ömer hayyam

ömer hayyam

Tümünü Göster [8]

5903 #1  #5903
''hayyam (ebul feth ömer bin ibrahim; ömer hayyam da denir), iranlı şair ve bilgin (nişapur 1044.ay.y 1123/1136). hayatı, gençlik yılları bilinmiyor. elde bulunan eserlerinden, hayatıyla ilgili olayları anlatan bazı kitaplardan, mantık, felsefe, matematik ve astronomi konularında çalıştığı, bu alanlarda düzenli bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. hayyam (”çadırcı”) takma adını, atalarının çadırcılık yapmaları yüzünden aldığı söylenir.

ömer hayyam, zamanında daha çok bilgin olarak ün kazandı. iran’ın, selçuklular yönetiminde olduğu bir çağda yetişen hayyam, horasan ülkesindeki büyük şehirleri, belh, buhara ve merv gibi bilim merkezlerini gezdi, birara bağdat’a da gitti. zamanının hükümdarlarından, özellikle selçuklu sultanı melikşak ve karahanlılardan şemsülmülk’ten büyük yakınlık gördü. saraylarında, meclislerinde bulundu.

gerek hayyam’ın zamanında, gerek sonarki çağlarda yazılan kaynaklarda çağının bütün bilgilerini edindiği, o alanlarda derin tartışmalara girdiği, fıkıh, ilahiyat, kıraat, edebiyat, tarih, fizik ve astronomi okuttuğu yazılıdır. ebu’l hasan ali el-beyhaki onun çok bilgili bir kimse olduğunu, fakat müderrislik hayatının pek başarılı olmadığını bildirir. ayrıca zemahşeri ile uzun boylu tartışmalara giriştiğini, onun derslerine bile devam ettiğini, zemahşeri’yi, bilgi bakımından beğendiğini yazar.

hayyam’ın fizik, metafizik, matematik, astronomi ve şiir konularında değişik eserleri vardır. bunlar arasında ibni sina’nın temcid (yücelme) adlı eserinin yorum ve tercümesi de yer alır. zamanında, bir bilgin olarak ün kazanan ömer hayyam’ın edebiyat tarihindeki yerini sağlayan, sonraki yüzyılarda da doğu islam dünyasının en büyük şairlerinden biri olarak anılmasına yolaçan rubaiyat’ıdır (dörtlükler).

ömer hayyam, iran ve doğu edebiyatında rubai türünün kurucusu sayılır. sonraları aralarına başkalarının eserleri de karışan bu rubailer iki yüz kadardır. hayyam, oldukça kolay anlaşılan, yumuşak, akıcı, açık ve seçik bir dil kullanır. şiirlerinde gerçekçidir. yaşadıkları, gördüklerini, çevresinden, zamanın gidişinden aldığı izlenimleri yapmacığa kapılmaksızın, olduğu gibi dile getirir. ona göre, gerçek olan yaşanandır, dünyanın ötesinde ikinci bir dünya yoktur. insan, yaşadıkça gerçektir, gerçek ise yaşanandır. en şaşmaz ölçü akıl ve sağduyudur. insan bir akıl varlığıdır. gerçeğe ancak akıl yolu ile ulaşılabilir.

onun şiirinde zamanın haksızıkları, softalıkları, akıl almaz saçmalıkları ince, alaylı, iğneleyici bir dille yerilir. dörtlüklerinin konusu aşk, şarap, dünya, insan hayatı, yaşama sevinci, içinde bulunduğumuz geçici dünyanın tadını çıkarma gibi insanla sıkı bir bağlantı içinde bulunan gerçek eylem ve davranışlardır. şiirlerinde işlediği konulara, çokluk felsefe açısından bakar. aşk, sevinç, hayatın tadını çıkarma, hayyam’a göre vaz geçilmez insan duygularıdır, insan hayatının ana dokusu bunlarla örülüdür. bazı dörtlüklerinde filozofça derin bir sezgi, açık ve seçik bir insan severlik duygusu, gösterişten, aşırılıktan uzak bir yaşama anlayışı görülür.

hayyam kendisinden sonra gelen pek çok şairi etkilemiş, rubai alanında tek örnek olarak benimsenmiştir. batı ülkelerinde adına bir çok dernek kurulmuş, rubaileri bütün bati dillerine, bu arada birçok defa türkçeye rubaiyat-i hayyam, hayyam’ın rubaileri, ömer hayyam ve rubaileri, dörtlükler adı altında tercüme edilmiştir.''
-------------------------
şarap sonsuz hayat kaynağıdır, iç;
gençlik sevincinin pınarıdır, iç;
gamı yakar eritir ateş gibi,
sağlık sularından şifalıdır, iç.
--------------------------
dünyada akla değer veren yok madem,
aklı az olanın parası çok madem,
getir şu şarabı, alın aklımızı:
belki böyle beğenir bizi el alem!

(http://www.youtube.com/watc... )

26065 #2  #26065
rubai ustadır.

seni aramaktan dünyanın başı dertte;
zengine de göründüğün yok, fakire de;
sen konuşursun da biz sağır mıyız yoksa,
hep kör müyüz, sen varsın da görünürde.
(0)
26066 #3  #26066
cellâdına aşık olmuşsa bir millet,
ister ezan ister çan dinlet.
itiraz etmiyorsa sürü gibi illet,
müstehaktır ona her türlü zillet.

hayyam yüzyıllar öncesinden geleceği görmüş olmalı.
(0)
48887 #5  #48887
"ırmaklarından şaraplar akacak diyorsun,
cennet-i ala meyhane midir?
her mü'mine iki huri diyorsun,
cennet-i ala kerhane midir?"


"ferman sende, ama güzel yaşamak bizde:
senden ayığız bu sarhoş halimizde.
sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı:
insaf be sultanım, kötülük hangimizde?"


"kendi içmez, içeni kınamaya bayılır,
yüzünden aldatmaca, sahtekarlık yayılır.
şarap içmiyor diye kasılıp gezer ama:
yedikleri yanında şarap meze sayılır."
(0)
49027 #6  #49027
asıl adı gıyaseddin eb'ul feth ömer ibni ibrahim'el hayyam şeklinde olan harika rubaileriyle tarihe iz bırakmış güzel insan.

cihan adlı sevgilisi ile gününü gün eden, devrine bir kaç gömlek büyük gelen şair.

"bir çember çizilse merkezinde sen, kenarında ben
sen döndükçe beni görsen
ben döndükçe seni görsem
öyle bir an gelse ki; yarıçap sıfır olsa..."
(0)
70984 #7  #70984
kul olup bir güzele gönülden
geçtik her bağdan , her tövbeden
herkes koyu müslüman döner
biz putperest döndük kabeden
(0)
73851 #8  #73851
bugün yaşasa hayatı mahkemelerde geçerdi

şarap ile eğlence, aşığım benim.
küfürden, dinden kaçmak; ışığım benim.
dedim: ey gelin dünya, başlığın nedir?
dedi: o güzel gönlün, başlığım benim!

derler: aşık ve sarhoş cehennemlik olacak!
bu söz ki gönüllere sanma korku salacak.
giderse cehenneme tüm aşık ve sarhoşlar;
küçük yapın cenneti, yarın bomboş kalacak!

yıldız ve ay her zaman gökte olacak.
saf şaraptan iyiyi sanma bulacak.
şarap satan insana ben çok şaşarım,
satıp, ondan güzel bir mal mı alacak?

kimse emin değil ki şafaktan tekrar.
iste; gelsin, gül renkli şaraptan tekrar.
sen altın değilsin ki, hey aptal herif;
gömüp de çıkarsınlar topraktan tekrar!

erenlere hizmet et, ermişlikten ayrılma.
namaz kıl ve oruç tut, delilikten ayrılma.
sözün en doğrusunu, dinle ömer hayyam'dan:
şarap iç, yol kes ama; iyilikten ayrılma!

için temiz olmadıktan sonra
hacı hoca olmuşsun, kaç para!
hırka, tespih, post, seccade güzel;
ama mevla kanar mı bunlara?

tanrım; bu güzel yüze vermişsin emek,
o sümbülü koklamak, saçın' ellemek.
sonra da ona bakma, dersen, anlamı:
dolu kadehi ters tut, hiç dökme demek!
(0)

Tümünü Göster [8]

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Son Yapılan Yorumlar: