alter itiraf

alter itiraf

Tümünü Göster [81]

11277 #21  #11277
insan değilim, neyse açıkladım burada, içim rahat etti...
(0)
11455 #22  #11455
gerzek bir huyum var.

11 yaşımdayken klasik gitar çalmaya başladım. hocamın bana öğrettiği ilk akorlardan birisi-gayet düz bir anlatımla-:
"2 aşağı 2 yukarı 1 aşağı 1 yukarı vurmam" şeklindeydi.
ben yıllar içinde bunu evirip çevirdim ve okuduğum, yazdığım, dinlediğim çoğu şeyin bu akor kıvamında, yani 6 heceli olması konusunda direttim. örnek:
be-nim mal-ca bir hu-yum var.
toplam hece sayısı 8. yani 6'nın tam katı değil. dolayısıyla bu cümleyi içimden üç kere okurum:
be-nim mal-ca bir hu-yum var.
be-nim mal-ca bir hu-yum var.
be-nim mal-ca bir hu-yum var.
oldu mu 24? artık 6'nın katı. derin ve rahat bir nefes alabilirim.

bu kıytırık mesele yüzünden okuma hızım yavaşladı, insanlara geç cevap vermeye başladım. bir türlü de kafamdan atamıyorum. mesela tren diyeceğim. bu düzene uymuyorsa ti-ren şeklinde ayırmak gerektiğini hissediyorum. böylece 1x6 kere değil 2x3 kere ile daha hızlıca sonuca ulaşabilirim.

bu da benim derdim sözlük. çok mutsuzum.
(1)
11468 #23  #11468
itiraf etmeliyim ki sözlük, bir süredir hiç mutlu değilim gibi. melankoliye yürekten bağlı ben ama bir o kadar da ufacık şeylere saçma sapan heyecanlar duyan , mutluluk çıkartan ben gitti yerine büyük anlamlar , büyük mutluluklar arama telaşı olan düz bir kadın geldi sanki. bu beni korkutuyor.
(0)
12793 #24  #12793
son bir kez karşılaşabilseydik keşke. keşke duygularımı bu kadar bastırmasaydım. iyi biriydi belki beni anlardı. korkuyorum bu kadar kontrollü olmaktan.
(0)
15776 #25  #15776
yaşadığım zamanı sevmiyorum sözlük. 70'li ya da 80'li yıllarda yaşasaydım gençliğimi keşke diyorum. hani insanların aşklarını mektuplarla anlattığı, havalar ısınmaya başlayınca yazlık sinemaları doldurduğu, televizyonun bile lüks sayıldığı yıllarda. özdemir erdoğan'ın pervane'sini taş plaklarından dinlemek, selvi boylum al yazmalım filmini sinemada izlemek istiyorum.
ha bir de 15 dakika öncesini bile özleyecek kadar geçmişe hayran olmak psikolojik bir sorun mudur acaba diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
(0)
16555 #26  #16555
bazen mutlu bir adam olmak istiyorum. klişe olmak. bizim bakkal mustafa gibi olmak istiyorum lan. ne bileyim; işe girmek istemek, okul bitirmek istemek, askerliği yapıp iki ay 11 gün içinde evlenmek istiyorum. çok güzel şeyler olduğundan değil, kendimden ve kendim ile örtüşen her şeyden nefret ediyorum bazen; ondan istiyorum. ama cesaretim yok; insanların kendileri olmamak için götlerini yırttığı şu dünyada kendim olmamak için yeterli cesaretim yok. gelmiş geçmiş en büyük korkağım sanırım.
(0)
17165 #27  #17165
hüzünlü şarkıları dinlerken bazen kendime, yaşadığım ufak ruh değişiklilerine gülüyorum.

(http://www.youtube.com/watc...) ezginin gunlugu'nden şu enfes şarkıyı, gemi'yi dinlerken arkaplanda da football manager oynuyorum.

farkettim ki şarkıyı dinlerken kontratı seneye bitecek yüksek ücretli yaşlıca oyuncuya vefa örneği göstererek çılgın bir kontrat önermişim, sonra bütün takımı da yoruldu diye tatile göndermişim, idmanları kısmışım.

müzik kesilince fark ediyorsun bunları tabii, hayir biri arayıp bir şey istese hemen evet diyeceğim ki neyse ki saat gece yarısı, kim arayacak bu saatte :)
(0)
20270 #28  #20270
lan soma veya tüm facialar bana hayatımın aslında boktan olmadığını hatırlatıyor bu ülkede ne adam gibi dertlenebiliyorsun ne mutlu olabiliyorsun.
(0)
25711 #29  #25711
sene 2012, yer izmir.

yoğun geçen vize haftasından sonra ev arkadaşımla kafa dağıtmak için alsancak'a gitmiştik. muzaffer izgü, gazi kadınlar falan derken her izmirli gibi soluğu kordon'da biralarımızı lıkır lıkır yudumlarken aldık.

biralarımızı bitirdikten sonra güzel havanın nimetinden faydalanmak üçün sahilde biraz yürüyelim dedik. epey yürüdük, limana kadar gelmişiz. sonra aynı yolu gerisingeri dönerek eve dönmek amacıyla hocazade camii durağında eshot beklemeye koyulduk. 70 numaralı eshot geldiğinde cüzdanımdan kenkartımı almak için elimi göt cebime attım. fakat o da ne? cüzdan yok, düşmüş, kayıp. ev arkadaşımla tabiri caizse alsancak'taki bütün taşların altına değin baktık yok yok. cüzdanımda 300 tl civarı para, bankamatik kartları, kimliğim ve bir adet prezervatif olduğu için haliyle panikledim. şimdi prezervatif konusunda parantez açmak istiyorum. bu naneyi hayatım boyunca hiç kullanmadım, kullanma gereksinimi dahi duymadım, hepsinden öte takmasını bile bilmem. o sırada cüzdanımda ne işi olduğu konusunda da hâlâ bir fikir sahibi değilim. bu parantezi niye açtığımı aşağıdaki satırlarda öğreneceksiniz.

neyse..

ben bari bankamatik kartlarını iptal ettireyim de milyon dolarlık alışveriş yapılmasın diye müşteri temsilcisine telefon ettim. işte bağyan böyleyken şöyle ne yapmamız gerekiyor falan kadın bana kartımın şu an basmane polis karakolunda olduğunu, gidip oradan alabileceğimi söyledi. artık kartımın yeri nasıl tespit edildi falan o konuda hala net bir bilgi yok kafamda, o anki telaşla zaten bunu düşünemezdim de. neyse doğruca karakola gittik ve cüzdanıma kavuştum. ben her normal insan gibi cüzdanımdaki 300 tl'den umudumu kesmişken cüzdanı bulan şahıs ya da şahıslar paraya ve ötekilere dokunmayıp prezervatifimi almışlar.

vay alçak herifler! hâlbuki ben onun içini suyla doldurup şişirip şişirip patlatacaktım.
(0)
26009 #30  #26009
az önce 12 yıl boyunca beraber okuduğum 22 yıllık yakın bir arkadaşımın şu anda evlendiğini facebook'dan gördüm ve düğüne çağırılmamış olmak içimi burktu. 8 ay önce evlendiğimde onu düğünüme davet etmiştim ve işi yoğun olduğu için istanbul'dan ankara'ya gelemeyeceğini söylemişti.
(0)
26523 #31  #26523
pazar günü sokakta bir sürü insan köpekleri bekliyorum diye bana dikkatlice bakarak geçti. köpek vitamini bilmediğim için insanlarin kullandığı vitaminlerle bir köpeğe bakıyorum. herkes ama herkes deli herhalde yazık diye acıdı bana. üstüm başım dökülüyordu zira.ama bu değil mesele. geçen insanların hepsine baktım kendimi hiç birine yakın hissetmedim sanırım artık ait olma duygumu kaybediyorum. eğer illaki bir yere yakin olmam gerekiyorsa köpeklere yakın hissettim. evleri ve yarınları bile olmayan ama yine de yaşayabilen o köpeklere...
(0)
26595 #32  #26595
belli etmemeye veya kondurmamaya çalışsam da bedenen bir daha eskisi gibi olamama düşüncesi içimi kemiriyor.
(0)
26640 #33  #26640
an itibarı ile zamanında hayatımın geri kalanını paylaşma hayalleri kurduğum eski sevgilimin başka biriyle yaşamaya başladığını öğrendim. zaten biliyordum böyle olacağını, beklediğim bir şeydi yani ama yine de şaşırıyor insan. nedense o kadar üzülmedim, normalde çok çabuk kırılan ve hemen bebeler gibi ağlayabilen biriyim maalesef. ama bu sefer yaklaşık 5 dakika hiçbir şey yapmadan durdum olduğum yerde, derin bir nefes alma ihtiyacı hissettim ve sadece bu yeni haberi düşündüm. kendime sordum, onu hala seviyor muyum? hayır. zaten biriyle beraber olduğunu biliyor muydum? evet. bu haberi zaten uzun zamandır bekliyor muydum? evet. bu konuda yapabileceğim bir şey var mı? hayır. sana bir şekilde geri dönse yeniden güvenip kabul eder misin? hayır. çok mu üzgünsün? hayır. e o zaman sorun ne? bilmiyorum.

insanları takıntı haline getirmek bir kişinin kendine yapabileceği en büyük kötülüklerden biri bence. yıprandım yeminle ve doğru düzgün bir sebebi bile yok. olayları geçmişte bırakıp hayatına kolayca devam edebilen insanlara özenmeye başlayalı çok oldu. var mıdır bunun bir çözümü? hangi psikolog benim bu mal karakterimi değiştirebilir ki? ben bir daha bu korkuyla kimseye kolay kolay bağlanamam. yalnız öleceğim lan. neyse ki taa amerikanyadan biriyle sözleştik, 35 yaşımıza kadar ikimiz de evlenmemiş olursak birbirimize varacağız. onu da terslemiştim en son, gidip gönlünü alayım bari yavaştan...
(0)
26647 #34  #26647
babam beni birazcık sevseydi şimdiki hayatımı yaşamazdım.
(0)
26652 #35  #26652
hemen her gece içiyorum.
(0)
26805 #36  #26805
eski sevgilimi özledim
(0)
26810 #37  #26810
jägermeister bağımlısı olmak üzereyim. alkolizm moduna girmeden ice tea bağımlılığıma geri dönsem iyi olacak.
(0)
27461 #38  #27461
biraz önce sinirden kendimi öldürecek kıvama geldiğim bir olayı anlatmak istiyorum.
vardiyalı çalışmamdan dolayı çok fazla sosyal aktivitem bulunmamakta. sadece sabah vardiyalarında 5 gibi evde olduğum için akşamları değerlendirmeye çalışıyorum, bugün de o günlerden bir tanesi idi. ulan sinemaya gideyim dedim, hayatımda olmazsa olmazım olan tasarruf politikamı bugün unutarak gittim bir alışveriş merkezine, girdim nuri bilge ceylan'ın cannes film festivalinde ödül aldığı filmi olan kış uykusu'na. film 3 saat 10 dakika ve ben son seansa girdim, 20:45 seansına. film bttiğinde toplu taşıma aracı bulamayacağımın ve taksiye minimum 20 lira bayılmam gerektiğinin farkında olarak.
girdim filme ve 1,5 saat sonra ilk ara verildi. senaryodan da etkilenerek zihnimin içinde hayat üzerine felsefik düşünceler ile girdim bir tuvalete. seçtim en köşedeki pisuvarı ve başladım işemeye. neyse işim bitti, çıktım tuvaletten. baktım daha zamanım var., gideyim biraz dikileyim dedim masanın önünde. çıkardım anahtarımı, koydum masanın üstüne ve anons yapıldı.
"6.salonumuzda film başlamak üzeredir."
girdim salona, neyse izledim filmi, iyi de film idi. hatta eski kız arkadaşıma mesaj attırdı, ergen günlerime döndüm bir an. çıktım e-5 kenarına durdurdum bir taksi. bindim, pendik dedim. açtı gece tarifesini ve bastı gaza. cebimde baktım, 16,50 tl. ulan yeter mi yetmez mi diye düşünüyorum, bilenler bilir pendik köprüsünü. bende pendik itfaiyesinin orada oturuyorum. baktım taksimetreye 16 lira oldu, köprüye geldik, abi indir beni deidm, verdim 16,50 tl'yi ve gönül rahatlığı ile indim arabadan. aksi takdirde direk bir bankamatik köşesine çekip para çekmek zorunda kalacaktım.
neyse hava da güzel, yürüyorum eve doğru. anahtarımı çıkarıp tesbih gibi sallamayı çok severim, çıkartayım da sallaya sallaya gideyim dedim.
attım elimi cebime derken düştü ateş içime !!
anahtar yok, kalmış masanın üstünde !
ulan dedim unuttun anahtarı diye diye kendime küfür edip duruyorum ve saat 00:45. çıktım hemen pendik köprüsüne, bindim bir taksiye. abi dedim, yanımda hiç para yok, direk gidelim anahtarımı almaya, dönüşte vericem paranı. neyse adam aldı beni, gittik alışveriş merkezine, koşa koşa girdim içeri. kapanmış alışveriş merkezi. güvenliğe rica minnet açtırdım kapıyı. gittim sinemaya, masanın üstünde anahtar yok. salona çıkarttılar beni, aradım taradım yok. sonra güvenlik amiri geldi, nasıl birşeydi anahtarınız dedi, bende beşiktaş amblemli anahratlık deyince gelin benimle dedi, gittim verdiler anahtarımı. bile bile arattırıyolar bide herifler. gece eğlencesi olduk adamlara.
döndüm bindim taksiye, abi sür dedim pendikte herhangi bir bankamatiğe, geldik pendiğe, çektim parayı, geldim şimdi evime.
taksicinin yüzünde ibne bir gülümseme, benim yüzümde düşen bin parça ve ellerim klavyede.
işte böyle.
siz siz olun, anahtarınızın üzerine telefon numaranızı yazın ya da ev kapısına yakın bir yere bir anahtar zulalayın.
yoksa çok bankamatik gezersiniz sevgili sözlükçüler.
(0)
28448 #39  #28448
hiçbir şeye gülüp eğlenicek, ilgilenecek halim yok.
öööy-lece kendime döndüm sadece.
(0)
32744 #40  #32744
onun uykusu gelir, senin de yalancıktan uykun gelir.
o hastalanır, senin canın yanar.
o bir şeye çok sevinir, sen ondan daha çok sevinirsin.
o bi şarkıyı çok sever, sen artık o şarkıyı ezbere bilir hale gelirsin.
aç değilsindir, o ısrar ettiği için bi şeyler yersin.
bir şeyi çok istersin, o istemediği için vazgeçersin.
çünkü o senin en değerlindir, çünkü sen onu her şeyden çok seversin.

gönül ferman dinlemiyor sözlük, kaptırdık bir kere.
(0)

Tümünü Göster [81]

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Son Yapılan Yorumlar: