john maynard keynes

john maynard keynes

Tümünü Göster [5]

1361 #1  #1361
marx'ın öldüğü 1883 yılında doğmuş, daha 5 yaşındayken faizin ekonomideki yerini kafasını yorarak bulmuş; indian currency and finance, the economic consequences of the peace, the general theory of employment,interest and money kitaplarının yazarı,economic journel dergisinin de 33 yıl boyunca yayıncılığını yapmış ingiliz ekonomist,akademisyen. aslında hep ekonomi dünyasında ünlü olmuş birisi fakat the theory kitabıyla 1929 büyük buhranına çözüm bulduğu iddia edildiği için bununla tabana da yayılmış ünü. keynes'e göre ekonomi sürekli olarak durgun olabilir, rüzgar almayan bir gemi gibi olduğu yere çakılıp kalabilir ama tabi bu durum tasarruflardan yiyeceği için ekonomi gittikçe küçülür. sebep, iş dünyasının yeterince yatırım yapmaması, kişilerin sürekli belirsiz ortamdan kaynaklı tasarrufa yönelmeye çalışması böylece toplam talebin düşmesi. işte keynes bu noktada der ki; iş dünyası yatırım yapamıyorsa bu boşluğu devlet doldursun, aynı zamanda durgunluk halinde işsiz kalması muhtemel olan kişilere devlet doğrudan yardımda bulunsun. keynes kapitalizmin kontrol altında tutulması gerektiğini savunuyordu ama özel sektöre karşı değildi. devlet ekonomiye olağanüstü durumlarda müdahalede bulunsun her şey yoluna girince köşesine çekilsin adalet ve savunma gibi temel görevleriyle ilgilensin... uzun lafın kısası bizim makro ekonomi kitaplarının yarısına hükmeden ve görevi kapitalizmi onarmak olan keynes şunu der gibiydi "kapitalizm, devlet planlamacılarının asla özel yatırımı yerinden ederek değil, ama harcama musluğunu açıp kapayarak özel sektöre destek olarak kontrol edilmeli" keynesçi iktisat 1930-1965 arası iktisat dünyasına hakim oldu fakat daha sonra geri plana atıldı. atılması normaldi çünkü yoğun harcamayı teşvik eden keynesçi politikalarla, daha rasyonel alıcı-satıcıları hedefleyen ve münferit piyasaların merkeziliğini vurgulayan marshallcı mikro ekonomi uzlaştırılamadı, aynı zamanda enflasyonist dönemlerin uzun sürmesi de keynesçi görüşün uygulanma alanını daralttı.
(0)
1370 #2  #1370
önerdiği ekonomik politikaların kısa vadeli çözümler olmasına karşın, uzun vadede ne olacağı sorulduğunda, "in the long run we are all dead" yani "uzun vadede hepimiz ölüyüz" cevabını verme dürüstlüğünü göstermiştir.
(0)
58447 #3  #58447
john-maynard-keynes 561b1b8138756.jpg
modern makroekonominin babası, 1883'te alemlere rahmet olsun diye gelmiş zat

ingiltere'nin hali vakti yerinde ekonomist bir babanın oğlu olarak dünyaya gelmiştir. cambridge'de alfred marshall ile tanismistir ki, marshall o dönemin en büyük ekonomistlerinden birisidir. felsefe, matematik, tarih derken marshall'in da gazıyla ekonomiye yönelmiştir. kendisinin meşhur olmasıysa 1919 versay antlaşması sayesinde olur. keynes müzakerelere katılmış ve aynı yıl yayınladığı the economic consequences of the peace'te "bu kafayla gidersek intikam çok uzakta olmayacak ve ikinci alman savaşı birincisinin trajedilerini unutturacak kadar korkunç olacaktır" diye yazmıştır (tabi kendisini kimse siklememistir). 1920'lerde daha çok finans ile ilgili çalışmalar yapar ve bir taraftan da almanya'nin borcunun azaltılması gerektiğine dair yazılar yazmaya devam eder.

asıl patlama yapması ve sonradan "keynesyen devrimi" olarak adlandirilacak dönemi başlatmasıyla 1929 büyük buhranı dönemidir.

peki keynes ne vaaz etmiştir
1) insanoğlu klasik iktisatçıların anlattığı gibi yürüyen fayda hesaplama makinaları değildir. hayvan ruhları vardır (bkz: animal spirits). iyi dönemde fazla iyimser, kötü dönemde fazla kötümser olurlar
2) klasik iktisatçıların iddia ettiği gibi fiyatlar ve maaşlar otomatikman kendi kendini ayarlamaz, yapiskandir. dolayısıyla kriz çıkarsa "yeterince beklersek uzun vadede ekonomi düzelir" demek yanlıştır. uzun vadede hepimiz ölüyüz lafını da bu yüzden söylemiştir. denizde fırtına varken kaptana "yeterince beklersen rüzgar duracak" demek saçmadır.
3) merkez bankalarının para politikasidir, iyidir, güzeldir hoştur ama bir yere kadar ise yarar. (bkz: likidite tuzağı)
4) ekonomiyi kısa vadede belirleyen şey toplam taleptir (uzun vadede prodüktivite). her arz kendi talebini yaratır yanlıştır aksine her talep kendi arzını yaratır. 1929 büyük buhranı gibi deflasyonist krizleri engellemenin tek yolu toplam talebi yönetmektir. elbette teknolojik değişimler ya da dış şoklar bu durumda etkili olabilir ancak bunlara güvenerek yola çıkılmaz. dolayısıyla devlet ekonomi kötüyken yani özel talep zayifken vatandaşın üzerindeki vergileri düşürüp kamu harcamaları yapmalı (new deal'de olduğu gibi köprüler, yollar vs), eğer hitler öncesi almanya'nin yaptığı gibi devlet kriz sırasında kemer sıkmaya çalışırsa tasarruf paradoksu oluşur ve ekonomi daha da küçülür. ancak ekonomi iyiyken de yani özel talep güçlüyken de vergileri yükseltip kamu harcamalarını kismalidir.

o dönemde keynes'in politikalarını adam gibi uygulayan iki ülke vardır. birincisi amerika birleşik devletleri, ikincisi de nazi almanyası. 1936'da magnum opusu the general theory of employment interest and money (istihdam, faiz ve paranın genel teorisi)'nı yayınlar. bretton woods anlaşması'nin da babalarindandir, gerçi keynes dolar yerine evrensel bir para biriminin altına bağlanmasından yanadır. aslında kendisi altını "barbarlık çağlarından kalma bir miras" olarak görmektedir ya. 1946'da hakk'a yürür

1973'lere kadar batı dünyası keynesyen ekonomiyi takip etmiştir ve bu döneme kapitalizmin altın çağı denir. ekonomi canavar gibi büyüdüğü gibi gelir adaletsizliği de azalmıştır.

bazi aforizmalari
***ekonomistlerin ve siyaset filozoflarının düşünceleri ister doğru ister yanlış olsun tahmin edilenden çok daha güçlüdür. aslında dünyayı yöneten bunlardır. kendilerini entellektüel etkiden muaf sanan pragmatik adamlarsa çoğu zaman ölmüş/modası geçmiş bazı iktisatçıların kölesidirler. gökten haber aldığını sanan koltuk sahibi çılgınlar saçmalıklarını birkaç sene öncesinin akademik yazar bozuntularından damıtırlar
***güçlük yeni fikirler geliştirmekten değil, eski fikirlerden kurtulmakta yatıyor
(0)

Tümünü Göster [5]

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Son Yapılan Yorumlar: