yılmaz özdil

yılmaz özdil

Tümünü Göster [16]

13447 #1  #13447
bir çok sosyal demokrat (?) arkadaşın bayıldığı köşe yazarı. bayılan kesimin savunuculuğunu yaptığı tüm yönlerinin aksine (ya da aksi de olmayabilir) "apoletsever" bir arkadaşımızdır. milliyetçi tarafı o kadar şiddetlidir ki millet sözünü parmağını sallayarak söyleyenlerdendir. çok fena özgürlükçü, düşünceli, engin, evde kedi seven bir imaj çizmeye çalışmış olsa da, öyle değildir. son derece sert ve eksik ayaklı masalar gibidir fikirleri. ne yanından tutsanız diğer yana devrilir.

hard core kemalist ve illa ki militarist tayfa özellikle sever bu yüzden kendisini.

bir de durduramıyoruz efendim, sürekli ödül alıyor kendisi:
http://marksist.org/haberle...
(0)



13448 #2  #13448
hardını, faşistini, ulusalını, kemalistini bilemem ama şakır şakır doğruları yazar bu adam, büyük bir kesimi de son derece rahatsız eder tabii...
(0)



16175 #3  #16175
zekidir. manipulatif istatistikler verir. kucuk yorumlar katar. degisik bir hayran kitlesi var. dusundum de degisik degil. sadece kalabalik.
(0)



16187 #4  #16187
insanları çok kızdırsa da başarılı yazardır. yani başarısı reaksiyon alabilme yeteneğindedir. değilse görüş ve fikirlerini pek tasvip edemem, ha bazen cidden doğru yazar o zamanlar ayrı. bir şekilde kendini ciddiye aldırabilmesini en büyük yeteneği olarak görüyorum
(0)



20636 #5  #20636
son yaptığı maden işçileri görüşleri ile kötü bir imaj sergilemiştir. kendisini çok severim ve yazılarını da ilgiyle takip ediyorum. aslında bu tarz hükümet karşısın da böyle olayların olması bizim müstehakkımızdır demek istedi ama maalesef uslupu çok kırıcıydı.
(0)



20646 #6  #20646
dediği lafların altına imzamı atarım. kendisi her daim kabul edilmek istenmeyen doğruları dile getiren yazardır.
(0)



20866 #7  #20866
kral çıplak diyen yazardır. bu yüzden, dokuz köyden kovulma tehlikesi ile karşı karşıyadır.
(0)



20875 #8  #20875
söyledikleri "krak çıplak"iın ötesinde. insanları çıldırtacak derecede ihmallerin olduğu bir kaza sonucu 300 ölü verilen her düzgün memlekette nasıl hükümet, ilgili bakan istifa etmek zorunda bırakılırsa, söylediği sözü söyleyen bir gazeteci de aynı şekilde istifa etmek zorunda bırakılır.

tekrar tekrar dinledim söylediklerini, çok talihsiz. üzerine bir de konu ile ilgili akılalmaz derecede suçlu olan yetkililer bu olayı sömürebildikleri kadar sömürecekler, miting alanlarına kadar taşıyacaklar.
(0)



20879 #9  #20879
söyledikleri ülke genelini rahatsız etmiş olan yazardır. birilerinin bunu yapması gerekiyordu. özdil kendini ateşe atarak bunu yapmıştır.
(0)



23489 #10  #23489
uludere olayında ne kadar haklıysa soma olayında da o kadar haksızdır.
(0)



26702 #11  #26702
bugün yazarlık hayatının en uzun yazılarından birini yazmıştır. nasıl bir oyun içinde olduğumuzu, birilerinin hepimizi çok fena şekilde kandırdığını göstermiştir. işte o yazı;

elim varmıyor.

yazmıyorum.
illa ısrar ediliyor...
“bayrağı yaz!”

*

nesini yazayım birader... pkk’nın tanık, tsk’nın sanık olmasına şaşmadınız da, bayrağımızın indirilmesine mi şaştınız?
habur’da havayi fişekle karşılamalarını, uefa kupası kazanmış gibi otobüsün üstünde tur attırmalarını yadırgamadınız da, bayrağın indirilmesini mi yadırgadınız?
diyarbakır’a karışırız diyen barzani’yi akp kongresinde onur konuğu yapıp, türkiye seninle gurur duyuyor diye alkışlamalarından rencide olmadınız da, bayrağın indirilmesinden mi rencide oldunuz?

*

saçılıma karşı çıkanlara “iki cihanda lekeli” demediler mi?
türkülerinde “barutun kokusu düştü burnuma, dört bir yana istiyorum dibinden patlatayım, adamlar gibi dağlara düşeyim, tutmak istiyorum kürdistanımı” diyen şivan perver’e, barış güverciniymiş gibi, düet yaptırmadılar mı?

*

dep kongresinde, hadep kongresinde, dehap kongresinde, dtp kongresinde, bdp kongresinde, ankara’nın göbeğinde, bayrağımız indirilmedi mi?
bdp milletvekilleri, kameralar önünde, göstere göstere, kalaşnikoflu teröristlerle sarılıp kucaklaşmadı mı?
tayyip erdoğan’ın akıl hocalarından olan akp milletvekili “pkk’nın zulme karşı mücadele ettiğini” söylemedi mi?
akp yöneticisi “türk yoktur” demedi mi?
“ulus devlet allah’ın belasıdır” diyeni, “türk üst kimliği bölücüdür” diyeni, “devletten yana değil, dağdakiyle birlikte yaşamak isterim” diyeni, “türk bayrağı demeyelim, türkiye bayrağı diyelim” diyeni... “akil adam” yapmadılar mı?

*

“pkk’yla masaya oturduğumuzu iddia edenler şerefsizdir” diyen tayyip erdoğan, kiminle masaya oturdu?
apo’ya diyarbakır meydanında “ulusa sesleniş” konuşması yaptırmadılar mı?
“tsk cami bombalayacaktı” iftirasını aylarca manşet yaparlarken, “isteklerim yerine getirilmezse 50 bin kişiyle halk savaşı olur, bundan önce yaşananlar devede kulak kalır” diyen apo’nun, imralı tutanaklarını sansürlemediler mi?
apo açık açık “akp’yle ittifaka gireceklerini, kendi isteklerinin yerine getirilmesi karşılığında tayyip erdoğan’ın başkanlığını destekleyeceklerini” söylemedi mi?
bizim yalaka basın, koşa koşa gidip, kandil’deki basın toplantısını naklen yayınlamadı mı?
devletin valisi “abdullah öcalan’ı takdirle karşılıyorum” demedi mi?

*

apo posteri taşımak suç olmaktan çıkarılırken, otomobiline atatürk posteri yapıştıranlara trafik cezası kesilmedi mi?
19 mayıs yasaklanırken, tc kaldırılırken, pkk bayrağı serbest bırakılmadı mı? pkk bayrağıyla alakalı suç duyurusunu inceleyen savcılık, “sarı kırmızı yeşil renkler, pkk sembolü manasına gelmez, senegal’in gana’nın kamerun’un bayrağı da yeşil kırmızı sarıdır” deyip, takipsizlik vermedi mi?

*

pkk kurşunuyla tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuş, şeref madalyalı subayımız, pkk itirafçısının yalanlarıyla intihar ettirilmedi mi?
oslo kepazeliği yüzünden mit müsteşarı’nı ifadeye çağıran savcı, anında uçurulmadı mı?

*

ismet inönü’ye “hitler” denmedi mi?
sabiha gökçen’e “soykırımcı” denmedi mi?
şehitlere “kelle” apo’ya “sayın” denmedi mi?
şehitlere kelle dediği için tayyip erdoğan’ı “üç kuruş” tazminata mahkûm ettiren avukatı, silivri’ye göndermediler mi? bu tarihi kararı veren kadın hâkimi, adalet bakanının talimatıyla yargılamaya kalkmadılar mı?
gazilere haciz gelmedi mi?
şehit babasının kapısına icra dayanmadı mı?
10 şehidimizin toprağa verildiği gün, tayyip erdoğan şarkıcılarla beraber somali’ye gitmedi mi? 8 şehidimizin toprağa verildiği gün, dışişleri bakanımız, başbakanımızın eşi ve kızıyla beraber myanmar’a gidip, myanmarlılara ağlamadı mı? 15 şehidimiz varken, akp milletvekili stadyumda sünnet düğünü yapmadı mı, bakanlar kirve olmadı mı? 25 şehidimiz varken, akp’nin valisi akp’nin necdet beyine sucuk hediye etmedi mi?

*

libyalıları, filistinlileri, yemenlileri, mısırlıları, suriyelileri ambulans uçaklarla türkiye’ye getirip, özel hastanelerde ücretsiz tedavi ederken, cumhurbaşkanına hediye edilen beygiri bile özel uçakla ankara’ya getirirken... şehitlerimizin tabutlarını kamyonet kasasında taşıyıp, gazilerimizi şehirlerarası otobüsle göndermediler mi? gaziler, otobüs biletlerini bile kendi cebinden ödemedi mi?

*

“parası olan var, olmayan var, parası olan bastıracak parayı, askerlikten kurtulacak, parası olmayan askerlik yapacak, ben şahsen tayyip erdoğan olarak böyle bir sorumluluğun altına girmem, referandum yaparım, çünkü biz kimsesizlerin kimiyiz” dedikten sonra, şak diye, bedelli çıkarmadılar mı?
“ensesi kalınsa, canı sağ olsun, garibansa, vatan sağ olsun” demediler mi? analar ağlamasın ayağıyla, kaçanın anası ağlamaz’a getirmediler mi?

*

anayasa mahkemesi önündeki “adalet nöbeti”nden tek kelime yayın yapmayan şerefli(!) basınımız, diyarbakır belediyesi önündeki anneler nöbetinden 7 gün gün 24 saat canlı yayın yapmıyor mu? diyarbakır’daki anneler anne de, ankara’dakiler kelaynak sürüsü mü? diyarbakır’daki annelerin evlatları pkk’nın elinde esirken, subay annelerinin evlatları kendi ordusunun elinde esir değil mi?

*

hukuku eğip büküp, imralı’yı kandil’i meşru hale getirirlerken... anayasa mahkemesi gayrimilli ilan edilmedi mi?

*

tüsiad’a vatan haini diyenlerin, pkk’ya vatan haini dediğini duydunuz mu?

*

pkk cirit atarken, ömrünü terörle mücadeleye adamış genelkurmay başkanı terörist suçlamasıyla müebbet hapse mahkûm edilmedi mi? “bayrağı korumaya yeminli” kuvvet komutanlarımız, pırıl pırıl subaylarımız hapse tıkılırken, akp’nin cankuşu hilmi efendi “kasaptaki ete soğan doğramam” demedi mi?

*

imralı’yla muhabbete gıkını çıkarmayan necdet bey, hasdal’da söyledikleri afişe edildi diye chp’yi mahkemeye vermedi mi? imralı legal de, hasdal illegal mi?

*

kışlaya molotof atıp, askeri üsteki bayrağımızı indirdiklerinde, necdet bey’in sabrı taşmazken... aynı necdet bey, sessiz çığlık eylemine katıldı diye, emekli tümgeneralin eşi derya beştepe’ye “orduevine giriş yasağı” koymadı mı?

*

ve, hâlâ diyorsunuz ki, indirilen bayrağımızı yaz... neyini yazayım birader? sıkmayın canınızı, hindistan’da pakistan’da olur böyle şeyler mi diyeyim?

*

bayrak düşerse...
vatan düşer.

*

saklı gizli yok, her şey gözünün önünde cereyan ediyor... bir daha oy ver, türk bayrağını indirdikleri askeri üsse kürdistan bayrağı diksinler mi diyeyim?


(http://sosyal.hurriyet.com....)
(0)



26870 #12  #26870
enter kralı.
(0)



30319 #13  #30319
iktidarın gizli destekçisi olduğunu düşündüğüm köşe yazarı. bunca zaman hükümet aleyhine en ufak laf eden topa tutulurken bu adam hayatını muhalifliğe adadı ve kimseden buna karşı ses çıkaran olmadı. bu durum beni sürekli olarak şüphelendirmiştir.
(0)



35055 #14  #35055
bugünkü yazısı hürriyet gazetesi tarafından yayınlanmayan yazar. bu gelişmenin ardından istifa ettiği söylentileri dolaşıyor. işte yayınlanmayan o yazısı ;

"başbakan kim olsun?

valla benim içimden geçen isim, bilal…
birincisi, devlette devamlılık esastır, devlet dediğin babadan oğula’dır.
ikincisi, hiç unutmam, 2005 senesinde brüksel’deki nato zirvesinde, abd başkanı bush, ingiltere başbakanı blair ve bunun babası bir araya gelmişti, bush parmağıyla bunu gösterip “çalışıyor mu bu” diye sormuştu, babası “çalışıyor” demişti, bush da daha bi saniye önce çalışıp çalışmadığını bile bilmediği halde “çok akıllı bi çocuk” demişti, blair de gülerek “tıpkı babası gibi” demişti.
üçüncüsü, bush’la blair haklıydı, hakikaten çok zeki bi çocuk… küçükken okuyacak parası bile yoktu, remzi’nin bursuyla okudu. şimdi, çalışarak kazandığı paralarını 48 saat sıfırlıyor, hâlâ 30 milyon avrosu kalıyor, zekâsını düşün yani.
dördüncüsü, milletvekili olmasına filan gerek yoktur, doğuştan milli egemendir, “23 nisan” doğumludur. seçim meçim yapılmasın, çocuk bayramı’nda makama oturtulsun, bi daha kalkmasın, ister assın ister kessin.
beşincisi, vakıfçı olduğu için memlekete dair her mevzuya vâkıftır… babası ne zaman sıkışsa onu arar, telefon eder, fenerbahçe’yi şöyle yap der, telefon eder, şu işadamını kucağa oturt der, telefon eder, çiftlik ne oldu diye sorar. gerçi biraz yavaş anlar, ha bire anlamadım babacım der ama, olsun, o kadar kusur kadı kızında da olur, imam oğlunda da olur. bilal’den şahane başbakan olur.
*
bilal olmazsa…
hayırsever rıza cuk oturur.
*
o da maaşallah bilal gibi zekâ küpü, henüz 26 yaşındayken 86 milyar dolarlık altın ihracatı yaptı.
ayrıca… bakanların yarısı zaten emrinde.
hayırsever olduğu için, seviyor bakanlarımızı. kimine kol saati alıyor, kimine takım elbise alıyor, kimine çikolata kutusu gönderiyor. bakanlarımız da onu seviyor. mesela, içişleri bakanımız gerekirse önüne yatıyor.
başbakanımız “yuh çekersen, tokadı yersin” diyor, vatandaşları yumrukluyor, yerlerde tekmeletiyor, rıza da “hırsız var” diyeni, korumalarına yakalattırıyor, ağzını burnunu kırdırtıyor.
tam halef-selef olsun.
böyle başa böyle tarak olsun.
*
yok eğer, rıza da uymazsa…
müteahhit cengiz olsun.
*
malum “tecavüz kaçınılmazsa, zevk almaya bak” derler, nasıl olsa milletin orasına koyacak, bari başbakan olarak koysun. ahaliyi donuna kadar soymalarına rağmen, ahali itiraz edeceğine “soyuyorsa beni soyuyor, sana ne” diye kavga ediyorsa… “gör bak, milletin orasına koyacağız” diyen müteahhit cengiz’e törenle plaket veriliyorsa… allah yardımcımız olsun, müteahhit nihat da bu cengiz’in başbakan yardımcısı olsun.
çünkü n’aapsın bu şartlarda nihat, koymazsa kabahat.
*
müteahhit cengiz de olmazsa…
sayın apo olsun.
*
hatırlarsınız, tapesi sızmıştı, “tayyip’in beni üçüncü kişi olarak konumlandırması tesadüf değil” demişti. nedir devlet protokolü? birinci kişi cumhurbaşkanı, ikinci kişi meclis başkanı, üçüncü kişi başbakan… e madem öyle, tesadüf olarak kalmasın, resmiyet kazansın, “yeni türkiye” protokolüne geçilsin. apo tek başına başbakan olmasa bile, hiç olmazsa eşbaşbakan olsun.
*
yasin el kadı, dışişleri bakanı olsun. recep ivedik, kültür bakanı olsun. orhan gencebay, bülent ersoy, hande yener, mustafa sandal, alişan, cengiz kurtoğlu, berdan mardini, ece erken, şafak sezer kabineye girsin, burhan kuzu gene bi şey yapılmasın, düz milletvekili kalsın, delirsin. acun, hükümet sözcüsü olsun.
*
google’dan ayet sallayan, bakara makaracı egemen bağış’ı da ekmeleddin’den boşalan islam işbirliği teşkilatı’nın başına getirdin miydi, tadından yenmez gari."
(0)



35079 #15  #35079
hürriyet gazetesi yayınlanmayan yazı ile ilgili açıklama yapmış;

"yazarımız yılmaz özdil’in bugün yayınlanması gereken yazısında, doğan yayın ilkeleri’ne aykırı bazı ifadeler yer alıyordu. ancak özdil, değişiklik yapmak yerine yazısının yayınlanmamasını tercih etti. okurlarımızla bu bilgiyi paylaşırız."

iyi güzel de sayın doğan yayın grubu nerde kaldı ileri demokrasi, nerde kaldı ifade özgürlüğü, nerde kaldı tarafsız yayın.
(0)



35100 #16  #35100
sansür denen şeyin kökenini yalnızca hürriyet'e veya basına bağlamamak lazım gelir. bu sansürün arkasında hiçbir şeye tahammülü olmayan insanların olası baskı ve davranışları yer almakta. yani ortamda bu yazıya yetecek kadar özgürlük varsa bile basın patronları sadece basıncılık yapmadıklarından ötürü bu tip sansür anlayışlarına girebiliyorlar. sayın yılmaz özdil'in başına gelen bu olayın ardında tahammülsüz bir totaliter otoriteden çekinen bir medyacı anlayış var. keşke göğüs gerebilecek yürekleri olsaydı.
(0)



Tümünü Göster [16]

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

fethiye escort dikmen uydu elektronik
Son Yapılan Yorumlar: