler ingiltere'ye, almanya'ya, trakya'ya ve doğuya yönelik olacaktır. ingiltere'yi almasından sonra boudica önderliğinde bir ordunun ayaklanmasıyla karşılaşan roma imparatorluğu, watling street savaşı ile ayaklanmayı kesin olarak bastırmıştır.

önündeki yıllar içerisinde halefini, kan bağına göre değil de yeteneklerine göre seçen roma imparatoru nerva, kendisinden sonra 4 imparator boyunca sürecek olan bir geleneğin temellerini atmıştır. bu imparatorlar; trajan, hadrian, antoninus pius ve marcus aurelius'tur. hadrianus zamanında en geniş sınırlarına ulaşan imparatorluk kuzeyden, kaledonya'dan* gelecek olan pikt saldırılarını önlemek için ingiltere-iskoçya sınırına bir duvar örmüş, önceden kılıcını, baltasını, okunu, yayını, ciridini, taşını, sopasını kapıp gelen barbar piktlerin "n'oluyoruz ya? -vari" bir tepki vermelerine sebep olmuştur. bugünkü middlesbrough'un yaklaşık 150 km kuzeybatısında kalan hadrian duvarı, kendinden sonra birçok filme de ilham kaynağı olan epik bir yapıdır.

5. iyi imparator marcus aurelius'un hırslı oğlu commodus'un bu geleneği bozarak aurelius halefini ilan etmeden önce kendisini öldürmesi, imparatorluğun zaten çok geniş olmasından ötürü ağırlaşan ekonomisine çare olarak ikiye bölünmesine bir neden olacaktır. m.s. 284'te roma imparatoru olan diocletian, imparatorluğun aşırı büyüdüğünü ve bir adam tarafından verimli bir biçimde idame ettirilemeyeceğini düşünmüş, iki imparator tarafından yönetilmesi koşuluyla imparatorluğun ikiye bölünmesi çözümüyle çıkagelmiştir. ticari açıdan daha verimli ve daha zengin olduğu için imparatorluğun doğu kısmını kendine ayıran diocletian, imparatorluğun batıdaki yarısını yönetmesi için maximian isimli bir subayı seçmiştir. teorik olarak maximian, yetki konusunda diocletian'a eşittir. yalnız işin gerçeği kendisi, diocletian'ın arzularına göre hareket etmiştir.

20 yıl sonra m.s. 306'da, her iki imparatorlukta da sivil savaş patlak vermiştir. komutan constantine, her iki yarıyı 324 yılına kadar kontrol etmiştir. roma imparatorluğu yeniden birleşerek tek bir imparatora sahip olmuştur. constantine başkenti roma'dan bugünkü istanbul'a, 330'da adını "constantinopolis" olarak değiştireceği byzantium'a taşımıştır. m.ö. 337'de constantine, ölümünden sonra üç oğlunun imparatorluğun kısımlarını yönetmelerini planlamıştır. fakat oğulları arasındaki rekabet, başka bir karışıklık dönemine yol açmıştır. daha önce de bölünmenin önüne geçmek için "pax romana" politikasını benimseyen ve 200 yıl boyunca savaşa yer vermemesine rağmen bir kez bölünmenin önüne geçemeyen roma imparatorluğu, m.s. 395 yılında kalıcı olarak ve son kez olarak ikiye bölünmüştür.

sıradaki makale: (bkz: tanrı'nın kırbacı: attila)

ek olarak:

(bkz: hadrian duvarı/@augustine cleveford)

giriş makalesi için,

(bkz: roma tarihi)
(2)



Tümünü Göster [1]

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

fethiye escort dikmen uydu elektronik
Son Yapılan Yorumlar: