eşcinselliğin normal olduğunu kabul edebilmek

eşcinselliğin normal olduğunu kabul edebilmek

Tümünü Göster [7]

30688 #1  #30688
zira olay normal bir durumdur anormal yapan ise toplumun ta kendisidir. kabul etmek ya da etmemek insanın kendi isteğine bağlıdır tabi ama eğer mal değilsen de kabul edersin. saygı duymaktan bahsetmiyorum o zaten belli hele hele ailenden biri eşcinselse köpek gibi kabul ediceksin. ''normal kabul edilmez kabul edilen şey normalleşir'' yani olay sen kabul ettiğin için normal, normal olduğundan kabul ettiğin için değil. insanlar sadece üremek için ilişki yaşamıyorlar. ceviz yiyin.
(0)
37967 #2  #37967
eşcinsellik bir seçim değil bir hastalıktır aslında. hormonsal dengesizlikler sonucu ortaya çıkan bir durum.
eşcinsellerle bir sorunum yok, homofobikte değilim. fakat travestilere karşı büyük antipati duyuyorum. tuhaf tuhaf giyinen kadın kılığına girmiş erkek, kendilerini komik duruma düşürüp alay konusu ediyorlar. sonra vay efendim yolda rahat yürüyemiyoruz, özgürlük bilmem ne sloganları atıyorlar.eşcinsellik haklarını savunup lgbt'ye destek veren biri olarak bana bile garip gelirken, çoğunluğu eşcinselliği ayıp olarak gören ülkede tabi rahat edemezsiniz arkadaşım, türkiye hazır değil buna. konunun biraz dışına çıktım ama, söylemek istediklerim bunlardı.
(0)
37969 #3  #37969
(bkz: beyin bedava)

edit: beyin bedava hicivi, eşcinselliği hala normal-anormal kavramlarrı üzerinden tartışan, tür despotizminin ve etik kaygıların ki görüntü kirliliği oluşturmakla nitelendirilecek kadar sığlaşan betimlemelerin ortalıkta fink atmasına sebeb olan abdurahman çavuş kılıklı tiplere atıftır.

aslına normal-anormal kavramlarının neyi tanımlagığı, eğemen kültürün dayatmasıyla insanların nasıl bir önyargı kütüğüne dönüştüğü üzerine kafa yormak lazım. zira zevklerin ve renklerin tartışılamzlığı klişesine gömüldüğümüz ancak zevklerin ve renklerin kesinliklede tartışılması gerektiği bir çağda beğeni ölçütlerimizden , gündelik yaşantımızı düzene soktuğu varsayılan kavramların toplumun otokontrolünü sağlaması amacıyla nasılda beyinlerimize çivi yazısı misali kazındığını bir kez olsun anlamaya çalışmak zaten bu kavramların çok uzağına uçuruyor insanı. öyleki düştüğünüz yerde karşılaştığınız gerçek, bildiğiniz tek şeyin aslında hiç birşey bilmediğiniz olduğu.. .
(0)
37978 #5  #37978
yanlıştır. norm demek ortalama eğilimi belirtir. normal normlara uygun demektir. eşcinsellik normal değil, anormaldir. burada esas mesele anormal olanı kabullenebilmek, içine sindirebilmektir.

bir şey doğalsa normaldir argümanı yanlıştır. eşcinsellik doğaldır ancak normal değildir. neden? çünkü insanlar genelde heteroseksüeldir bu bakımdan normal kümesini bu grup doldurmaktadır. eşcinseller ise anormaldir, norm dışıdır yani.

eşcinselliği farklı olarak kabullenebilmek, samimiyetsiz bir normalleştirme sürecinden çok daha önemlidir. evet sen farklısın ve farklılığın benim için mühim değil demek esas modernlik, esas insanlıktır. bu bağlamda eşcinselliği normal görmekten daha çok, eşcinselliğe saygı duymak, doğal görmek (normallik doğallık farkına değinmiştim) her şeyden çok daha önemlidir.
(0)
37980 #6  #37980
eşcinsellik hayvanlar aleminde de sıklıkla görüldüğünden doğaya aykırı denemez. normalin dışındadır, azınlıktır ama doğanın bir parçasıdır.
(0)
37988 #7  #37988
(bkz: normatiflik) (bkz: normallik faşizmi) (bkz: normalliğin kökeni)

bir toplumsal dışarlama yöntemi olarak normal- anormal kavramlarının kullanımı, ortalama ve yaygın olan davranış tipinin tek doğru olarak benimsenmesinden kaynaklanmakta.
en çok psikiyatri bilimi tarafından bireyleri- dolayısıyla toplumu- bir hizada tutmak için baz alınan normallik değeri aslında beşeri ve sosyal bilimlerde öyle kesin ölçümü , skalası olan bir değer değil.
bahsettiğimiz şey fiziğin katı ve temkinli suları(buz) olduğunda dahi bazı ölçümler belirsizlikten nasiplenirken(bkz: heisenberg belirsizlik ilkesi) , sosyal bilimler gibi kişiselleştirmeye ve taraf seçmeye müsait konularda kesin konuşmak asıl delilik belirtisi sayılmalı. *
delilik konusu ve toplumsal normlar üzerine naçizane bir yazım için: (bkz: histeri)
gündüz vassaf'tan gelsin - bu aralar bu adamdan çok alıntıladım lakin hep konuya tam oturmakta, adeta ölçü alınıp terziye ısmarlanmış gibi-
--- alıntı ---

deliliğin resmi tanımlayıcısı olan amerikan psikiyatri derneği(apa), görüleri hemen hemen tüm ülkeleri etkilediği için, delilik krallığı'nı yönetimi altına almıştır. bu dernek, “iyi bir general, verdiği komutlara uyulacağını önceden bilen generaldir” özdeyişini uygulamaktadır bir anlamda. böylece,amerikan psikiyatri derneği, tüm potansiyel muhalefet kaynaklarının önünde gitmiş oluyor. örneğin, bundan elli yıl önce olduğu gibi, kadınların zekâ düzeyinin erkeklerinkinden düşük olduğu inancını taşımıyorlar artık. ona gücünü kazandıran bilim ya da bilgi değil, budur işte. bu değişim kaçınılmazdı, çünkü kadınlar oy kullanma hakkını kazanmışlardı. akıl sağlığı camiası, olası muhalefet güçlerini her zaman ustaca sezip iktidarını sürdürmesini sağlayacak değişikliği yapmıştır.

aynı şekilde, eşcinselliği bir akıl hastalığı olmaktan çıkarma kararı da 1970'lerde, apa tarafından verilmiştir. psikoloji ders kitaplarında ve psikologların eğitim programlarında yıllardır anormal olarak tanımlanan bir davranış ve kişilik biçimi, bir çırpıda anormal sayılmaktan çıkmıştır. neden? bu değişimi mazur gösterecek “bilimsel” bir tartışma olmamıştı . aslına bakılırsa, eşcinsellik önceleri bir akıl hastalığı, davranış bozukluğu olarak sınıflandırıldığı zaman da bir bilimsel tartışma olmamıştı. kararın değişmesini sağlayan, eşcinsel hareketinin gelişmesi, siyasi gücünün giderek artması olmuştu. muhalefetin potansiyel bir politik güce sahip olduğu tüm vakalarda, kurulu düzen,akıl sağlığı konusundaki ölçütlerini değiştirmiştir.
--- alıntı ---

görüldüğü üzere, aslında insan davranışı ve karakteri üzerine araştırma yapması gereken bu bilimin temel ölçütü genelde çoğulculuk olmuş. toplumun kabullenme ve benimseme oranına paralel olarak akıl hastalıkları bir bir demaladize(u:bu sözcüğü de ben uydurdum sanırsam ) edilmekte. mesela şu an kişilik bozukluğu sayılan dissosiatif bozukluk, borderline vb. durumların bir asır sonra 'kişisel özellikler' olarak görülüp haklarında tartışmanın bile abes sayılması ihtimali var *işin psikolojik boyutunu geçersek, fizyolojik ya da anatomik anlamda eşcinsellik hastalıktır iması varsa ; bunun fonksiyonel bir bozukluk olmadığı zaten uzun süredir pek çok araştırmayla kanıtlandı. azıcık okuyun, çok az .vikiyi dahi okusanız öğrenilebilecek bilgiler hala tartışma konusu yapılıyor.

bak normalde yapmam, ama bu konuda olup biteni iyi özet geçmişler o yüzden vikipediadan alıntı:

--- alıntı ---

psikoloji, eşcinsel yönelimi ayrık bir yönelim olarak araştıran ilk bilim dallarından biridir. eşcinselliği ilk hastalık olarak sınıflandırma girişimi acemi avrupalı seksolog hareketi tarafından yapılmıştır. 1886’da seksolog richard von krafft-ebing, psychopathia sexualis adlı kitabında eşcinsellik gibi üremeyle sonuçlanmayan cinsel aktiviteleri cinsel sapkınlık olarak görmüştür. eşcinselliğin hem doğuştan hem de sonradan kazanabileceğine ve eşcinselliği mastürbasyonu engelleyerek ve nevrozları tedavi ederek tedavi edebileceğine inanmıştır. sigmund freud’sa eşcinselliği kendini karşıt cinsteki ebeveyn ile özdeşleştirmenin de etkisiyle oluşmuş, psikoseksüel gelişimdeki çatışmaların bir sonucu olarak tanımlamıştır. 20.yüzyılının ortalarına kadar eşcinselliğin patolojik modelleri standarttır.

amerikan psikiyatri kurumu, amerikan psikologlar birliği ve sosyal işçiler kurumu’nun açıklaması şu şekildedir.


1952’de amerikan psikiyatri kurumu, teşhis ve istatistik kılavuzu’nu (dsm) ilk yayınladığında eşcinsellik hastalıklar kategorisinin içindeydi. ama hemen sonra sınıflandırma ulusal ruh sağlığı enstitüsü tarafından yapılan araştırmalarda kritik incelemeye maruz kalmıştır. yapılan araştırmalar eşcinselliğin bir bozukluk ya da anomali değil normal ve sağlıklı bir cinsel yönelim olduğunu göstermiştir. araştırmaların sonuçları toplandığında tıp, ruh sağlığı ve davranışsal ve sosyal bilimlerdeki profesyoneller, eşcinselliğin bir ruh hastalığı olarak sınıflandırılmasının yanlış olduğu ve dsm sınıflandırmasının önceki sosyal normlara ve popülasyonu temsil etmeyen hastaların klinik izlenimlerine dayanan bilimsel olarak kanıtlanmamış tahminleri yansıttığı sonucuna ulaşmıştır.bilimsel kanıtların tanınmasıyla[78] amerikan psikiyatri kurumu eşcinselliği 1973’te dsm’den çıkartmıştır. amerikan psikologlar birliği 1975’te aynı pozisyonu benimsemiş ve diğer tüm ruh sağlığı profesyonellerini eşcinselliğin uzun süredir bir ruh hastalığı olarak damgalanmasının kaldırılması konusunda teşvik etmiştir. sosyal işçilerin ulusal kurumu’da benzer prensibi benimsemiştir


--- alıntı ---

şu durumda eşcinselliği bir hastalık olarak sınıflayan tek elle tutulur kişi freud. onun bir asır önceden kalma, patriarkal bakış açısı temelli psikanalizini temel aldığınızdaysa zaten kadınlar dahi kadın oldukları için - fallus eksikliğinden- üstü kapalı bir şekilde pathetik gösteriliyor. fallusa kavuşmasıyla- çocuk- huzur bulan ve normale dönen bir canlı gibi tanımlanıyor kadın. freud normlardan , toplumsal rollerden her sapmayı; çocukluk çağındaki cinsel gelişim evrelerine bir müdahale ve çatışmayla ilişkilendirir.

sonuç olarak :
-eşcinsellik normal midir?
- normal olmak zorunda mıdır?
(0)

Tümünü Göster [7]

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Son Yapılan Yorumlar: