türk medyası

türk medyası

Tümünü Göster [5]

35989 #1  #35989
dünyadaki basın ve yayın organları sansasyona meraklıdır. çünkü, kamuya bilgi verme, kamuyu aydınlatma gibi toplumsal bir görevi olsa da hemen hepsi, ticari kurumlardır. dolayısıyla, en son noktada amaçları para kazanmaktır, kar etmektir. bunun içinde basılı yayınsa daha çok satmak, görsel yayınsa daha çok izlenmek, yeni moda internet medyası içinse bol 'tık' almak önemlidir. bu sayede hem satıştan, hem de reklamdan kar etmek zorundadır.

ancak, medyayı, sıradan bir ticarethaneden ayıran temel unsur, toplumu yönlendirebilme yeteneğidir. gazetelerde (internet haberciliği ve görsel habercilik için de aynısı geçerli) atılan manşetler, hazırlanan haberler, yapılan yorumlar, kullanılan dil, toplumu kışkırtabilir, sevindirebilir, üzebilir, sinirlendirebilir. bu tamamen bu kurumun başındaki insanların insiyatifi altındadır.

türk medyası deyince, son yıllarda çift başlı bir kutuplaşmadan bahsedebiliriz. hükümete muhalif-yarı muhalif medya, bir de hükümetin yanındaki 'yandaş medya'. ikisine de bakınca aslında yok birbirinden bir farkı diyorsunuz. sürekli tüm toplumun şok altında olduğunu varsayan spotlar, sahte olduğu apaçık olan yabancı menşeili haberler, taraflı, taraflı olmasından daha önemli dürüst olmayan köşe yazıları, mide bulandırmaktan başka bir işe yaramayan yarısı düzmece 3. sayfa haberleri, vakit ve sayfa doldurmaya yarayan 'hayvanat bahçesindeki panda' haberleri.

tabi medya deyince sadece habercilik anlaşılmasın, öte taraftan her biri birbirine benzeyen, senaryo, prodüksiyon, oyunculuk, devamlılık gibi konularda hadi abd 'yi geçtim de, avrupa 'daki eşdeğerlerinin çok ama çok gerisinde kalan, aceleye getirildiği belli olmasına karşın, her akşam ana akım medya televizyonlarının 4 saatini kirleten diziler, doğruyu bulmaya değil de, beslendikleri kesime şirin gözükme çabasında olan 'sözde' gazetecilerin yaptığı ve haber kanallarının akşam 4 saatine tecavüz eden 'tartışma' programları, gündüz kuşağında, abd 'nin toplumu uyutmak için kullandığı formatları türkiye 'ye uyarlayarak çirkinliğin türk televizyonlarına taşındığı 'kadın' programları, kese kese kuşa dönen yabancı ve yerli filmleriyle bir lağım çukurunu andıran türk medyası artık iyice batmaktadır. aman efendim ben belgesel ve cnbc-e izliyorum 'çakma ve aptal' entelliğe girmeyeceğim, yine yapın dizileri, yine yapın tartışma programlarını, yarışmaları, ancak içinde kalite olsun, izleyen zevk alsın, sadece vakit geçirmesin..

spor medyası derseniz zaten dillere destan, bir entry değil, 12 cilt ansiklopedi yazılır pespayeliği ve soytarılığı için. süleyman seba gibi bir insan vefat ettiğinde, bir futbol takımının eski teknik direktörünün cinsel hayatını manşete taşıyabilecek kadar alçalan, 100 'lerce uydurma, yalan transfer haberiyle kendine güldüren, özellikle derbi maçlar öncesi kişilerin konuşmalarını çarpıtarak 'x 'den y 'lileri kızdıracak açıklamalar' gerizekalılığını devamlı olarak manşetlerine taşımasıyla, amigoluktan başka bir işe yaramayan köşe yazarlarıyla bir alemdir bizim spor medyası. bayrak taşıyıcılarının, en çok nemalananların, ahmet çakar, erman toroğlu, rasim ozan kütahyalı, serhat ulueren ve ertem şener 'in olduğu bir topluluktan da kalite ve düzey beklemek zaten bizim için bir fanteziden öte değildir herhalde.

tek tek örnek vererek bu ucube yapıya daha da hakaret edebilirim, söylediklerimi doğrulatabilirim. buna gerek yok, yarın gidin, akit, posta, zaman, türkiye, star gazetelerini alın, okuduktan sonra tv 'nin başına geçip izleyin, sonra milliyet 'in internet sitesine girin, en sonunda da beyaz futbol adlı programı izleyin, sonra da gelip buraya bu entrye artı oy verin..

aslında her şey bu kadar basit..
(0)



71692 #2  #71692
ağzın ucuna kadar gelip de söylenemeyen şeylerin muhatabıdır, olmayandır.
(0)



79600 #3  #79600
havuz medyası'da muhalif medyası'da birbirinden çöptür. bunu neden söylediğimi içinde olan ya da girip çıkan insanlar anlarlar. 1 kere tanıdığınız yoksa sürünürsünüz. saçma sapan bölümlerde bir de mobbing yersiniz. ben bunları yaşamadım pek tabi. direkt olarak köşe yazarlığıyla başladım havuz medyasının bir internet portalında. ondan sonra da muhalif medyaya geçtim çünkü bir atatürkçüyseniz ve kişiliğiniz bazılarının torpilini görmezden gelemiyor. bir de açık sözlülük var ise düşündüğünüz her şeyi yazıp çizip, sosyal medya aparatlarından yazarsanız işte o zaman size 'dur' derler. hatta bir lavuk vardı yurtdışı bölümünde çalışan bir akp'ye yakın gazetenin, hemde sağlam olan, adamı takipten çıkardım diye bana 'sana buradan bundan sonra iş yok' demişti. bende gerekli cevapları ağzına tıkıp engellemiştim. ve o lavuk artık tv'lere filan çıkıp 'araştırmacı gazeteci' etiketiyle yorumlar yapıyor. şaka gibi. adamın yabancı dili yok. sağdan soldan çaldıklarıyla bir yere geldi ah bu torpil özetle. isteseydim girer miydim? pek tabi bosphorus global türkiye'ye geldiğim anda çağırmıştı ünlü bir akapeli yazar vasıtasıyla. ben gitmedim. iyi ki gitmedim. yeni bir engin ardıç olmak istemezdim. ehehe.

gelelim muhalif medya'ya:

burada 2 grup var:

solcu / atatürkçü grup ve liberallerle, muhalifliği tamamen türkiye karşıtlığı olarak anlayan çakma solcu grup: (ek: bbc türkçe gibi olanları da ekleyebiliriz)

liberalleri biliyorsunuz zaten nerede türkiye cumhuriyeti aleyhine işler hemen oradalar. yaptıkları sadece bu. hasan cemallerin öğrencileri başı çekiyor. kendileri gibi düşünmediğin anda her yerden aforoz edilirsiniz. hiç sekmez. değil köşe kapmak, kitabın mı var? onun röportajını bile yaptıramazsın. o derece kin güderler. sorsan hepsi barıştan yana, yersen.

atatürkçülerin ise oldukları yer cumhuriyet gazetesi, aydınlık gazetesi gibi mecralar ve onların alt çöplük haber siteleri. ( cumhuriyet can dündar ve türevlerinden kurtulunca eski tarzını yakaladı, azıcıkta olsa muhaliflikleri diğerleri gibi hainlik ile eş değer değil )

bunlar biraz daha iyi en azından ülkelerinin iyiliğini düşünüp, akape medyası karşısında savunma hattındalar. lakin birgün, sol haber ve evrensel gibi değiller. şehit yazmasını bilecek kadar saygılılar özetle.

bir de çalmaya bayılırlar. izinsiz patlama olsun ya da x bir haber olsun anında alırlar. elin amerikalısı, ingilizi hatta fransız haber kanallarının çalışanları sizden izin ister. lakin bunlar da öyle bir şey yok. yüzsüzlük konusunda yüksek lisans yapmışlar.

özetle 1 senedir bu işlerin içindeyim. gelmeyin tünelin ucu hakikaten bombok..
(0)



81372 #4  #81372
21 mart 2018 doğan medya grubunun satılması kesinleştikten sonra muhalif 3 kanal kaldı. bunlar ise; fox tv, ulusal kanal ve halk tv diyebiliriz. muhalif gazete olarak ise sözcü, cumhuriyet,birgün gibi gazeteler kalmıştır. yani daha açıklayıcı olmak gerekirse; doğan medya grubunun satışıyla birlikte türkiye’deki 29 gazeteden (spor, ekonomi ve yabancı dilde yayın yapan gazeteler hariç) 21’i hükümetle yakın ilişkide bulunan patronluk yapısına sahip olmuş olacak. oran olarak ifade edildiğinde ise gazetelerin yüzde 73’ünün akp kontrolünde olduğu görülüyor. hükümet çizgisinde yayın yapan gazetelerin toplam gazete tirajı içerisindeki payı ise yüzde 90’ı buluyor.

not: star tv zaten akp'nin elinde. onu muhalif diye saymaya gerek yok.
(0)



81373 #5  #81373
devlet ekonomide bu kadar aktif olduğu ve hukuk devleti yerine guguk devletimiz olduğu sürece mevcut hali olağan olan medya
(0)



Tümünü Göster [5]

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

fethiye escort dikmen uydu elektronik
Son Yapılan Yorumlar: